1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Türk'e nefretin adresi Hrant Dink Vakfı
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar

Türk'e nefretin adresi Hrant Dink Vakfı

A+A-

Hrant Dink Vakfı'nın "Medyada Nefret Söylemi İzleme Raporu" adlı çalışmasına, 2018 yılından sekiz tane yazım layık görülmüş! Vakıf, 2019 yılında ise, Ocak-Nisan dönemini kapsayan bir rapor hazırladı. Bu rapora da iki tane yazım girmeyi başarmış. İki raporda, toplam on yazı!  Kuvvetle ihtimal, 2019 yılının tamamını kapsayan rapor yayınlandığında, sayı daha da artacaktır. Mesela bu yazımın da 2019 raporuna girmeye hak kazanacağını düşünüyorum. Peki, ne yapıyorum da, adı gösterişli, içi bomboş rapora girmeye hak kazanıyorum?

Raporun yalancısıyım; söz konusu on yazımda, Yunan, Rum, Arap, Yahudi, Ermeni ve hatta Türkiye'deki Suriyelileri nefret söylemi ile hedef alarak, abartma, çarpıtma gibi kusurlar işlemişim. Abarttığım, çarpıttığım hususlar neler mi? Onlar raporda yer almıyor ne yazık ki! Dedim ya, içi boş rapor diye... Raporda yer alan yazılarıma arşivden şöyle bir göz attım; diğerleri bir tarafa, şu üç yazım dikkatimi çekti: "Cavadbeyli'ye özgürlük" - "Hastaya insani ziyarete bak" (2018) ve "Suriyeliler neden Türkiye'de?"

Söz konusu yazılarımın ilkinde, İran'da Türkçülük yaptığı için idama mahkûm edilen Rahim Cavadbeyli'nin, o dönem iade edilmek üzere Van'daki mülteci kampında tutulmasını eleştirmiştim. İkincisinde ise, Diyanet İşleri Başkanı'nın Atatürk düşmanlığı ile bilinen merhum ve malum zata ziyaretini eleştirmiş, üçüncüsünde ise, Türkiye'deki Suriyelilerin Suriye'de boşalttığı yerlere bölücü terör örgütünün uzantılarının yerleştirildiğini ve Suriyelilerin, hem Türkiye hem de Suriye'de belli bölgelerin demografik yapısını dönüştürmek için yurtlarından edildiğini belirtmiştim. Bu üç yazım; Hrant Dink Vakfı'nın yazılarımdan rahatsızlığının da arkasındaki asıl niyeti ortaya koyuyor aslında.

"Medyada Nefret Söylemi İzleme Raporu" hazırlıyorlar, garip ki raporda, kendi vatanı Güney Azerbaycan'da sırf Türkçülük yaptığı için idama mahkûm edilen bir isme sahip çıktığım ve böylelikle de Türklüğe duyulan bir nefreti eleştirdiğim yazımı, nefret örneği gösteriyorlar!

Türk milletinin tıpkı bayrak ve vatan gibi bir sembolü olan ve bütün dünyanın saygınlığını kazanmış Atatürk'e edilmedik hakareti, iftirayı bırakmamış bir isme, üstelik Atatürk'ün vefatının yıl dönümünde Türk milletinin sinir uçlarına dokunacağı bilinmesine rağmen yapılan bir ziyareti eleştirmem de, nefret söylemi kapsamına alınıyor! Öyle görünüyor ki, Hrant Dink Vakfı, Ermenilerin Anadolu'yu Yunanlarla birlikte parselleyememesinin nefretini yaşıyor ve temsil ediyor.

Suriyeliler ile ilgili yazıma gelince... Nefret neresinde acaba o yazımın? Suriyelilerin Suriye'de, yani kendi vatanlarında yaşamasını istememde mi? Küresel güçlerin bir topluluğu, emperyal planları için yurtlarından ettiğini ve Türkiye'de hangi amaçlarla sığınmacı haline getirdiğine dair oyununu köşeme taşıyorum ama bu yazım da nefret kapsamında değerlendiriliyor! Suriyelilerden nefret eden ben miyim yoksa Hrant Dink Vakfı mı?

Hrant Dink Vakfı'nın, sözde medyada nefret söylemini izleme gayeli, özde ise Türk varlığına karşı duyduğu nefretin sergilendiği çalışmada, rapor, Almanların Dış İstihbarat Servisi gibi olan ve Türkiye'de pek çok taşın altında eli bulunan ünlü Friedrich Naumann Vakfı, Soros'un finanse ettiği Açık Toplum Vakfı ve Sabancı Üniversitesi'ne bağlı İstanbul Politika Merkezi'nin desteği ile hazırlanıyor.

Sabancı Üniversitesi de malum; Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine düşmanlık yapanları barındıran, Anadolu'nun tapusunu Rumlara ve Ermenilere çıkaran isim ve tezlere kucak açan bir yer. Atatürk'e tavır, Sabancı Üniversitesi'nin adeta bir çizgisi. Tabii bu çizgi, bilimsellik, tarafsızlık ve demokrat olma gibi kavramlar altında sergileniyor. Hrant Dink Vakfı da, sözde ayrımcılıkla mücadele adı altında, Türkiye ve Türk milletinin menfaatlerini savunmayı, "ayrımcılık" ve "nefret" söylemi gibi kavramlara eşitlemeye çalışıyor. Bu çalışmasıyla da, hem Türk milletine olan nefretini sergiliyor hem de Batılı sahiplerine paravanlık yapıyor!

Bu vakıf ve Türk düşmanlığının karinesi olan söz konusu raporu hazırlayanlar; cevap versinler, bir insanın ait olduğu milletini sevmesi, milletinin iyiliği, refahı ve gelişmesini istemesi, milletine yapılan fenalıkları unutturmaması, milletinin millî varlığına yönelen tehditler noktasında uyarılarda bulunması ve tehdit edenlere karşı tavır alması en tabii insanlık hakkı değil midir? Raporunuza aldığınız yazılarımdan anlamışsınızdır ama ben bir de burada ifade edeyim; katıksız bir Türk milliyetçisiyim! Bir Türk milliyetçisi olarak, hedef aldığımı belirttiğiniz milletlerin hepsini de severim, Allah'ın yarattığı her canlıyı sevdiğim gibi!

Millî Mücadele döneminin millî varlığımıza zararlı cemiyetlerinin günümüz Türkiye'sindeki örneklerinden olmadığınızı kanıtlamak istiyorsanız, kendi vatanında hedef aldığınız Türk milletinden, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetime kastettiğiniz için de şahsımdan derhal özür dileyin! Unutmayın; millî varlığımıza düşmanlık, tarihin tekerrüründen nasibini almaya er ya da geç ama daima mahkûmdur! Öyle ki; Hınçaklar, Taşnakçılar olacaksa, İttihatçılar da olacaktır! Türk milletinin bağrında, ne Talatlar, ne Enverler ne de Mustafa Kemaller biter! 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.