1. YAZARLAR

  2. Yunus Arıkan

  3. Tamam, gençlik iyi de yaşlılığın da çok güzel yanları var canım!..
Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

Tamam, gençlik iyi de yaşlılığın da çok güzel yanları var canım!..

A+A-

Size bir şey söyleyeyim mi?

Altmış beşinden sonra insanın biraz da olsa malı olması güzelmiş biliyor musunuz?

İnsan sonradan görme gibi bir şey oluyor ya, varsın olsun.

Sonradan görme de olunsa hazmetmeyi bilmek lâzım.

Hazmedebildiğimiz sürece ne kendimiz rahatsız oluruz ne başkasını rahatsız ederiz.

Ben öyle düşünüyorum.

*

Altmış beşinden sonra da hayat güzelmiş, ben bu yıl bunu da öğrendim.

Bütün içtenliğimle bunu 'Gençlere hatırlatayım' istedim.

*

Biliyorum, memlekette her şey yolunda gitseydi,

Gençlere iş olsaydı,

Üniversiteler yerden mantar biter gibi kontrolsüz bir şekilde bitmemiş olsaydı,

İyi eğitim alınmış olsaydı, her şey güzel olacak, o zaman; gencin de yaşlının da gelecekle ilgili bir kaygısı olmazdı, olmayacaktı.

*

Memleketi yönetenler her şeyin muhteşem olduğunu söyleyiverseler de vatandaş öyle olmadığını görebiliyor.

Yaşıyor,

Hissediyor,

Üzülüyor,

Yine de ben bugün, önce kendimle hasbıhal olmak, içinde bulunduğum yaşın keyfini çıkarmak istiyorum.

Yani 'Yaş altmış beş, yolun yarısı eder" diyorum, Cahit Satkı Tarancı'ya nisbet edercesine…

*

Hem niye öyle demeyeyim ki?

Başka yerlerde elin adamları yetmiş, seksen yaşlarında ülke yönetiyorlar.

Eh elin memleketinde, o kocaman kocaman adamlar memleketleriyle ilgili söz sahibi olunca güzel şeyler olabiliyor, bizim memlekette olunca, memleket bugünkü hale düşüyor.

*

"Ne var bugünkü halinde memleketin?" derseniz, ben de mızıkçılık yapar:

"Ne yok memleketin halinde?" der, kısır biz söz dalaşını başlatmış olurum.

Ancak başlatmak istemiyorum. 

Ben, bugün gençlere ne kadar da:

"Altmış beşinden sonra insana para da lâzım, ev de lâzım, yer-yurt da lâzım!" diyor olsam da onlar da bana "Hadi canım sende!" deyiveriyorlardır.

Biliyorum, deyiveriyorlardır.

Haklılar da… onlar paranın verdiği rahatlığı gençken tatmak ve yaşamak istiyorlar.

Gençlerimiz- parayı bugün istiyorlar.

İsterler, haklarıdır elbet!

*

Gerçi, zamanında ben de onlar gibi düşünüyordum ya, şimdi ise biraz değişik düşünüyorum.

Ne diyorum meselâ?

"Gençlikte para lâzım, yaşlılıkta daha çok lâzım" diyorum.

Demem şu ki; paranın azı gençlikte, çoğu yaşlılıkta lâzım.

Para hep lâzım!..

*

Hani; "Gençlikte gelmeyen parayı, malı, mülkü neyliyim yaşlılıkta!" deniliyor ya, kazın ayağı hiç de öyle değil.

Varsın gençlikte istediğimiz para gelmesin.

Demin de söylediğim gibi paranın azı gelsin.

Azı da olsa gelsin ki bizi kimselere muhtaç etmesin.

Ama gençler şunu iyi bilmeli ki o para size gelmiyorsa, siz o parayı kendinize getirmenin yollarını da pekâlâ bulabilirsiniz.

*

Bütün mesele nedir, biliyor musunuz?

Şu içimizde taşıdığımız "El âlem ne der?" tanrısı var ya, işte onu yok etmeye başladığımızda, inanın kendimizi kazanmaya,

Kendimizi sevmeye,

Kendimize inanmaya,

Kendimizin neyi yapıp, neyi yapamayacağımıza inancımız ve güvenimiz tamamen gelecek ve çok daha iyilerini yapabilmek için önümüz açılacak.

Dedim ya, hani öyle olacak da insan şöyle bir, önce kendine sonra da uzaklara doğru baktığında;

Uzaklarda aydınlık,

Ferahlık,

Güzellik,

İç açıcılık,

Daha doğrusu, umut görüyorsa, insan her şeye katlanıyor.

*

Biz, bundan elli yıl öncesinde uzaklara baktığımızda eğer memlekette o ışığı görememiş olsaydık bu kadar özgüvene sahip olur muyduk bilmiyorum.

Meselâ kocaman adam olmuşken, ayakkabı boyacılığı yapmayı kendimize yedirir miydik?

Meselâ kamyonlardan yük indirmeyi, 

Meselâ Yüksek Lisans mezunu olduğumuz halde, iş bulamayıp, ortaokul mezunu olarak bir şirkette kendimize bir iş bulduğumuzda, bunu kendimize dert edersek eğer, işte o zaman kaybetmeye başlamışız demektir.

Mezuniyetinize bakmadan- hiç kuşkusuz çok üzücü bir durum bu. Bunu da yaşayan biri olarak söylüyorum- ilk bakışta insan zorlanıyor elbet, ama sonrasında…

Evimize ekmek götürüyor olduğumuzu görünce,

Evimize geldiğimizde annemiz, babamız,

Eşimiz,

Evladımız eli boş gelmediğimizi gördüğünde, gözlerindeki mutluluğu yakalayabilmişseniz, emin olun insanın gözü hiçbir şeyi görmüyor.

*

Keşke mezuniyetimize göre,

Mesleğimize göre iş bulabilmiş olsaydık.

Maalesef bunu dün de bulamadık, bugün de bulamıyoruz.

Bunda da ne bu ülkenin gencinin ne de yaşlısının dahli var.

Varsa bile en çok da ülkeyi yönetenlerin dahli var.

Ben öyle düşünüyorum.

*

Demek istediğim bu değil elbette.

Ben size bir konuyu anlatabilmek için böyle bir örnek vermeye çalıştım.

Demek istedim ki insan, gençken her şeyi yapabilir.

Hamallık da yapar,

Mesleğinin çok dışında işler de…

Mesele, namusuyla yapıyor olmaksa, bunda hiç mi hiç, bir sorun olmaz.

Bilmelisiniz ki sevgili gençler, bu şekilde çalışmak zorunda kalmış olmanız, asla sizin utanacağınız bir durum değildir, bilesiniz bunu.

Gencini bu duruma sokanlar düşünsün ve de utansın!..

 *

Yani siz gençler -isterseniz eğer- hayatınızı sürdürebilmek, günü kurtarabilmek adına da olsa kendinizi ayakta tutabilirsiniz de; ya belli bir yaşın üstündekiler nasıl yapsın?

Meselâ altmış yaşın üstündekiler yapabilir mi böyle bir şey.

Hamallık yapabilir mi?

Bir mağazadan getir götür işleri verilir mi?

Tahsilatçılık yapabilir mi?

Alacak-verecek peşinde koşabilir mi?

Kendisine söylenen, sıradan bir söze dahi tahammül edebilir mi?

Bunların hepsine de hayır diyorum.

*

Peki iş yapılamıyor,

Para kazanılamıyor,

Üstüne üstlük bir de yaşlılıkta hastalıklar baş göstermeye başladığında, paranız yoksa nasıl yapacaksınız?

Bakanınız yoksa 'Yandınız' demiyorum, paranız varsa bir nebze de olsa 'Kendinizi kurtardınız' diyorum.

*

Evimiz varsa,

İyi bir emekliliğimiz varsa,

Bu dünyada göç vakti yaklaşırken rahat bir vakit geçirebiliriz, diyorum.

Hani biraz huysuzlaşmasak.

İnsanlar, yaşlanınca huysuzlaşıyor.

Bu da doğru.

Belki de o nedenle yaşlandığımızda oğlumuz da bizden kaçıyor, kızımız da.

Yaşlı ebeveynlerinin yaşlılığı ile ilgilenen,

Gönüllerini okşayan,

Dünlerde nasıl ki babası bir sözü evladına bin kere tekrarlamışsa, yaşlı çocuk olduğunda, evladı babasına yüz kere tekrarlayabilmeli, diyeceğim ya, bunu bile diyemiyorum.

*

Demem şu ki; gençlikte sıkıntı çekmiş olsanız bile, yaşlılıkta rahat ediyor olmanızı, mutlu olmanızı emin olun kimse engelleyemez.

Yeter ki kendinizi önemseyin,

Kendinize emek verin, yatırım yapın ve kendinizle barışık olun,

Ve bir de yaşadığınız topluma sempatiyle bakın.

*

Evet gençlik güzeldir ya, olmuş bir meyvenin tadına da doyum olmaz.

Gençlikte es geçtiklerimizi umarım, yaşlılıkta hatırlayabilmişizdir.

*

Bugün günlerden pazar.

Bugün yaşlılarımızın daha bir güzel ve hayat dolu pazar geçirmesini diliyorum.

Saygımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.