1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Tutuklu IŞİD'liler nerede?
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar

Tutuklu IŞİD'liler nerede?

A+A-

Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump, bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve ardından Beyaz Saray'dan, "Türkiye, yakın zamanda Suriye'nin kuzeyine uzun süredir planladığı operasyon için harekete geçecek. ABD Silahlı Kuvvetleri, bu operasyonu desteklemeyecek ya da bu operasyona dâhil olmayacak" denildi. Aynı açıklamada; "Türkiye bundan böyle, ABD'nin son iki yıldır, bölgede yakaladığı DEAŞ savaşçılarından sorumlu olacak" da denildi...

Bu gelişmelerin ardından, iktidar cenahında son günlerde estirilen fetih havası zirve yaptı. Oysa, iktidarın aylardır bir gece ansızın gelebiliriz dediği ama bir türlü gidemediği Fırat'ın doğusu için ABD'den sınırlı müsaade aldığı ortadaydı. Trump'ın Türkiye'ye savurduğu skandal tehditle de bu durum gün gibi ortaya çıktı, fetih havası, havada kaldı!

Bütün bu gelişmelerden birkaç gün önce ne oldu peki biliyor musunuz? ABD merkezli, uluslararası yayınlanan günlük finans ve haber gazetesi Wall Street Journal, "Türkiye, harekâta başlarsa, ABD, Fırat'ın doğusundan çekilir" şeklinde bir yayın yaptı. Bu, başından beri eleştirdiğimiz Güvenli Bölge planı gibi, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yapacağı bir harekâtın ölçüsünü de ABD'nin planlayacağını gösteriyordu. ABD gazetesinin dediği, Erdoğan-Trump görüşmesinden sonra ortaya çıktı. Nitekim ABD, Suriye'nin kuzeyindeki belirli bölgelerdeki unsurlarını çekti. Bu bölgelerin, ABD ile Türkiye'nin üzerinde mutabık kaldığı "güvenlik mekanizması" alanı olarak da tanımladıkları, Tel Abyad ve Ayn el-İsa olduğu ifade ediliyor.

ABD'nin Türkiye'nin harekâtına sınır çizmesi, Fırat'ın doğusundaki terör devletinin yok edilmesine izin vermemesi anlamını taşıyor. Türkiye, Güvenli Bölge planının öngördüğü gibi 5-10 km. derinlik yerine, Erdoğan'ın istediği 30 km. derinliği kadar da inse, ABD'nin planına göre PYD devleti kalıyor! Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki toplantısında, Trump'ın kendilerinin dediği noktaya geldiğini, Fırat'ın doğusundan çekilmeyi gündeme getirdiğini ama çevresindekilerin talimata uymadığını belirtmişti. Aynı Trump, Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin üzerinden 24 saat geçmeden, çevresindekilerden gelen bazı sert eleştiri ve karşı çıkışlar üzerine, Türkiye'ye tehdit savurdu. Trump geçen yıl da, "Kürtlere saldırırsanız ekonominizi mahvederiz" demişti. Şimdi aynı tehdide bir kelime daha ekleyerek: "Yok ederiz." dedi.

Şurası da var ki; Trump kendisine çok yakın Cumhuriyetçi Senator Graham'ın, "Suriye'ye girmesi halinde Türkiye'ye iki parti olarak yaptırımlar getireceğiz ve IŞİD halifeliğinin yıkılmasında ABD'ye yardım eden Kürt güçlerine saldırmaları durumunda da Türkiye'nin NATO üyeliğinin askıya alınması çağrısı yapacağız." demesinden sonra, Türkiye'yi tehdit etti, harekâtın sınırlı olacağını gösterdi. Trump'ın gündemde olan azledilme ve seçim süreci operasyon görüşünü sınırlı harekâta dahi izin vermeyecek şekilde değiştirebilir. İşte burada bir kez daha, millî davalarda kimseye güvenilmeyeceği gerçeği karşımıza çıkıyor.

Bütün bu yaşananların arasında kalan, hiç konuşulmayan bir şey de var. Trump, TSK'nın operasyonuna karşılık, Suriye'nin kuzeyindeki hapishanelerde tutuklu bulunan IŞİD'li teröristlerin sorumluluğunu Türkiye'nin üstlenmesini neden şart koştu? Oysa ABD'nin elinde bir tek bile tutuklu IŞİD mensubu terörist yok! Tutuklu IŞİD'lilerin hepsi, PYD/YPG'nin kontrol ettiği bölgedeki hapishanelerde ve sayıları yaklaşık 10 binlerle ifade ediliyor. Türkiye, zaten IŞİD esirlerini elinde tutan YPG/PYD'ye karşı operasyon yapmayacak mıydı? Türkiye'nin on binlerce esirin sorumluluğunu üstlenme kapasitesi olmadığı da ortada. Fırat'ın batısındaki radikal/cihatçı ve terör gruplarının sorumluluğunu Rusya nasıl Ankara'nın sırtına yüklediyse, Fırat'ın doğusunda da ABD Başkanı Trump, IŞİD esirleri/savaşçılarının sorumluluğunu Ankara'nın omuzlarına yüklemek istedi. Amaçlanan, PKK/PYD'nin olduğu gibi, IŞİD'in de Türkiye'nin karşısına dikilmesinden başka bir şey değil. Bunu görebilecek devlet aklı maalesef kalmadı...

Önceki ve Sonraki Yazılar