1. YAZARLAR

  2. Nuri Kayış

  3. Üniversitelerin görevi pazarcı yetiştirmek mi?
Nuri Kayış

Nuri Kayış

Üniversitelerin görevi pazarcı yetiştirmek mi?

A+A-

Hangi alanda kaç elemana ihtiyacımız var?

Bunun için nasıl bir eğitim planlaması yapmalıyız?

Meslek okulları ile fakültelerin kontenjanları ne olmalıdır?

Türkiye'de bu sorulara sağlıklı yanıtlar bulmak zor.

Sonuçta, üniversiteye girmeyi başaran öğrencilerin çoğu, mezun olduklarında eğitimleriyle ilgili doğru düzgün bir iş bulamaz, sevmedikleri alanlarda derin hayal kırıklıkları yaşayarak geçimlerini sağlamaya çalışırlar.

İletişim fakülteleri çarpıcı bir örnektir.

Gazetecilik ve televizyonculuk yapma umuduyla bu fakültelere girenler, yıllar sonra aldıkları mezuniyet diplomasının pek işe yaramadığını görürler.

Çünkü herhangi bir ihtiyaç değerlendirmesi yapılmadan yurdun dört bir yanına 70'i aşkın iletişim fakültesi açılmıştır ve bu fakültelerden her yıl yaklaşık 10 bin kişi mezun olmaktadır.

Ve bu fakültelerin mezunlarının pek çoğu uzmanlık alanlarında değil, aralarında pazarcılığın da olduğu çeşitli işlerle kazanmaya çalışırlar ekmeklerini.

Kaç kez tanık olmuşumdur.

Gittiğim pazar yerlerinde boynu hafifçe bükük, kurt pazarcılara hiç benzemeyen satıcıları görüp ayaküstü sohbet ettiğimde, çoğunun iletişim fakültesi mezunu olduğunu öğrenirim.

Zaman zaman da öğretmen yetiştiren fakültelerden birini bitirip tayini bir türlü çıkmamış satıcılarla karşılaşmışlığım vardır buralarda.

Plansız programsız, adeta el yordamıyla şekillenen eğitim sistemimiz şimdi de hukuk fakültesi mezunlarını "armağan" etmeye çalışıyor pazar yerlerine.

Son yıllarda ardı ardına açılanlar nedeniyle hukuk fakültelerinin sayısı 84'e çıktı. Bu okullar her yıl binlerce mezun veriyor.

Oysa ülkenin bu kadar hakime, savcıya ve avukata ihtiyacı yok.

Türkiye Barolar Birliği'nin verilerine göre, avukat sayımız 127 bin 691'i buldu.

Yani, önümüzdeki birkaç yıl içinde hukuk fakültesi mezunlarını da iletişim mezunları ve öğretmen ataması bekleyenlerle birlikte pazarcılar arasında görürsek hiç şaşırmayalım.

...

Cumhuriyetin yüzüncü yılına doğru giderken geldiğimiz nokta bin bir emekle yetişen üniversite mezunlarımıza patates, soğan, domates sattırmak olmamalıydı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.