1. YAZARLAR

  2. İlayda TAŞKESER

  3. Yeme bozuklukları
İlayda TAŞKESER

İlayda TAŞKESER

Yeme bozuklukları

A+A-

Yeme bozuklukları fizyolojik bir sebebe bağlı olmaksızın yaşanan, yeme davranışında yaşanan bozukluklardır. Kendini fizyolojik belirtilerle gösterse de bozukluğun kaynağı psikolojiktir. Bu bozuklukların genel özelliklerini tek bir sebebe bağlamak mümkün değildir. Semptomlar ağır seyreder ve ölüm oranları yüksektir.

 Yeme bozuklukları 3 temel tanı grubu halinde değerlendirilmiştir: Anoreksiya Nervoza, Bulimiya Nervoza ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu.

 Obezite bu gruplara dahil değildir ve tıbbi bir hastalık olarak değerlendirilir.

 Anoreksiya Nervoza, beden algısındaki bozulma ile kendini gösterir. Bu grupta gerçek bir iştahsızlıktan bahsedilemez. Hastalık grubuna dahil kişiler yemekle haşır neşirdir. Yemek yapmak, diğerlerine yedirmek keyif verirken kendileri kilolarını kontrol etmek, iştahı engellemek için zihnen büyük bir çaba gösterirler.

 Bu hastalık için kilit noktalar bozulan vücut imajı algısı ve kilo alma korkusudur.

 Kadın hastalarda amenore önemli bir belirti olup dikkati anoreksiyaya yöneltmelidir.

 Dikkat çeken diğer belirtiler ise yalnızken yemeyi tercih etme, besinleri karıştırma, tabaktaki yiyeceklerle bir düzen kurar gibi oynama halidir.

 Kontrolün kaybedildiği anlarda tıkınırcasına yeme nöbetleri yaşanır ve bu kusmayla vücuttan atılır. Yenileni telafi etmek adına laksatif ve diüretik kullanımı dikkat çeker.

 Hastalıktaki psikolojik etkenler bizlere bireyselleşmeye izin vermeyen aile yapısını işaret eder. Vücut kontrolü ailede hatta annedeymiş gibi hissetmek hastalık için belirleyici unsurlardandır.

 Bulimiya Nervoza yeme bozukluklarının bir diğer grubudur. Anoreksiya Nervoza ile karşılaştıracak olursak burada vücut ile aşırı uğraş hali temel farktır. Fiziksel aktivitenin fazlalığı, yeme kontrolünün ortadan kalkması ve tıkınma süreçleri hâkimdir. Tıkınma sürecinden sonra kendini acımasızca eleştirir ve kaçınıcı davranışlarda bulunurlar. Kusma, laksatif ve diüretik kullanımı bu grupta da görülen belirtilerdir.

 Kişi kendini tanımlarken vücut imajını kendilerinin merkezine koyar.

 Bu gruptaki hastalarda geçmiş yaşantıda çocukluk dönemi cinsel ve fiziksel istismarı, kaygı, aşırı ya da yetersiz ebeveyn ilgisi hâkimdir.

 Bulimiya Nervoza görülen hastalarda genellikle ona eşlik eden başka bozukluklar da görülebilir.

 Üçüncü grup ise Tıkınırcasına Yeme Bozukluğudur. Tok olunduğunda yaşanan yeme atakları bu hastalığın en belirgin semptomudur. Atak sonlandığında oluşan suçluluk duygusu yoğundur. Bu hastalığın diğerlerinden farkı ise kaçınmacı davranışın yaşanmamasıdır. Kaçınmacı davranış bulunmadığından kilo fazladır ve obezite hastalarında tıkınırcasına yeme bozukluğu oldukça sık görülür. Çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıkan bu hastalık oldukça önemli ve dikkate değerdir.

 Tüm bu bozukluklar bir arada değerlendirildiğinde ardında önemli çocukluk ve geçmiş öyküleri barındırır. Yaşanan durumun farkında olmamak, yaşanan tüm bu semptomlar için doğru yönde destek alınabileceğini bilmemek hastalığı ciddi boyutlara taşıyabilir. Özellikle ergenlik çağında değişen yeme düzeni ve vücuttaki farklılıklar bazı kültürlere göre normal kabul edilse de bizlere gerekli sinyalleri vermelidir. Ebeveynlerin bu dönemlerde bu sinyallere duyarsız kalmaması ve ilgili olması şimdiki çocuklar ve gelecekteki yetişkinler için oldukça büyük bir önem arz eder.

Hastalığın kronikleşmemesi adına yardımın ne kadar erken alındığı belirleyici bir etmendir.

Gerekli psikolojik yardım alındığında ruhsal iyileşme gerçekleşmeye başlar ve semptomlar da gözle görülür şekilde azalmaya başlar.

Her ruhsal hastalıkta olduğu gibi bu hastalıklarda da sosyal destek büyük önem taşır. Hastaya sunulan destek ruhsal iyileşmeye basamak olmaya başlar ve iyileşme süreci ivmelenmeye başlar.

 Psikoterapiye başvuran yeme bozukluğu yaşayan hastalar, günden güne iyileşmeye başlar ve beraberinde fiziksel yakınmalarından kurtulurlar.

Doğru olmayan ve rutin olarak kabul edilen yeme düzenlerini değiştirmek için kendimizi ya da çevremizi gözlemlemek ve psikoterapiye başvurmak belirleyicidir.

Kendinize iyi bakın...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar