Bugünkü Yazarlar Tüm Yazarlar
Alanur ÖZALP

Alanur ÖZALP

PSİKOLOG GÖZÜYLE

Evlilik ilişkilerinde yanlış yaklaşımlar

Çiftler en ufak bir kavgada hemen daha önce yaşadıkları tüm olumsuzlukları teker teker ortaya dökerler. Her şey konuşulur, anlatılır. Hatta çok önce yaşanmış olaylar dile getirilir. Anneler, babalar veya tüm ailenin yapmış olduğu hoş olmayan konular açılır. Çiftler önce birbirlerini sonra karşılıklı olarak ailelerini, arkadaşlarını, eş dostlarını suçlar. Onların hatalarını görür birbirlerinin yüzüne vururlar. Bu durum bir yarış haline gelmiştir. Kim daha önce veya kim daha büyük bir açık bulacak söyleyecek diye bakılır. Bu konuda kazanmak veya kaybetmeye odaklanılır. Senin böyle bir akraban vardı. Sen de onun gibisinleri en önce ben söyleyen yarışı kazanacaktır. Burada artık çiftler akıllarını kim kimin açığını daha önce bulacak yarışını devam ettirirler. Bir süre sonra bu yarışı bir taraf kazanır. Diğer taraf söylenilenlere doğru yanlış diye bakmaktan artık inanır olmuştur. Ya kabullenmiştir. Ya da artık biliyordur o ne söylerse bir şey değişmeyecektir. Savaşı kaybetmiştir. Burda durur. Onun durması tartışmayı bitirmez. Diğer taraf bu durumda daha fazla sinirlenir. Sen niye konuşmuyorsun. Kendini savunmuyorsun atağına geçer. Burada galip olmak yetmez daha eşitlikli galibiyet gereklidir. Karşı taraf suçlu görünerek onun kendisini iyi hissetmesini sağlamaz. Hatta çok kötü hissetmesine sebep olabilir. Çünkü ben nasıl oldu da böyle bir kişi ile evlenebildim. Çok akıllı olan ben nasıl böyle bir hataya düştüm diye kendine kızar. Karşı tarafı kendisini kandırmakla, göz boyamakla suçlar. Sorunları kapatmakla onları bir köşeye sıkıştırır. Her sıkıştırışta kendini de köşeye sıkıştırdığını görür. Bu ona çok ağır gelir. Böyle gelmesine rağmen bu ilişkiyi bitirebilirim konusunu aklına getirmez. Karşı tarafa nasıl daha fazla acı verebilirim onu mutsuz edebilirime yoğunlaşmıştır. Bunu yaptığında başarı elde ettiğini düşünür. Etrafına kendi haklılığını anlatır. Bir yandan bunun keyfini çıkarır. Ama etrafı ona hak verdikçe kendi beceriksizliğinin daha fazla tasdik edildiğini de görerek öfkelenir. Zaman zaman bunu dile getirir. Ben ne kadar aptalmışım demek onu rahatsız eder, korkutur. Bu sözü defalarca söylemesine rağmen herhangi bir harekete geçmez. Geçmemesi sorunların çözüldüğü anlamını taşımaz. Evlilik sorunludur. Ama bırakılması gerekmez. Kendisi dışarıda kendisine yeni mutluluklar arar. Bu mutlulukları araması ona göre onun doğal hakkıdır. Çünkü mutsuzdur. Eşi için bir şey yapması gerekmez. Hatta eşi için bir şey yapmaması gerekir. Çünkü o suçunu, cezasını çekmeli diye düşünür. Bu kısır döngüyü devam ettirerek hayatını devam ettirmek onu rahatsız etmez. Eşinin mutlu olması çok önemli değil diye düşünür. Çocukları olur. Çocuklarının mutluluğunun eşinin mutluluğuna bağlı ve ilişkili olduğunu hiç aklına getirmez. Şöyle düşünür. Eşi mutsuz çocukları çok mutlu olur. Bu normaldir. Burada bir sorun olmaz. Bazen birkaç çocuk olur. Hayat böyle devam edip gider. Eş eğer bir boşanma davası açarsa hemen hızla püskürtülür. Durumun değişmesi gerekmez. Ancak erkeğin hayatına onu kimseyle paylaşmak istemeyen bir kadın çıkıncaya kadar her şey devam eder. Profesyonel yardım böyle durumlarda durumun dengesini bozar. Erkek bundan hoşlanmaz. Çünkü artık kendi kanunları geçerli değildir. Bu zinciri kırmak bir noktada gereklidir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları