1. YAZARLAR

  2. Naci YENGİN

  3. Tarih öğrenimi ve akademik titizlik
Naci YENGİN

Naci YENGİN

Tarih öğrenimi ve akademik titizlik

A+A-

Bugün üniversitelerin birinde tarih bölümünde yüksek lisans yapan bir öğrenci ile görüştüm. Sıkıntıları büyük. Atamalar yetersiz, puanlar çok yüksek. Mezun sayısı çok fazla, iş imkânı sınırlı.

Gelinen süreçte gençlerin yollarını, yönlerini tek başlarına tayin etmeleri bir hayli zor görünüyor.

O yüzden eskiden uzman bir akademisyenin yanında asistan hüviyetinde bulunan tez aşamasındaki gençler teori ve pratik olarak bu işlerin nasıl yapılacağını görüp öğrenirlerdi. Bu durumun mahsurlu yönleri de vardı ama yine de bugünkü sistemden daha iyiydi.

Şimdilerde yüksek lisans, doktora derken yaşı otuzu geçen akademisyenler pratik yapamadıkları ve sadece tez hazırladıkları alanla sınırlı bilgiye sahip oldukları için ders anlatımlarında zorlanıyorlar. Genel kültürleri, dünyaya bakışları ve üsluplarında birçok sıkıntılar görülüyor. Hele bir de derse girdiklerinde öğrencilerine karşı yaklaşımları!

Cümle kurmaktan, rehberlik yapmaktan ve hatta farklı alanlarda düşünce serdetmekten uzak duruyorlar. Bunu da diğer bilimsel disiplinlere olan saygılarının arkasına gizlenerek yapıyor ve zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar!

Sözümüz elbette kendilerini yetiştiren, birçok disiplini bir araya getiren ve okumayı, yazmayı, araştırmayı aşkla yapanlara değil. Zaten işini aşkla yapanlar kısa süre içinde kendilerinden bahsettiriyorlar.

Hayır, kendileri ön plana çıkmıyorlar.

Öyle cevherler keşfediliyor.

Elmas kendisinin değerli olduğunu bilmez, onlar kendilerini keşfedecek bir sarrafı beklerler.

Sözümüzün başına dönecek olursak uzaktan eğitimle, internet bilgileriyle yüksek lisans, doktora hazırlamak belki mümkün olabilir. Ama kitaba eğilmeden, mürekkebin, matbaanın, kitabın kokusunu sevmeden yapılan çalışmalar ne kadar içimize sinerse ok kadar yapılabilir!

Akademik kariyer yaptığı söylenen birçok intihalciyi siz de duymuşsunuzdur! Korkarız böylelerinin sayıları katlanarak artacaktır!

*

Eğitimin uzaktan devam ettiği bu süreçte yapılamayan dersler, tezin nasıl planlanacağı, yöntem ve araştırma tekniklerini öğrenmek danışman hocanın birebir görmediği yazım süreci bir hayli zorluyor öğrencileri.

Hangi kaynaklara ulaşacağı, kaynakların nerelerden, hangi kütüphanelerden temin edilebileceği bir uzman tarafından gösterilmesi, öğretilmesi gereken konular. Hele bir de birçok bilgi ve yöntemi lisans döneminde öğrenmediyse işte o zaman daha da zor. Doktora seviyesine gelmiş birçok öğrenci kaynak tarama ve dipnot düşme konusunda sınıfta kalır eski hocaların derslerinden!

İnternetten temin edilen birkaç makale ile tez yazmak mümkün değil. Gerçi bu konuda çok da duyarlı olunduğunu söyleyemeyiz. Gerçekten emek verilerek hakkıyla tez hazırlanacaksa, makale yazılacaksa internet bilgilerini teyit etmek için bile makaleyi mutlaka görmek ve dipnotlarına, kaynakçasına dikkat etmek gerekiyor.

Her ne kadar internetten yayınlanan makaleler dipnot ve kaynakça olarak gösteriliyorsa da ben yine de kitaba ulaşılması, kitabın okunması ve hatta mümkünse fişleme yöntemiyle bilgi ve kaynakların derlenmesi gerektiğine inanır ve tavsiye ederim. Aksi halde internet bilgileri kopyalayıp yapıştırmaktan öteye geçmiyor. Yazılan tez, makale için belki gerekli ve yerinde kaynaklar kullanılıyordur.  Ama kaynaklara ve bilgilere vakıf olmayan akademisyenlerden ne bekleyebiliriz?

Günümüz gençliği çok tez canlı.  Biran önce tezlerini, makalelerini bitirebilmek için kitap okumak, kütüphane oluşturmak yerine internet bilgilerine çok bel bağlıyorlar. Hatta bazen de bilerek ya da bilmeyerek internette buldukları birkaç makaleyi, tez çalışmasının birçok bölümünü kendi makalesine, tezine aktarma yoluna gidebiliyorlar.

Böyle olunca da tezini jüri karşısında savunmakta zorlanıyorlar. Öyle tezlere rastlıyoruz ki cümle kurma konusunda sıkıntı yaşayan ve tezi jüri tarafından kabul edilenleri görüyor ve duyuyoruz.

Bilim üretmek ve tez ortaya koymak mı amaç yoksa bir an önce akademik unvan alıp işi-koltuğu kapmak mı orası ayrı mesele.

Bir de kütüphaneler arasında mekik dokuyan, kitaba baş eğmiş,  tırnaklarıyla kazıya kazıya tezini ortaya çıkarmış gerçek bilim insanları var. Onları görünce aklıma Mehmet Kaplan, Erol Güngör, Muharrem Ergin, İbrahim Kafesoğlu,… Halil İnalcık, Mehmet Genç geliyor.

Bugün görüştüğüm gençte gördüğüm ışık beni Mübahat Kütükoğlu, Mehmet İpşirli hocalarımın titizliğine götürdü. Mehmet Genç hocamın kılı kırk yaran titizliğini hatırladım.

Gerçek bir âlim göçtü bu âlemden. Sevgili hocası Ömer Lütfi Barkan ve arkadaşı Erol Güngör'e kavuştu. Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür. Yeri gelmişken Türkiye'nin değerli tarihçi ve fikir adamlarından birisi olan Mehmet Genç hocaya rahmet diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar