1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Meral Akşener yeni projesi ARTAGAN'ı ilk kez tanıttı
Meral Akşener yeni projesi ARTAGAN'ı ilk kez tanıttı

Meral Akşener yeni projesi ARTAGAN'ı ilk kez tanıttı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, parlamenter sistem ile güçlendirilmiş ARTAGAN Projesi'ni, "Türkiye’nin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak amacıyla hazırladık." dedi ve projenin detaylarını açıkladı.

A+A-

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Meral Akşener'in konuşmasından satır başları şöyle:

Aziz Milletim, Değerli milletvekilleri, kıymetli basın mensupları;

Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Grup toplantımıza hoş geldiniz.

ELMALI DAVASI

6 ve 9 yaşlarında, iki küçük yavrumuzun yaşadığı, korkunç olayları biliyorsunuz. Sanıklar, adli tıp raporlarına rağmen, aylar önce tahliye edilmişler.

Tutuklu yargılamayı olağanlaştıranlar, konu iki küçük çocuğumuza, vicdansızca yapılan cinsel istismar olunca, tutuksuz yargılamayı tercih etmişler. Bu insanlıktan yoksun kararda pay sahibi olan herkesi, Allah’a havale ediyorum.

Yazıklar olsun.

Hukuka ve adalete olan güvenimizin, pamuk ipliğine bağlı hale getirildiği bir dönemde, bu korkunç suçun faillerinin, aramızda geziyor olması, kabul edilemez.

Çocuklarımız çizerek anlatmışlar, anlaması gereken vicdansızlar anlayamamış.

Buradan, başta Adalet Bakanı olmak üzere, iktidarı uyarıyorum:

Milletin adalet duygusu ve vicdanıyla sakın oynamayın. Empati yoksunu yargı kararlarıyla, milletimizi tahrik etmeyin. Her bir çocuğumuz gibi, bu iki yavrumuz da bize, Allah’ın emanetidir.

Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Açılan HSK soruşturması, doğru yönde atılmış bir adımdır. Ancak, toplum vicdanını rahatlatmak ve adaletin tecelli etmesi için, süratle devamı gerekir. Süreci yakından takip edeceğiz. Her ne pahasına olursa olsun, emanetlerimize sahip çıkacağız.

whatsapp-image-2021-06-30-at-13-07-32.jpeg

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

İstanbul Sözleşmesi’nin, yürürlükten kaldırmaya kalkması üzerine, bir hukuk süreci başlattık.

Çünkü biliyoruz ki; hukuken hiçbir makam, kaynağını anayasamızdan almayan bir yetkiyi kullanamaz. Yine de bununla kalmadık, sürecin gerekçesini, bizzat Danıştay tarafından ortaya konulan, ve istisnasız biçimde uygulanan bir ilkeye dayandırdık. Neydi bu ilke? “Bir işlemi sona erdirme hakkı, sadece onu yapan makama aittir.”

Yine aynı ilkeye göre, “Bir işlem, hangi usule göre yapılmışsa, ona uyularak ortadan kaldırılır.”

Ancak buna rağmen Danıştay, karara muhalif üyeler olduğu halde, başvurumuzu reddetti. Yani Danıştay, göz göre göre, Sayın Erdoğan’ın, meclisimiz “uygundur” demeden, onaylayamayacağı bir anlaşmayı, tek başına ortadan kaldırmasına, cevaz vermiş oldu. Sözüm ona, Türk Milleti adına verdiği bu kararla da, Millet iradesinin tek temsilcisi olan, Büyük Millet Meclisimizi, yani aslında, bizzat milletimizi, devre dışı bıraktı. Verilen bu fantastik karar, yargı üzerindeki vesayetin apaçık ispatıdır.

"SAYIN ERDOĞAN: GİTTİĞİN YOL, YOL DEĞİL"

Yargıda açtığın bu gedikler, yol verdiğin bu adaletsizlikler, hem toplum vicdanını, hem milletimizin devletine olan güvenini yaralıyor. Giderayak, sırf senin gönlün olacak diye, Türk Devleti’ne zarar vermeye hakkın yok.

Yazıktır, günahtır.

"KADINLARIN MÜCADELESİ İYİ PARTİ'NİN MÜCADELESİDİR"

Buradan, Türkiye’nin dört bir yanında, çetin bir mücadele veren kadınlara seslenmek istiyorum: Ne hukuk taklaları, ne de oldu bittiler bizi yıldıramaz. Kadınların mücadelesi, benim mücadelemdir. Kadınların mücadelesi, İYİ Parti’nin mücadelesidir. Bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Sonuna kadar, “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demeye, devam edeceğiz. Ve sonunda bu çirkin zihniyet değil, mutlaka, biz kadınlar kazanacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

"SİZ BU ÖĞRENCİLERE NEDEN GICIK OLUYORSUNUZ?"

Sınava giren öğretmenlerin dahi, optik formun, ancak üçte ikisini doldurabildikleri, çocuklarımız için kabusa dönen, bir TYT-AYT süreci geçirdik. Doğal olarak, Sayın Erdoğan’a, ve eğitim gurusu ambalajıyla göreve getirdiği, Milli Eğitim Bakanı’na sormak istiyorum: Siz bu öğrencilere, neden böyle gıcık oluyorsunuz? Bir buçuk yıldır, kesintiler ve zorluklarla, eğitimlerine devam etmeye çalışan, 2 milyon 600 bin gencimizin önüne getirilen sınavın, bu kadar zor, soru formlarının da, bu kadar farklı olmasının sebebi nedir? Bu çocuklar, size ne kötülük yaptı kardeşim?

whatsapp-image-2021-06-30-at-13-07-33.jpeg

KANAL İSTANBUL

Devlet geleneğimizden, bir türlü nasiplenemeyen, kahraman ecdadımızdan, bir türlü feyz alamayan,

şanlı tarihimizi de, zaten bilmeyen Sayın Erdoğan, Kanal İstanbul’a karşı durduğumuz için, bu yanlışa ortak olmayı düşünenleri, uyardığımız, ve “iktidara gelince, size tek kuruş ödemeyeceğiz.” dediğimiz için, çok sinirlendi, ve dedi ki; “Boş konuşuyorlar. Uluslararası tahkim yoluyla o parayı, sizden söke söke alırlar.”

Şuursuzluğa bakar mısınız? Beşli çetenin ve yabancı şirketlerin avukatlığına soyunan, şu sorumsuzluğa bakar mısınız? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı çıkıyor, ve milletin gözünün içine baka baka, “O paraları sizden söke söke alırlar.” diyor. Sizden dediği kim? Milletin ta kendisi. İbretlik gerçekten.

Sayın Erdoğan; Tarafını seç. Milletinin yanında mısın, yoksa 5’li çetenin arkasında mı duracaksın? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı mısın, yoksa yabancı şirketlerin avukatı mı olacaksın? Milletin adamı mısın, yoksa lobilerin adamı mı olacaksın? Bir karar ver.

Medya üzerindeki iktidar kontrolüne rağmen, kamuoyu araştırmaları, milletimizin büyük çoğunluğunun, bu projeye karşı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Kanal İstanbul için, ayrı bir referandum yapılmamış ve halkın onayı da alınmamış. Yani milletin rızası alınmamış.

Ez cümle, Sayın Erdoğan;

Hiç heveslenme, bu parayı milletimiz ödemeyecek.  “Tiksindirici Borç Doktrini’ne” göre, Milletimize inat olarak yaptığını, bizzat kendin itiraf ettiğin, bu projeden doğan, şahsi borcunu, eğer paran varsa, bizzat sen ödeyeceksin. Yani, şayet birisi, bir parayı söke söke alacaksa, hiç kusura bakma, senden alacak. Nitekim, şimdiye kadar, söke söke verdiğin, kapitülasyon tadındaki nice tavize bakınca, şimdiden para biriktirmeye başlasan iyi edersin.

Benden söylemesi.

Kanal İstanbul için avuç ovuşturan, projeye dahil olmak isteyen, yerli ve yabancı bütün finans kuruluşlarını ve müteahhitlik firmalarını, bir kez daha uyarıyorum. Bütün bu veriler ışığında, bu “tiksindirici borcu”, milletimizden değil, bizzat, Recep Tayyip Erdoğan’dan isteyeceksiniz. Paranızı, onun şahsi hırslarına veriyorsunuz, geriye de, bir zahmet, kendisinden alacaksınız.

Bu iktidarın milletimize verecek hiçbir şeyi kalmadı. Milletimizin menfaatine kurdukları tek bir hayalleri, Memleketin geleceği için koydukları, en küçük bir vizyon bile yok. Onların tek derdi, koltuklarını korumak, tek öncelikleri, beşli çetenin kasasını doldurmak, tek vizyonları da, milletimizin varlıklarını yabancılara peşkeş çekmek.

Biliyorsunuz, geçen hafta Trabzon’daydım. Önceki gün de, Muğla’ya gittim. Milletvekillerimiz ve parti yöneticilerimiz de, dört gün boyunca, İstanbul’u karış karış dolaştılar. Milletimizin, iktidarın duymak istemediği gerçeklerini dinledik.

Trabzon’daki bir berber kardeşim,

“Aldığım 1600 lira ödenekle nasıl geçineyim?” diye soruyor. Giyim mağazası sahibi bir kardeşim, “Kirayı bile ödeyemiyoruz, işler çok kötü.” diyor.

Akçaabat’ta mağaza sahibi bir abimiz, “Köyümde, bir tane elektrik direğinden başka bir şey yok. Köydeki Cami’yi ve öğretmen lojmanını, belediyenin borcunu ödemek için sattılar. 77 yaşındayım ve hayatımın en zor 5 yılını yaşadım.” diyor.

Bir emekli vatandaşımız haklı olarak sitem ediyor.

“Ben emekliyim. 2 bin yılından önce emekli olanlar, intibak yasasıyla, benim maaşımı geçti. Biz mağdur olduk.” diyor.

Ortahisar’daki bir çantacı kardeşim,

“Şu koca valizi, 25 lira kârla satıyorum.

“Bunu satınca, yerine yeni mal alacak durumum yok, bu çarkı döndüremiyorum.” diyor.

"TÜRKİYE'NİN HER KÖŞESİNDEN AYNI ŞİKAYETLER YÜKSELİYOR"

Muğla’da bir anne kulağıma eğilip, “Akşama evde yemek yok Meral Hanım, yemek.” derken, iktidar medyasına göre, batı bizi kıskanıyor.

Bakın size, gencecik bir kardeşimizin isyanını aktarayım.

Kendisine söz verdim.

Diyor ki;

“Ben bu vatanın, ben bu milletin çocuğuyum. Benim yaşımdakiler, yurt dışından geliyor, burada tatil yapıyor, ben de onlara hizmet ediyorum. Ben bu vatanın evladı değil miyim? Türk Halkbilimi okuyorum. Ülkeme hizmet etmek istiyorum. Ama önüme taş koyuyorlar. Kendi çevrelerindekilere 5 maaş veriyorlar, bizi de ülkemizi terk etmeye zorluyorlar.” Aynen böyle diyor.

Haklı mı?

Haklı.

Bugünü kaybettik.

Bu kafayla gidip, gençlerimizin sesine kulak vermezseniz, yarını da kaybedeceğiz.

İSTANBUL TÜRKİYE'NİN FOTOĞRAFIDIR

Partimizin milletvekilleri ve yöneticileri, iki hafta üst üste, İstanbul sokaklarındaydı. 39 ilçede esnafımıza, emeklimize, işsiz gençlerimize kulak verdiler. İstanbul, Türkiye’nin fotoğrafıdır. İstanbul’daki bir tatlıcı kardeşimiz milletvekilimize diyor ki; “Önceden en kötü şartlarda, 500 kilo satıyorduk. Şimdi 70 kilo ancak satıyoruz. Beş kişi çalışıyorduk, şimdi tek başımayım.”

"MİLLETİMİZİN SESİNİ DUYMUYORLAR"

Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’yi soyanların değil, mağdur vatandaşının sesine kulak vermek zorundadır. 5 müteahhidin değil, Beyoğlu’ndaki, tatlıcı kardeşimin derdiyle dertlenmek zorundadır. Ama maalesef Sayın Erdoğan ve arkadaşları, kendilerini saraylara kapatıp, sefaya daldıkları için, gerçeği görmüyor, milletimizin sesini duymuyorlar.

Biz ise, Türkiye’yi karış karış geziyoruz. Helal ekmeğinin peşindeki vatandaşlarımıza kulak veriyoruz. Buradan, Millet’in Evi Gazi Meclisimizden, dertlerini, sorunlarını duyurmalarına imkan sağlıyoruz. Siyasetin görevi de işte tam olarak budur. O nedenle, her hafta olduğu gibi bu hafta da, Milletin Kürsüsü’nde bir konuğumuz var. 16 aydır, işyerlerinden tek kuruş kazanamayan kantincileri temsilen,

Burhan Yıldırım Bey aramızda.

Buyurun Burhan Bey kardeşim, söz de kürsü de sizindir.

ARTAGAN POJESİ

Nitekim bugün, sizi bu projelerimizden biriyle tanıştıracağım. İYİ Parti iktidarında, işlerin nasıl hızla düzeleceğinin, Türkiye’nin nasıl hızla düze çıkıp, zenginleşeceğinin formüllerinden birini anlatacağım.

Biz, Türkiye’ye huzur getirmeye yemin ettik.

Biz, yolsuzluğu, haksızlığı, bu topraklardan silmeye yemin ettik.

Biz, Türk Milleti’ne refah sağlamaya, gençlerimize umut olmaya yemin ettik.

İşte bugün, o yeminlerimizden birini yerine getiriyoruz.

Bugün,

Yolsuzluğu nasıl bitireceğimizi,

Hak ve adaleti nasıl sağlayacağımızı açıklıyoruz.

Bugün,

Cesur adımlarla, Türkiye’yi gelişmiş ülkeler seviyesine, nasıl taşıyacağımızı açıklıyoruz.

Bugün,

Siyasi tarihimizde, Türkiye adına en büyük kaynağı yaratacak projeyi:

Artagan’ı açıklıyoruz.

Vatanımıza ve milletimize hayırlı olsun!

ARTAGAN ÇOK ÖZEL BİR İSİM

Öz Türkçe’de, “bolluk ve bereket” anlamına geliyor.

Ve adı gibi, memleketimizi, bolluk ve berekete kavuşturma yolunda, çok önemli bir kilometre taşını oluşturuyor. Projede emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Şimdi kendimize soralım:

Türkiye, bu kadar zenginliğe sahip bir ülkeyken, nasıl oluyor da milletimiz, bu kadar düşük standartlarda bir hayat sürüyor? Türkiye, Avrupa’nın en büyük ülkesiyken, nasıl oluyor da yoksullukla, krizlerle boğuşmak zorunda kalıyor? Türkiye, binlerce yıllık devlet geçmişine sahipken, nasıl oluyor da, devlet mekanizmasını bu kadar verimsiz işletiyor? İşte Artagan’ı, tam olarak da bu sorulara cevap olarak, Türkiye’nin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak amacıyla hazırladık. Türkiye’nin çok büyük bir potansiyeli var. Güçlü, mutlu ve zengin bir Türkiye için, ihtiyacımız olan her şeye sahibiz.

Asıl sorunumuz, köprü yapmayı, bina dikmeyi vizyon zanneden bu beceriksiz iktidardır.

Asıl sorunumuz, geleceği kurgulamak yerine, geçmişte debelenen bu çapsız zihniyettir.

Asıl sorunumuz, hızla gelişen dünyaya ayak uyduramayan, bu vasat siyasettir.

Sorunu nasıl tanımlarsak tanımlayalım, Artagan nihai çözümü ortaya koyuyor.

Sahip olduğumuz bu muazzam potansiyeli açığa çıkarmamız, bu zenginliği milletimize yaymamız mümkün.

Ez cümle;

“Artagan’la başka bir Türkiye, milletimize yakışır bir Türkiye mümkün!”

Artagan’ın sağlayacağı kazançlar, emsalsiz bir bereketin kapılarını aralıyor.

Şimdiye dek hiç yaşamadığımız bir para bolluğuna sahip olacağız.

Mevduat açığı sebebiyle, yurt dışından borç bulmaya çalışan bankacılık sistemimiz, mevduat fazlası veren ve büyümenin fitilini ateşleyecek kurumlara dönüşecek.

Kredi faizleri, yakın tarihimizin en düşük seviyelerine gerileyecek. Üretim artacak, tüketim geniş kitlelere yayılacak. Kaynak yetersizliği sebebiyle, gerçekleştiremediğimiz tüm atılımlar için, ihtiyacımız olan finansmana sahip olacağız.

Artagan, devletimizin bütçesine, 300 milyar liranın üzerinde bir kaynak sağlarken, finansal sistemimize de, 500 milyar liranın üzerinde ek mevduat sağlayacak. Türkiye’nin 2021 yılı bütçesinin, 1.1 trilyon lira gelir hedeflediğini düşündüğümüzde, bu rakamların, ne kadar büyük bir zenginlik anlamına geldiğini daha iyi kavrayabiliriz.

ARTAGAN KESİNLİKLE BİR REÇETE DEĞİL

Bu zenginliği açığa çıkarmak için, mucizelere ihtiyacımız yok. Sadece birkaç yıl içinde Türkiye’yi, iktidarın, hayallerinin bile yetmeyeceği noktalara taşıyacak, bu dönüşümü gerçekleştirmek için, ihtiyacımız olan tek şey, vizyon, güven ve akıl.

Aziz milletim;

Artagan, değeri 2 trilyon lirayı aşan bir büyük sorunu çözüyor. Bu öyle bir sorun ki; Yolsuzluğun temelinde bu sorun var. Rantın temelinde bu sorun var. Yoksullaşmamızın temelinde bu sorun var. Borçlarımızın artışının altında bu sorun var. Paramızın pula dönmesinin arkasında yine bu sorun var. İşte bu hayati sorun; Gün geçtikçe artan kayıt dışı ekonomi, ve finansal sistemin dışında kalan paradır.

OECD’nin verilerine göre,

Türkiye Ekonomisi’nin, yüzde 28,72’si kayıt dışı. Yani Türkiye, en yüksek kayıt dışı ekonomiye sahip ülke durumunda. Bu ne demek? Türkiye, adeta bir kayıt dışı cenneti demek. Vergilendirilmeyen, sisteme dahil edilemeyen, çok büyük bir kazanç, doğrudan bazı ceplere giriyor demek. Rantçılara, yolsuzluk yapanlara, her imkan sağlanırken, kayıt altındakiler eziliyor demek. Kayıt dışılık yüksek olduğu için, ülkemizde gelir vergileri yüksek. Sigorta primleri yüksek. Dolaylı vergilerde, dünya şampiyonuyuz.

Düşünün;

83 milyon vatandaşımızdan, sadece 21 milyonu sigortalı. Bizimle aynı nüfusa sahip Almanya’da, bu rakam yaklaşık 45 milyon. Yani Türkiye’de bütün yük, kayıtlı çalışanların üzerinde. Yani; 83 milyonun sağlık giderlerini, 13 milyon emeklinin maaşını, 4 milyona yakın sığınmacının giderlerini, bu 21 milyon sigortalı vatandaşımız ödüyor.

İşte bu yüzden, asgari ücretteki vergi yükü yüzde 50’yi buluyor.

İşte bu yüzden, elektrik faturalarında 5 kalem vergi ödüyoruz.

İşte bu yüzden, bir araba aldığımızda, bir tane de devlete alıyoruz.

dünyanın en yüksek vergilerini uygulamamıza rağmen, vergi geliri üretemiyoruz. Gelir vergileri yüksek. Sigorta primleri yüksek. Dolaylı vergiler, daha da yüksek. Buna karşın, OECD ülkeleri arasında, en az vergi geliri toplayan beşinci ülkeyiz. Oysa bize göre devlet, topraklarımızı koruduğu gibi, bu topraklarda oluşan, ekonomik değeri de korumakla yükümlüdür. Alın terini de korumakla yükümlüdür.

Milletimizin refahını belirleyen, Türk Lirasını da korumakla yükümlüdür.

Bizim Devlet anlayışımız da budur, milliyetçilik anlayışımız da budur.

Dava arkadaşlarım; Türkiye ekonomisi, hepimize yetecek kadar derinliğe sahip, koca bir havuzdur. Ancak maalesef, bu havuzun dibinde, suyu boşaltan delikler var. Ak Parti iktidarı, delikleri kapatmak yerine, yurtdışından kovayla su taşıyarak, havuzu dolu tutmaya çalışıyor. Oysa delikleri kapatmadan, sadece borçla refah sağlanamaz, en fazla zaman kazanılır. Nitekim bu çapsızlığın sonuçlarını, 19 yıllık iktidarlarının son dönemecinde, milletçe hep birlikte yaşıyoruz.

TÜRKİYE'NİN ARTAGAN'A İHTİYACI VAR

Türkiye’nin köklü bir değişime, yapısal reformlara ihtiyacı var.

Türkiye’nin cesur insanların atacağı, cesur adımlara ihtiyacı var.

Türkiye’nin İYİ Parti’ye,

Türkiye’nin Artagan’a ihtiyacı var.

Sistem o kadar bozuk ki, herkesi kayıt dışına itiyor. Birçok işletme, varlık mücadelesi verdiği için, birçok işletme de, daha fazla kazanma hırsıyla, kayıt dışına yöneliyor. Mali sistemimiz, o kadar verimsiz ki, herkes, batan bir gemideki filikaya ulaşma içgüdüsüyle, kendini kurtarmaya çalışıyor. Bunun sonucunda ise, en büyük işletmeden en küçüğüne, yasal ticaretten, yasadışı faaliyetlere kadar, kayıt dışılık, toplumun tüm hücrelerine yayılıyor. İşte o nedenle, değişimin tam da bu noktada başlaması gerekiyor. 

Türkiye’nin zenginleşme reçetesi Artagan, nakitsiz topluma dayalı, yeni bir ekosistemdir. Adil ve kayıpsız bir ekosistemdir. Artagan, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 21. yüzyıldaki adıdır. Artagan, tüm mali kayıt ve denetimin, yapay zeka aracılığıyla yapılmasını sağlayan, özerk bir mali denetim ağıdır. Artagan, içinde, binlerce yazılım ve vergi uzmanının bulunduğu, korunaklı bir kampüste yer alır. Kampüsün altındaysa, ülkemizdeki tüm para trafiğini derleyen, bir sunucu tarlası bulunur. Finansal kurumlar ve Artagan arasında kurulacak veri paylaşım ağıyla, Kredi kartı işlemleri, Para transferleri, Döviz alım satım işlemleri, Menkul yatırım hareketleri, Yurtdışı para transferleri, Çek-senet gibi, vadeli alacak/vereceklerin verileri Artagan’a ulaşır, ve kapalı devre bir blok zinciri ile kayıt altına alınır.

Artagan bu verilerle,

83 milyon vatandaşımızın, ve milyonlarca işletmenin anlık olarak mali tablolarını oluşturur. Mali tablonun oluşması, o kişi ya da işletmenin, ekonomik durumunun çok net bir şekilde, değerlendirilmesini sağlar.

Kayıt dışı ekonomiyi besleyen, tüm hortumların kesileceği gibi, çoğu suç veya mali hatalar, daha oluşmadan engellenebilecek. Ekonomide, yüzlerce milyarlık kayba yol açan, kalpazanlık, kaçakçılık, naylon fatura, sahte beyan gibi, pek çok mali suç tarihe karışacak.

Ez cümle;

Artagan ile, Gücü yetenin devleti dolandırdığı bu adaletsiz düzen sona erecek. Devletin vergi geliri, artık ücretli çalışanın sırtına yüklenmeyecek.

TÜRKİYE'NİN VERGİ SİSTEMİ MAALESEF ADALETSİZ

Türkiye’nin vergi sistemi, maalesef adaletsiz. Yüzde 15’le, yüzde 40 arasında değişen, gelir vergisi oranları uygulanıyor. Bu oranlara karşın, Türkiye’nin gelir üzerinden elde ettiği vergi oranı, Gayrı Safi Yurtiçi Hasılamızın sadece yüzde 5.9’u. Bu oranla, 36 OECD ülkesi arasında, 35’inci sıradayız. Kayıt dışı ekonomiyi, yüzde 8’in altına gerileten ABD’deyse, aynı oran yüzde 48 seviyesinde. Maaşlardan, kaynağında kesilen, gelir vergisini de katarak hesapladığımızda, gelir vergisinin toplam vergiler içindeki payı, Türkiye’de yüzde 15 seviyesindeyken, ABD’de yüzde 80’lerde.

Bu çerçeveden baktığımızda, Artagan bize, gelire dayalı ve adil bir vergi sistemine geçiş fırsatı sunuyor.

Mevcut durumda, dolaylı vergiler, dar gelirliden de, zenginden de aynı oranda alınıyor. Artagan hayata geçtikten sonra ise, herkes geliri üzerinden adil bir şekilde vergi ödeyecek. Ne var ki, Artagan’ın bunları sağlayabilmesi için, tüm para hareketlerinin, dijital ortamda gerçekleşmesi gerekiyor. Oysa bugün, sıklıkla nakit para kullanıyoruz. Döviz bürolarından döviz alıp bozduruyoruz. Senet imzalıyoruz, çek alıp veriyoruz, ve bular, bir ödeme aracı gibi, her gün el değiştiriyor.

Bu engeli aşmak için, nakit paranın, çek ve senet gibi değerli kağıtların tamamını, dijital ortama aktararak, ölçülebilir hale getirmek zorundayız. Bu sebeple, Artagan’ın ilk aşaması, Türkiye’deki tüm para akışını, dijital sistemlere taşıyarak, nakitsiz toplum sürecine hazırlanmak olacak. Milletimizden yetkiyi aldığımızda, bu hazırlıkları, eşzamanlı adımlarla süratle hayata geçireceğiz. Bu adımların sonunda ise, nakit para geri çağırılarak, Türkiye’nin nakitsiz topluma geçişi başlayacak. Artagan hayata geçtikten sonra oluşacak ekosistemde, tüm harcamalar, kayıtlı finansal sistem üzerinden geçecek.

Artagan’la ortaya koyduğumuz vizyon, hiç de uzak değil. Pek çok ülke, nakitsiz topluma geçişte yol aldı. Biz ise sadece izliyoruz. İsveç, Norveç gibi İskandinav ülkeleri, önümüzdeki 5 yıl içinde nakitsiz topluma geçecekler. Hindistan, yüksek değerli banknotları piyasadan çekerek, nakit kullanımını sınırlandırıyor. Tüm dünyada mobil ödeme yöntemleri, büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Mesela Çin’de, mobil ödeme kullanan kişi sayısı, 1 milyara yaklaştı. Dünya hızla dönüşürken, kendimize sormamız gereken soru şudur: “Türkiye bu dönüşümün takipçisi mi olacak, yoksa öncüsü mü olacak?“

Biz iddialıyız.

İYİ Parti olarak, bu soruya cevabımız da çok net. Artagan, bu dönüşümün öncüsü olacak bir Türkiye’nin hazırlığıdır. Sanayi devrimini, geriden takip ettik. Sanayi 4.0 dönüşümünü, geriden takip ediyoruz. Teknoloji üretiminde, geriden geliyoruz.

whatsapp-image-2021-06-30-at-13-07-28.jpeg

TÜRKİYE'DE GÜVEN İKLİMİ HAKİM OLACAK

Artık Türkiye’de kimse aç ve açıkta kalmayacak. Hiçbir babanın başı öne eğilmeyecek. Devlet, her bir vatandaşının derdini bilecek, kimseyi darda bırakmayacak. İşsizlik verileri, enflasyon verileri, hane halkı verileri, kesin ve tartışmasız olacak. Bu veriler ışığında, Oluşabilecek krizler, aylar öncesinden tespit edilecek. Krizden muaf bir ekonomide, yatırım iştahı da artacak. Bu yönüyle, Artagan’ın ekonomiye sağlayacağı en büyük katkılardan biri de, Türkiye’de güven iklimini hakim kılması olacak.

ARTAGAN 300 MİLYAR DOLAR GERİ SAĞLAYACAK

Artagan, daha düşük vergi oranları ve daha düşük sigorta primleri vadediyor. Yaptığımız hesaplamalar, Artagan’ın daha düşük vergi oranları ve daha düşük sigorta primlerine karşın, devlet bütçesine, en az 300 milyar liralık bir katkı yapacağını öngörüyor.

Bu rakama, artacak tüketim dahil değil.

Bu rakama, Türkiye’ye dönecek sermaye dahil değil.

Bu rakama, israf kalemlerinden elde edilecek tasarruf dahil değil.

Bu 300 milyar lira, sadece Artagan’ın sağlayacağı kaynaktır. Ve 300 milyar lira, Türkiye açısından öyle büyük bir kaynak ki, bu iktidarın yanına bile yaklaşamadığı pek çok adımı rahatça atabileceğiz. 300 milyar liranın ne anlama geldiğini anlatabilmek için, birkaç örnek vereyim. Mesela; EYT’li kardeşlerimizin sorunlarını çözmenin yıllık maliyeti, 15 milyar lira. Otomobilde ÖTV’nin kaldırılması, yıllık 17 milyar lira. İki milyon ihtiyaç sahibi gence, aylık 750 lira gençlik maaşının toplamı, yıllık 24 milyar lira. Milyonlarca öğrenciye, aylık 500 lira karşılıksız bursun, yıllık maliyeti, 24 milyar lira. Akaryakıttaki ÖTV oranının yarıya düşürülmesinin, yıllık maliyeti, 30 milyar lira. Düşük gelirli vatandaşlarımıza, indirimli doğal gaz ve elektrik temin etmenin, yıllık maliyeti, 10 milyar lira.

Daha bitmedi;

Her yıl, 2 yeni büyük altyapı projesi: Üstelik öyle geçiş garantili de değil. Peşin parayla ve millete yük bindirmeden, iki mega projenin maliyeti, 20 milyar lira. 100 bin yeni öğretmen kadrosuyla, büyük bir eğitim seferberliğinin yıllık maliyeti, 8 milyar lira. Her yıl 5 bin girişime, 1 milyon liralık hibe sermaye sağlamanın, yıllık maliyeti 5 milyar lira. Bakın, buraya kadar 300 milyar liranın yarısını bile kullanmadık. 300 milyar lira, işte öylesine büyük bir kaynak.

ARTAGAN'IN YAPISI KUVVETLER AYRILIĞINA DAYANIYOR

İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in omurgasını oluşturan, kuvvetler ayrılığına dayanıyor. Yani, insan eliyle bozulamayacak kadar sağlam, adaletli bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz. Bu sebeple Artagan’ı, özerk bir kurum olarak tasarladık. Artagan, siyasetin bile el süremeyeceği, kimsenin emrine girmeyecek, tarafsız bir kurum olacak. Bu çerçevede, öncelikle, milletimizin yeni sisteme güvenmesini sağlayacağız. Kimsenin aklında, “acaba izleniyor muyum?” diye bir şüphe olmayacak.Kimsenin aklında, “birileri çıkıp bu verilerle oynar mı?” diye bir şüphe kalmayacak. Artagan, bu şüphelerin tamamını ortadan kaldıran, benzersiz bir teknolojiyle kurgulandı. Bu özelliğiyle, nakitsiz toplumun çok daha ötesinde bir değere sahip.

ARTAGAN'IN VERİLERİ ŞİFRELİ OLARAK KORUNACAK

Güven sağlamak için, Artagan’da yer alan tüm veriler, kişisel veri gizliliği esas alınarak, şifreli olarak korunacak. Artagan’ın yapay zekası haricinde, hiç kimse bu verilere erişemeyecek. Yapay zekanın işleyişiyse, farklı kurumlara dağıtılacak anahtarlarla sağlanacak. Böylece, hiçbir kişi ya da kurum, Artagan’ı milletin ortak çıkarları dışında kullanamayacak.

Artagan, bambaşka bir Türkiye vadediyor.

Sayın Erdoğan ömrünü, tüm gücü kendinde toplamak için harcadı. Biz, o gücü yeniden millete teslim etmek için çalışıyoruz. Artagan, bu ülkeye bırakacağımız en önemli mirastır. Bundan 3 buçuk yıl önce, bu topraklara yeni bir siyasi anlayışın tohumlarını ektik.

İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, işte bu tohumların meyvesidir.

Artagan, yine bu tohumların meyvesidir.

Ve o tohumlar, daha nice meyveler verecek.

Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Dava arkadaşlarım;

O kutlu gün geliyor, İYİ Parti iktidara yürüyor.

Memleketin dört bir yanından haberler geliyor;

Millet Bizi Çağırıyor!

Varsın onlar, dedikodu siyaseti yapsınlar.

Varsın onlar, koltuk siyaseti yapsınlar.

Varsın onlar, saray sefası sürmeye devam etsinler.

Biz somut çözümler sunmaya, milletimize umut olmaya devam edeceğiz.

Milletimiz için çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz.

Çünkü bizim yolumuz hak yoludur, hakikat yoludur, millet yoludur.

İktidarın suyu artık ısındı.

Bunu artık kendileri de kabul ediyor.

O sandık elbet gelecek, milletimiz İYİ Parti diyecek.

Milletimiz yetkiyi verecek, biz de Türkiye’yi düze çıkartacağız.

Hak ettiğimiz, güçlü, mutlu ve zengin bir Türkiye’yi milletimizle el ele inşa edeceğiz.

Bu kutlu yolda, Allah, yar ve yardımcımız olsun.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum