1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Sıffin'de savaşanların inançlarında "ters bir yan" mı vardı?! Erdoğan bu soruya ne cevap verecek!
Sıffin'de savaşanların inançlarında  "ters bir yan" mı vardı?!   Erdoğan bu soruya ne cevap verecek!

Sıffin'de savaşanların inançlarında "ters bir yan" mı vardı?! Erdoğan bu soruya ne cevap verecek!

Karar gazetesi yazarı Taha Akyol, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Taliban için "Türkiye'nin inancıyla alakalı ters bir yanı yok" yorumuna karşı çıkarak, "Türkiye demokratik, laik, sosyal hukuk devleti değil mi?" diye sordu.

A+A-

Gazeteci Yazar Taha Akyol, "Taliban ve Türkiye" başlıklı köşe yazısında şu tespitlerde bulundu: Taliban'ın şeriat anlayışını, bunun bu çağda nasıl büyük bir destek bularak Afganistan'ın yüzde 85'ine hakim olduğunu iyi araştırmak, iyi anlamak lazım. Bu, Türkiye-Afganistan ilişkilerini doğru değerlendirmek için siyaseten gerekli olduğu gibi İslami hassasiyeti olan insanlar için de bir tefekkür ve idrak konusudur. Taliban'ın, Amerikan askeri gücüne rağmen böylesine güçlenmesinin bir sebebi siyasi düşüncelerle Pakistan'ın, Selefilik gayretiyle de Suudi Arabistan'ın desteğidir. Ama asıl sorun Selefi medrese kültürünün militanlaşmış bir ürünü olan Taliban'ın toplumsal desteğe sahip olmasıdır.

TALİBAN BİLDİRİSİ

Türkiye'nin Kâbil'deki Karzai havaalanının müdafaasına talip olması üzerine Taliban'ın 13 Temmuz'da yayınladığı 8 maddelik bildiri önemlidir. Bildiride Taliban yönetimi kendini "Afgan İslam Emirliği" olarak adlandırıyor. Liderlerine "emir'ül müminin" diyorlar. İslam tarihindeki gelişmelerden, bırakın modern devleti, imparatorluk tecrübelerinden bile habersiz ve bu çağda "devlet" kurumunu Dört Halife devrindeki yapılarla yönetmeye kalkan bir hareket! Bildiri'de Türkiye Kâbil havaalanını savunmasını üstlenirse, Mehmetçiğe karşı "cihat" yapacaklarını açıklıyorlar! Gerekçe olarak "Hicri 1422 tarihinde" (miladi 2001) "1500 kadar seçkin ulamanın verdiği fetva"yı gösteriyorlar.

ERDOĞAN NE DİYOR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise diyor ki: "Taliban bu görüşmeleri Türkiye ile daha rahat yapması lazım, çünkü Türkiye'nin inancıyla alakalı ters bir yanı yok." Bu görüşe katılmak mümkün değil.
Taliban 7 Mücahit örgütünü kan ve şiddetle ortadan kaldırırken, Mücahitlerin "inancıyla alakalı ters bir yan" mı vardı?! Sıffin'de savaşanların inançlarında "ters bir yan" mı vardı?! Ayrıca Türkiye demokratik, laik, sosyal hukuk devleti değil mi? Orada NATO şemsiyesi altında bulunmayacak mı? Soruna inanç açısından bakarak Taliban'la "ters bir yan" olmadığını sanmak yanlıştır.

***

SIFFİN SAVAŞI NEDİR

Sıffin Savaşı, yaklaşık üç ay kadar süren ve İslamiyet Dönemi'nde yaşanmış olan bir savaştır. İslamiyet ilk yayılmaya başladığından beri Müslümanlar için birçok zorluk ortaya çıkmıştır. Müslümanlar çoğu zaman inançlarından dolayı çeşitli hakaretlere ve kötü davranışlara maruz kalmışlardır. Bu yapılanlardan dolayı birçok savaş meydana gelmiştir. Sıffin Savaşı, İslam'ı kabul edenler arasında yaşanmış olan anlaşmazlıktan dolayı ortaya çıkmıştır. İslam Tarihi için önemli bir yere sahip olan bu savaş oldukça kanlı bir şekilde geçmiştir. Sonuçları ise iki tara içinde oldukça ağır olmuştur. Hz. Osman'ın vefatından sonra halife olan Hz. Ali birçok sıkıntı ile karşılaşmıştır. Muaviye taraftarları onun halife olmasını istemiyordu. Bundan dolayı iki taraf arasında büyük bir savaş çıkması beklenen bir durumdu. Muaviye taraftarları halife olarak Muaviye'yi görmek istiyorlardı. Halife olma hakkı ise Hz. Ali'nindi. Durum böyle olunca Sıffin Savaşı ortaya çıkmış oldu. Özellikle Kuran-ı Kerim'in yapraklarının mızraklara takılması olayı ile dikkat çeken bu savaş tarihe önemli bir etki bırakmıştır. Sıffin Savaşı, 657 yılında meydan gelmiş olan bir savaştır. 657 yılının Mayıs ayında başlayan hazırlık 26-28 Temmuz'da savaşa dönüşmüştür. Kanlı bir savaş sonrasında iki tarafta ağır kayıplar vermiştir.  Sıffin Savaşı, Hz. Ali ve Muaviye arasında yaşanmıştır. Savaşın yaşandığı yer ise savaş adını veren Sıffin'dir. Sıffin, günümüzde Suriye taraflarında bulunmaktadır. Yeri tam olarak Rakka kentinin doğusundadır. Sıffin Savaşı'na karşı karşıya gelen Hz. Ali ve Muaviye şiddetli bir savaş ortaya koymuşlardır. Savaşa iki tarafında destekçileri girdiği için savaşın yıkımları büyük olmuştur.

*** 

TALİBAN KİMDİR?

Arapça talib (öğrenci) kelimesinin çoğulu Taliban (öğrenciler) adını benimseyen örgüt, ülkenin güneyinde Molla Ömer Ahund liderliğinde yaklaşık 50 medrese öğrencisiyle birlikte 1994'te kuruldu. Molla Ömer, Sovyet işgaline karşı savaştı. Kuruluş felsefesini de Afganistan'da İslam'a dayalı bir yönetim getirmek olarak tanımladı. Analistlere göre, örgütün kuruluşundan itibaren en büyük destekçisi ve yol göstericisi kuşkusuz Pakistan istihbarat teşkilatı (ISI) oldu. Uzmanlar, hem askeri eğitimin hem de maddi desteğin doğrudan ISI tarafından sağlandığını belirtiyor. Pakistan'dan ve bazı Körfez ülkelerinden para ve silah desteği aldığı belirtilen Taliban, 1996 yılının eylül ayında Kabil'e saldırmak üzere hazırlık yaptı. Kanlı sokak savaşına girmek istemeyen Tacik komutan Ahmet Şah Mesut, kendine bağlı tüm güçleri 26 Eylül 1996'da Kabil'den çekti. Otorite boşluğundan faydalanan Taliban savaşçıları 27 Eylül 1996'da Kabil'e girdi. İlk olarak BM binasına sığınan eski Devlet Başkanı Muhammed Necibullah Ahmedzay ile kardeşi Şahpur Ahmedzay idam edildi. Başkentin ele geçirilmesi zamanına kadar milis bir yapı olan Taliban, bu tarihten itibaren kendi hükümetini kurduğunu açıkladı. Adını Afganistan İslam Emirliği, kurucu lider Molla Ömer'i de Emirel Müminin (Müminlerin emiri) olarak ilan etti. Bayrak değiştirildi. Molla Ömer adına camilerde hutbe okundu. Afganistan'ı yakından takip eden uzmanlara göre Taliban, bu tarihten sonra Pakistan'ın bölgedeki çıkarları için vekalet savaşı veren bir örgüt haline dönüştü. Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, Taliban'ı resmen tanıdı. 

TALİBAN'IN UYGULAMALARINDAN BAZILARI

Önceleri nispeten yumuşak bir görünüm veren örgüt Kabil'in ele geçirilmesinin ardından çok katı kurallar uygulamaya başladı.
* Şeriata dayalı anayasal sistem yürürlüğe girdi. Hanefi mezhebi ön planda tutuldu.
* Şeriatın gündelik hayatta uygulandığını takip etmek için Emr-i bil Maruf (iyiliği emretme) Bakanlığı oluşturuldu.
* Hayatın her alanından soyutlanan kadınların çalışması, kız çocuklarının okula gitmesi ve eğitim alması tamamen yasaklandı.
* Kadınlara peçe zorunluluğu erkeklere ise takke ve sakal mecburiyeti getirildi.
* Sakalını kesenler için 6 aydan başlamak üzere hapis cezası verildi. Yüzü görülen kadınlar kırbaçlandı.
* Afganistan Televizyonu'nun yayını durduruldu. Fotoğraf dahil her türlü görsel yayın ve müzik yasaklandı.
* Erkeklere, evine en yakın camide 5 vakit namaz kılma mecburiyeti getirildi.
* Emri bil Maruf görevlileri camilerde yoklama aldı.
* Mazeretsiz camiye gitmeyenlere ağır yaptırım uygulandı.
* Namaz surelerini bilmeyenler kırbaçlandı.
* Bütün okullar medreseye dönüştürüldü. Ders kitaplarındaki görseller yok edildi.
* 'Medreselerde' 3'üncü sınıftan itibaren tüm öğrencilere en az 3 metre olmak üzere sarık sarma mecburiyeti getirildi.
* Ele geçirilen tüm bilgisayarlar TV kabul edilerek kırıldı.
* 'İslam devletine karşı gelenler' hain ilan edilerek doğrudan idam edildi.
* Özellikle farklı mücahit gruplara mensup kişiler, yakalandıklarında şer ve fesat hükmü ile idam edildi.
* Çok sayıda kişinin çeşitli sebeplerle eli kesildi.
* İdamların ve el kesmelerin birçoğu cuma namazlarından sonra gerçekleştirildi ve halka izlettirildi.
* Kesilen eller, şehrin merkezinde sergilendi.
* Resmi kurumlarda Peştu dili mecbur edildi.
* Toplu taşıma araçlarındaki aynalar, kadınlara bakılabileceği gerekçesiyle kaldırıldı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum