1. YAZARLAR

  2. Erol Sunat

  3. Vatandaşa sormuşlar!
Erol Sunat

Erol Sunat

Vatandaşa sormuşlar!

A+A-

Bizim insanımız, bizim vatandaşımız, gani gönüllüdür, ariftir. Leb demeden leblebiyi anlar. Yeri geldiğinde, elma demesini de bilir, alma demesini de... İmayı da bilir, lafın nereye gideceğini, nerelere kadar uzanacağını da...

Vatandaşa sormuşlar...

Aldığın ücretle ya da maaşla geçinebiliyor musun?

Valla demiş, aldığım asgari ücret...

Ev kira...

Elinizi öper iki çocuk... Kız sekizinci sınıfta, oğlan üçüncü sınıfta..

Hanım akraba...

O da asgari ücretle çalışırdı. Korona geldi işinden oldu, evde.

Koronadan önce kıt kanaat geçiniyorduk.

Şimdi kaldık tek maaşa...

Köyden ana-babalarımız söylemesi ayıp soğandı, patatesti, fasulyeydi, nohuttu gönderirler.

Arada, bizim köyden akrabalarla zarfın içinde para gelir. Ya babam gönderir, ya da kayınbabam. Şimdilik kaydıyla durum bu.

Geçinebiliyor musun dedin ya...

Bunun adı geçinmekse, geçiniyoruz işte...

 ***

Vatandaşa sormuşlar...

Tatile gider misin, denize falan...

"Denize, denize, deniz bizim nemize" demiş...

Biz tatil deyince ana-baba ziyareti biliriz.

Zaten büyüklerimiz yolumuzu gözler dururlar.

Ben Kayseriliyim. Hanım Erzurumlu... İki kız bir de oğlum var.

20 gün kadar da, bir iznim...

Buradan bineriz otobüse, önce Kayseri'ye ineriz.

Baba evi değil mi, bir sevinç yumağı olur herkes.

Anam kuzularım diye bir sarılır çocuklara, yeminle gözlerim dolar.

Dokuzuncu gün babam rahmetli ne derdi biliyor musun?

Bugün senin misafirliğin bitti. Bu kızın da yolunu bekleyen anası-babası kardeşleri var.

O gün Erzurum'a biletleri alıp, ver elini Erzurum deriz.

Hanımın ailesi sıcacık karşılar hepimizi, bir on gün de orada kalır, döner geliriz evimize...

Bakma Pandemi var diye gidemediğimize...

Denizmiş, sahilmiş yok öyle! Tatil bildik bileli bizde böyle...

***

Vatandaşa sormuşlar...

Bir evin, bir araban olsun istemez misin?

Açma yaramı demiş...

Ne zaman niyetlensem, tuttuğum dallar elimde kaldı.

Vakti zamanında iki anahtar vaat edenler vardı. Onlara kapılanlar, evden de arabadan da oldular.

Kuş serisi arabalar vardı ya hani... Kartal, Doğan, Şahin ve Serçe diye...

Bir Şahin aldık o zamanlar borç-harç...

Azıcık sağını solunu toparladık.

Doğan görünümlü Şahin oldu benim araba...

Lakin, benzinine yetişemedik.

Rahmetli anam, oğlum evin yok, araban var, sat şu arabayı da, peşinat yap, bir ev al diye ısrar etti.

Ana kalbi kırılır mı, sattık Doğan görünümlüyü, üstüne bir şeyler daha ekledik, biraz da borçlandık, bir evimiz oldu.

Yıllarca borç ödedik...

Dahası, bir daha araba alamadık. Almaya niyetlendik, çocuklar büyüdü, düğün-dernek derken, yine olmadı.

Evin ise ne derdi bitti, ne problemi...

İmkân verildi de, destek olundu da, evimiz, arabamız olsun istemedik mi?

***

Vatandaşa sormuşlar...

Malum Pandemi dönemindeyiz, marketlerle, çarşı-pazarla aran nasıl?

Çok iyi demiş..

Hiçbir şikayetim yok! Hem nasıl olsun ki...

Yüz lirayla markete gidiyorum. İki market arabasını tepeleme dolduruyorum. Kasaya geldiğimde, uzatıyorum yüz lirayı... 45 lira geri verdi geçende kasadaki delikanlı.

Paranız dolardan, avrodan, sterlinden kıymetliyse tam da böyle oluyor!

Geçen hafta pazara gittim. Yine cebimde yüz lira...

Aldıklarımı eve getirmek için taksi tuttum.

Parayı saydım, elli lira bile tutmamış... Şu güzelliğe bakın hele. Anlatılmaz, yaşanır derler ya... Aynen öyle... Neredeyse her şey bedava...

Anlayacağınız aramız pek güzel marketlerle, çarşı ve pazarlarla...

Rahmetli Orhan Veli misali,

Çarşılardaki vitrinleri seyretmek bedava...

Marketleri dolaşmak bedava...

Pazarlarda tur atmak bedava...

Ne diyordu, rahmetli Barış Manço, "Ağlama değmez hayat, bu gözyaşlarına..."

Nasıl olsa hayal kurmak da bedava...

Bedava yaşıyoruz vesselam bu dünyada...

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.