1. YAZARLAR

  2. Onur Akbaş

  3. Tasavvuf ekranda durduğu gibi dursa
Onur Akbaş

Onur Akbaş

HİSBOYU

Tasavvuf ekranda durduğu gibi dursa

A+A-

Çok detaya girmeye gerek yok. Meselenin felsefi boyutunu yahut teolojik derinliğini tartışacak köşe burası değil.  Daha çok bahsini edeceğimiz kavramın araçsal veya işlevsel tarafı üzerinde duracağımızdan sığ bir tanımla giriş cümlesi oluşturmak için basit bir tanımla başlayalım yeter. Bütün dinler ve kültürler için Tanrıya ya da tasavvur edilen tanrısal varlığa daha geniş manada karşılayacak bir gösterenle tarif etmek gerekirse yaratıcıya ulaşma disiplini olarak da görülen tasavvuf, bizde insanı kamil diye tarifini bulan, olmayacak bir ütopyanın yahut iddialı bir vaadin adıdır ki gerek bilime gerekse yaratılış gerçeğine göre hiçbir insan kamil yani tam olamadığı gibi kamil bir insan da insanlık tarihinde yoktur. Zira kâmil insan demek, Tanrı-İnsan demektir. Bu da teolojinin varlığına ters bir çıkıştır. Ancak mesele bu değil.

Ahmet Haşim'in tarifiyle şiirde mana müphem olmalıdır. Aslında sanat da modernizm de müphemi sever. Biri içine alarak biri karşısına alarak yapar hissettirir bunu. Masal, destan, halk hikayesi, efsane, mitoloji, menkıbe gibi anlatılarda kurgusal gerilimin olmazsa olmazı müphemiyet yahut gizemdir. Olay örgüsünde mutlaka arzu edilen yahut öngörülen hedefe ulaşmanın gereği olarak bir gizemli el gidişata müdahale eder. Bu tembel okur kitlesinin arzu ettiği şeydir. Gerçek hayatta bunun karşılığı teolojide mehdi figürü ise modern zamanlarda ise Süpermen figürüdür. İkisi de aynı kapıya çıkar. Bu yüzden, halk inanışları, gelenekleri, görenekleri, folklor kavramı içine aldığımız figürler, doğaüstü yahut toteme dönük inanışlar neyse tasavvufi öğretiler de edebiyat için bir motif, mazmun, süsleme vasıtası ya da figürü olması itibariyle odur ve gereklidir.

Bir süredir gerek Show TV'deki Aşk Ağlatır adlı diziye tasavvufi şiir mırıldanmaları ile giren yeni modern derviş tiplemesi yahut FOX TV'de takdir ederek izlemeye başladığım Ferhat ile Şirin dizisindeki modern tasavvuf anlayışının tatlı suyu olan Mevlevilik ayinleri ve ney imgesi tasavvufa olan müracaatın sebeplerini düşündürtmedi değil. Sosyal hayatta hususiyle romancılıkta, felsefe, sorgulama ve düşünce edimleri karşısında uyutma, uyuşturma ve boş verdirmede at başı koşan yığınları pazar olarak iyi değerlendiren ağlak üslup ve kıssacı menkıbeci tavır parasal anlamda çok şey elde etti. Ama artık bu durum bu kadar prim yapıyor mu onu bilmiyoruz ama reyting yapıyor ki koymuşlar.

İster ticarette isterse kitle uyuşturmada olsun tasavvuf elbette romanda, hikayede, sinemada, tiyatro ve benzeri kurgusal anlatılarda ya da alegorik yanı ağır basan şiirde bir motif olarak duran tasavvufi unsurlar bazen gerçek hayatta sosyolojik tasavvuftan öte tehlikeli yanıyla kamusal tasavvur halini alınca iş eserde durduğu gibi durmuyor. Her şey estetik bağlamında güzeldir. Hayal hayal perdesinde; gerçek, araştıran, düşünen sorgulayan zihinde...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum