1. YAZARLAR

  2. Nuri Kayış

  3. Sorumlu aranıyor!
Nuri Kayış

Nuri Kayış

Sorumlu aranıyor!

A+A-

Demokratik duyarlılığı yüksek ülkelerde ölümlere yol açan her belalı olaydan sonra şu soru mutlaka sorulur:

"Siyasi sorumlu kim?"

Diyelim bir sel felaketi oldu…

Bu olayın faturasının kesileceği siyasi bir kişi mutlaka aranır.

Sel bölgesinde altyapı yeterli miydi?

Binaların nehir yatağına yakın yapılmasının doğan zarardaki rolü nedir?

Belediye ve ilgili bakanlık gerekli çalışmaları yapmış mıydı?

Denetim elemanlarının son raporlarında neler yazılıydı, hangi uyarılarda bulunuluyordu?

Sorulara verilen yanıtlar çerçevesinde işaret parmakları bazen ya bir bakanı ya bir belediye başkanını gösterir.

Ve sonuçta gösterilen o kişi toplumdan özür dileyerek istifa eder.

Evet, şu bir gerçek ki, demokratik duyarlılığı yüksek ülkelerde sellerde, depremlerde, maden kazalarında, köprü çökmelerinde, büyük yangınlarda, patlamalarda sorumluluk birkaç usta ile işçinin üzerine kalmaz, siyasi sorumlu arayışı hep yaşanır.

 …

Bir örnek vereyim:

2015 yılında Romanya'da bir gece kulübünde yangın çıktı, 32 kişi yanarak ya da dumandan boğularak yaşamını yitirdi.

Romanya Başbakanı Victor Ponta olayın ardından kamuoyunun karşısına çıktı, ölümlerden büyük üzüntü duyduğunu belirtti, olayın siyasi sorumluluğunu alarak görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Daha yakın tarihli bir örnek de şu:

Korona salgınıyla etkili mücadele edemeyen Brezilya'da Sağlık Bakanı Nelson Teich istifa etti. Bir süre sonra onun yerine atanan bakan da istifasını verdi.

Bu istifalar aczin değil duyarlılığın sonucuydu.

Ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirlemek için milli gelir, büyüme hızı, ödemeler dengesi, cari açık, sanayi yatırımları, ithalat ve ihracat rakamları, sektörlere göre kapasite kullanma oranları gibi verilere bakılır.

Oysa bana göre gelişmişliğin en önemli göstergesi, felaketlerin ardından siyasi sorumlu bulunup bulunmayışıdır.

Siyasi sorumlu bulunan ülkeler gelişmiştir.

Bulunamayan ülkeler gelişmemiştir. 

YETKİ VAR MI, YOK MU?

Polisin maske takmayanlara yazdığı para cezaları mahkemeler tarafından iptal ediliyor.

Kararlarına gerekçe olarak, "Böyle bir konuda polisin tutanak düzenleme yetkisi vardır, ama ceza yazma yetkisi yoktur" diyor mahkemeler.

Doğrusu nedir bilmiyorum.

Şayet polisin yetkisi olduğu halde yazdığı cezalar bozuluyorsa Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olaya el koyması, mahkemeleri uyarması gerekir.

Yok mahkemeler doğru karar veriyorsa bu defa da TBMM'ye görev düşüyor.

Yasal boşluk bir an önce giderilmeli, polisin maskesiz kişilere ceza yazma yetkisi tartışmaya, tereddüde meydan bırakmayacak biçimde net olarak ortaya konulmalıdır.

Korona salgınıyla mücadelede devletin elindeki en önemli güç maskesiz dolaşanlara ceza yazmasıdır. 

Bu güç zaafa uğratılmamalıdır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.