1. YAZARLAR

  2. Saltuk Buğra AKSAKALLI

  3. Yükselen eşekte keramet aramak
Saltuk Buğra AKSAKALLI

Saltuk Buğra AKSAKALLI

yazar

Yükselen eşekte keramet aramak

A+A-

İnsanoğlu; her ne kadar türlü akılsızlıkları kendi üzerine almaz eşeklere yükler. Aslında çok güzel gözlere sahip bu sevimli hayvan, yerine göre çoğu insandan daha akıllıdır...

Örneğin ''Eşek, iyi bir yol mühendisidir. Yokuşları en fazla yüzde 7 eğimle ve kısa mesafelerde virajlar alarak çıkar'' derler.

Bu söze birisi inanmamış, eşek gibi inadı tutmuş. Nivelman yaptırmış, yani topoğrafik aletle ölçüm yapılmasını sağlamış. Elde edilen sonuç tabii ki şaşırtıcı: Yüzde 7 eğim.

Bu konuda geçmişte bir olay anlatıp dururlar. Bu olay Anadolu'da pek bir anlatılıp dururdu. Haydi bir de bunu biz dile getirelim:

1950'li yıllarda Türkiye'ye Amerikalı mühendisler gelmiş. Bir kısım yolların genişletilmesinde, bazı imar çalışmalarında rehberlik ediyorlarmış. O zamanlarda da Türkiye'de yol güzergâhını belirleyecek ne doğru dürüst bir alet, ne de bu işi bilen doğu dürüst bir eleman yok.

O dönem "nafia" denen bayındırlık mühendisleri, bir eşeği yokuşa doğru sürüyor. Arkasından da elemanlar eşeğin gittiği yerden şerit metre çekiyorlar. Eşeğin ayak izlerine kazık çakıp, istikamet belirliyorlar.

Bunu gören Amerikalı mühendisler şaşırmış. İşin ilmini karayandıklarından "Bu Türkler ne yapıyor?" diye sormuşlar.

Tercümanlık yapan genç; "Rampada yolun güzergâhını belirliyorlar" diye cevap veriyor. Amerikalılar, Şaşkın bir şekilde; "Anlamadık. Nasıl bir şey yani?" diye ısrar ederler.

Genç; bilmiş bir şekilde cevaplar: "Eşek, yüzde 7 eğimin üstüne çıkmaz. Bizimkiler de eşeğin izinden kazık çakıp, rampada yol güzergâhı belirliyor." 

Amerikalılar katılarak gülmeye başlamış. Biraz sakinleşince de son bir soru sormuş: "Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?" Genç hazır cevap bir şekilde gülümseyerek; "Eşek bulamayınca da Amerika'dan mühendis getirtiyoruz" demiş.

Tercüman gencin Amerikalılara kılavuzluğu burada sona eriyor. Ancak şunu belirtmekte fayda var. Eşeğin İngilizcesi yoktur, ama iyi bir kılavuzdur. Gittiği bir yolu hiç unutmaz ve o yoldan şaşmaz. Bu nedenle eski devirlerde deve veya katır kervanlarının önüne mutlaka daha önce bu yoldan gitmiş bir eşeği kılavuz olarak koyarlar.

Evet, "eşek akıllıdır" demiştik. Düştüğü çamura bir daha, asla düşmez. Bu yüzden "Eşek bir defa çamura düşer!" deyimi bunun için söylenmiştir. Ancak biz yine de "Kuyuya düşen eşek hikâyesi"ni anlatamadan geçemeyeceğiz.

Günlerden bir gün, köylerden birinde, köylünün birinin eşeği, kör bir kuyunun içine düşmüş. "Niye düşmüş", "nasıl düşmüş", "köylünün bunda hatası var mı?" imiş gibi soruları bir kenara bırakıp, "eşek bu, düşer ya" diyerek hikâyeye geri dönelim.

Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış. Sahibine derdini anlatabilmek için anırıp durmuş.

Sesini duyan sahibi, hemen gelip kör kuyuya bakmış. Bakmış ki, bir de göre: Zavallı Karakaçan kör kuyunun dibinde, acı içinde anırıp durur. Köylü acı içinde kıvrana eşeğin kurtarmak için formül aramış. Köyün yaşlılarını kör kuyunun başına toplayıp akıl danışmış. Zavallı Karakaçan, kuyunun dibinde melül mahzun kurtulmayı beklerken, ihtiyarlar kara kara düşünüp durmuş. Ancak, "ne yapsak", "ne etsek", "nasıl çıkarsak" soruları havada kalmış. Sonunda karar verilmiş: "Nihayeti bir eşek!.. Bunu kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı kuyuya gömmek!.."

Hepsi seferber olmuş. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak atmaya başlamışlar. Ata ata, kör kuyu toprakla dolmaya başlamış. Ancak Karakaçan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe dökmüş. Ayaklarının altına aldığı toprakları ezerek, yükselmeye başlamış. Gide gide köylülerin attığı toprak sayesinde kuyunun ağzına kadar çıkmış.

Kuyunun başında eşeği gören köylüler şaşırmış: "Biz kör kuyuya gömelim dedik. O kör kuyunun üstüne çıktı!.. Bu eşekte bilemediğimiz bir keramet var" diyerek kürekleri atarak kaçmışlar.

Olayla ilgili kıssadan hisseye gelirsek; "Her yükselen eşekte keramet aranmaz!.."

Önceki ve Sonraki Yazılar