1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları üzerine
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Sözde Ermeni soykırımı iddiaları üzerine

A+A-

Ermeni meselesi sadece tarihte, Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği sırasında kalmış bir olgu değildir, Ermeni tarafının sürekli olarak gündeme taşıdığı bu meselenin özünde bugün bu topraklarda egemen olan Türkiye Cumhuriyeti’nden toprak ve tazminat talepleri bulunmaktadır. Ermeni tarafı tarihte kalmış acı bir vakayı ve bu vaka çerçevesinde yaşananları aydınlatmaya değil, bugün bazı somut hak ve menfaatler elde etmeye çalışmaktadır. Ermeni iddialarını değerlendirirken bu bakış açısını bilmeli, Ermeni tarafının hangi hedefin peşinde koştuğunu anlamalı Türkiye Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini koruyabilecek, milyarlarca dolar tutarında bir tazminat ya da yaptırımlar ile karşılaşmamak için bilimsel ve akılcı tedbirler almalıyız.

Bilindiği üzere Ermeni tarafı çok uzun süredir belirli bir strateji, plan ve program çerçevesinde çok ciddi bir propaganda ve lobi çalışması yapmaktadır.

Su damlasının mermeri delmesindeki, dalganın devasa kayaları un ufak etmesindeki sır, ne su damlasının ne de dalganın darbe gücüdür. Sır, damlanın ve dalganın sürekliliği ve bunu sürdürmedeki azmidir.

BASE Başkent Ankara Strateji Enstitüsü Başkanı Sayın Engin Öktem konu ile ilgili yaşadığı bir deneyimi anlatırken “Yıl 1980 ve ben daha yirmili yaşlarımın başındayım. Grubumuzla görevli olarak gittiğimiz ABD’nin Los Angeles, San Diego ve San Francisco şehirlerinde Ermeni diasporasının faaliyetlerini ve bize karşı eylemlerini fiilen yaşadık. Dönem ASALA terör örgütünün gemi azıya aldığı bir dönemdi. Aynı görev süresinde New York’ta hemen Türk Evi’nin ve BM Genel Merkezi’nin yakınındaki bir kitapçıda da Anadolu’nun bir bölümünü Ermenistan olarak tanımlayan haritaların satıldığını görmüştük. Ancak o yıllarda sözde Ermeni soykırımını tanıyan, soykırım yoktur demeyi cezalandıran tek bir ülke yoktu.” demektedir.

Sahte gerçeklik

“Post truth”,  “gerçek ötesi”, “gerçeklikten sonrası”...

Gerçekliğin çarpıtılması ile oluşturulan sahte gerçeklik.

Yeni gerçeklik.

Oxford Dictionary’e göre; “nesnel hakikatlerin, belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu”

Oxford Dictionary 2016 yılında bu sözcüğü/kavramı yılın sözcüğü olarak seçti. Gerekçesi vardı elbette, dönem Brexit tartışmaları dönemiydi ve özellikle politik alanda bu kavram oldukça kullanışlıydı.

“Post truth”un ortaya çıktığı duygu alanı öfkedir. Öfkeyi tetiklediğiniz ve köpürttüğünüz her ortamda toplumu post truth durumuna taşıyabilirsiniz.

Yıl 2020, şu an ASALA yok, terör başka eller vasıtasıyla yürütülüyor ama dünyanın otuzdan fazla ülke parlamentosu sözde soykırımı tanımış durumda. Ermeni diasporası yıllardır ısrarla ve her türlü yöntemi kullanmak suretiyle yaptığı sürekli ve ısrarcı propaganda sonucu bugün bulunduğumuz noktayı inşa etmiştir.

Bu süreçte elbette Türkiye olarak gerek diplomasi yoluyla ve gerekse bilim adamlarımızın çalışmaları yoluyla böyle bir durumun olmadığını, gerçeklerin farklı olduğunu çeşitli mecralarda dile getirip çalışmalar yaptık. Ancak anlaşılıyor ki, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da sürekliliğimiz olmamış ve stratejik bir plan ortaya konamamış. Konu çeşitli sebeplerle gündeme getirilip Türkiye dış politikada sıkıştırıldığında ya da Ermeni diasporası eylemler yaptığında, o günü savuşturacak uygulamalara ve politikalara başvurulmuş.

Gerçekleri dile getirenler

Sözde Ermeni soykırımı meselesini kendine vazife edinmiş, bu konuda çalışmalar ortaya koymuş, Uras, Ataöv, Gürün, Şimşir, Halaçoğlu, Perinçek, Özdemir, Shaw, McCarty, Lewis ve adını hatırlayamadığımız birçok araştırmacı ve bilim insanı bu konuda gerçekleri dile getirmiştir.

Eğitim Dostları Vakfı’nın girişimiyle bu kez Mehmet Arif Demirer’in, doğrudan Ermeni kaynakları, Ermenistan’ın ilk ve ikinci başbakanları, Kaçaznuni ve Hatisiyan ile Pastermadjian, Aharonyan, Nubar Pasha gibi isimlerin yazışmaları, görüşmeleri ve görüşleri esas alınarak hazırladığı “5 Ermeni’nin 5 Yayını” ve “İsyanlar, İhanet ve İntihar” adlı kitapları bizi yeniden ve bir kez daha konu üzerinde aksiyon almaya yöneltiyor.

Bu kitaplar ve kendisi de bir Ermeni kurşunuyla şehit düşen Talat Paşa’nın döneme ilişkin yazışmaları, ayrıca döneme ilişkin çalışmalarda verilen nüfus kayıtları ki; ABD’li Prof. Maige’nin raporuna göre 1914’te Osmanlı’nın 6 vilayetinde (Bitlis, Diyarbakır, Erzurum, Elazığ, Van, Maraş) toplam Ermeni nüfusu 847.000’dir. (Kitaplarda bu rakamlara ilişkin detaylar verilmiştir.)

Ve 21. Dönem Milletvekili Şevket Bülend Yahnici’nin “Ermeni İddialarına Karşı Acil Eylem Planı”  başlıklı çağrısı, içinde bulunduğumuz Nisan ayı içerisinde ülkemizin muhtemelen bir kez daha muhatap olacağı asılsız suçlamalar karşısında, kısır iç çekişmelerden kurtulup kapsamlı bir stratejik plan yapmaya zorluyor.

Benim de yönetim kurulu üyesi olduğum, Başkent Ankara Strateji Enstitüsü (BASE) olarak, özellikle böyle bir millî meselede asılsız Ermeni iddialarını kendi kaynakları ile çürüten çalışmalarından dolayı Mehmet Arif Demirer’i kutluyoruz.

Başkent Ankara Strateji ve Eğitim Derneği (BASED) ve Başkent Ankara Strateji Enstitüsü (BASE), Eğitim Dostları Vakfı öncülüğünde ve Sayın Yahnici’nin çağırısı doğrultusunda ilgili tüm resmî-özel kurum ve kuruluşlar ile Sivil Toplum Kuruluşlarının yurtiçi ve yurt dışında kapsamlı ve sürdürülebilir/devamlılığı olan stratejik bir çalışmanın yapılması gerektiğine inanmaktadır ve bu çalışmalara gereken her türlü katkıyı, gücü nispetinde vermeye hazırdır.

Umarız ilgili ve yetkili tüm taraflar, bir sonraki Nisan ayı gelmeden, bu konuda gerekli hassasiyeti gösterir ve adımları atarlar.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.