1. YAZARLAR

  2. Yunus Arıkan

  3. Sevgiliyle hasbıhal!..
Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

Sevgiliyle hasbıhal!..

A+A-

Merhaba sevgili,

Şu günlerde "Nasılsın?" diyemiyoruz sana, biliyoruz ki hiç de iyi değilsin.

Biz de iyi değiliz çünkü.

O nedenle, senin de iyi olabileceğini aklımızdan bile geçiremiyoruz!

*

Sevgili sevgili,

Sana haksızlık ettiğimizi düşünüyorsan bil ki sana özür borcumuz var.

Kabul edersen elbette!..

Hem de bir defa değil, binlerce kez.

Biliyorsun, sana kıyanlarımızın olduğu kadar kıyamayanlarımız da var.

Ne var ki yetkisiz çoğunluk, yetkili azınlık karşısında seni koruyamayabiliyor sevgili.

Biliyorum, yetkili azınlık seni üzerken, yetkisiz çoğunluk seni bu durumdan kurtarmak için çırpınsa da canları pahasına sana yapılanlara karşı koysalar da çaresiz bırakılıyor sevgili, senin bundan haberin var mı?

*

Yetkili azınlık, seni üzmediğini,

Seni sahiplendiğini, söyleyip duruyor ya, yine de başına ne geldiyse onların yüzünden gelmedi mi?

*

Oysa biz sensiz yaşayabilir miyiz sevgili?

Sen olmazsan yeryüzünde hiçbir şey olmaz!

Sen olmazsan yeryüzü diye bir şey olur mu hiç?

Çünkü sen, yerin bereketli yüzüsün farkında mısın?

Yeşili,

Mavisi,

Kahverengisi,

Sarısı,

Moru,

Pembesi,

Taşı,

Toprağı,

Denizi,

Suyu,

Havası,

Güneşi

Ve sen olmazsan, bunların hiçbiri olmaz be sevgili.

*

O nedenle de:

"Sen kendine iyi bak sevgili" demek istemiyoruz.

Biliyorum, eğer biz sana öyle dersek, sen de bize:

"Ben kendime bakamayacağım da siz mi bana bakacaksınız?" diyecek, sonra da:

"Kendine hayrı olmayanın başkasına mı hayrı olurmuş?" diyerek, biz insanoğluna yine hatırlatmada bulunacaksın, bilmez olur muyum hiç!

*

Evet biliyorum, herkes kendine de sevgilisine de iyi bakmalı.

Onu üzmemeli,

Onu korkutmamalı,

Ona zarar vermemeli,

Onun yüreğini dağlamamalı,

Ona acı çektirmemeli ya, bunların hepsi de sana yapılmıyor mu be sevgili?

Sen de bunlardan mustarip değil misin?

Sen de bunlardan dert yanmıyor musun?

Sen de bunlar için üzüm üzüm üzülmüyor musun a benim iki gözüm?

Yaşama umudum,

Sebeb-i saadetim…

*

Ama seni bir türlü rahat bırakmıyoruz öyle değil mi?

Yetkisiz çoğunluk bir taraftan çekiyor, yetkili azınlık diğer taraftan.

Sen olmazsan, -sen de biliyorsun ki- hiç kimse yaşayamaz.

Belki de öyle olacak.

Sen, onca yaradan sonra,

Onca yıpranmışlıktan sonra,

Sana yapılan onca eziyetten,

Onca acımasızlıktan,

Onca vicdansızlıktan sonra,

İster insan eliyle, İsterse devlet eliyle seni mahvetmek için, senin altını üstüne getirirlerken, yine de sen, sana ihanet edenlere, tebessüm ediyorsun be sevgili,

Sana her gün zarar verenlere,

Seni üzenlere,

Seni kirletenlere,

Canını yakanlara, hep güzel bir yüzünü gösteriyorsun güzel yüzünü sevdiğim.

Sen, nasıl bu kadar güzel olabiliyorsun bilemiyorum ki!..

*

Sana öyle ihanet ediliyor, öyle ihanet ediliyor ki, başka sevgililere ne istenmişse verilirken, sen;

Günlerce,

Haftalarca,

Aylarca,

Yıllarca,

Hatta asırlarca sesini duyurmak için bağırdın da kimse duymadı seni.

Ah be sevgili, kimselere duyuramadın sesini!

*

Ne kıymetin bilinmez bir sevdaya düşmüşsün insanoğlundan yana!..

Ne bitmez çilen varmış,

Ne insafsızların eline düşmüşsün de her gün ezim ezim eziyorlar seni.

Koynunda yılan besliyormuşsun farkında mısın sevgili?

Yılan besliyormuşsun da ha bire bir yerlerinden sokup zehirliyormuş o yılan seni. 

Toprağını,

Suyunu,

Ağacını,

Tohumunu,

Bize gerekli olan neyin varsa hepsini de mahvetmişler de bir türlü duyuramamışsın sesini.

*

Neden bu kadar sessiz kaldın bilemiyorum ki?

Neden isyan etmedin?

Neden sana ihanet edenlere tepki göstermedin de bütün cezayı kendine kestin?

Yoksa sen derdini anlattın da anlaşılamadın mı?

Söyledin mi söylenmesi gerekenleri?

Çaresizliğini dile getirdin de seni de benim gibi duymadılar öğle mi?

Duymadılar, "Hep iyi ve güzel yanlarımı bulup, soyup soğana çevirdiler!" mi demek istiyorsun?

*

Önce zehirlediler,

Sonra ağaçlarını kökünden kestiler,

Irmakların azaldı, derelerin kurudu, toprağın çatlar oldu da sen ne yaptın?

En iyi arkadaşın olan bulutlara dert yandın öyle mi?

"Ben bu insanoğluyla baş edemiyorum." deyip, "N'olur epey bir zaman gelme buralara" mı dedin yoksa?

Ya da sana yapılanların acısını güya bize tattırmak istercesine;

"Haddini bildir onlara!.." diyerek, haddinden fazla mı akıttı yağmurunu da ne var ne yok her şeyi etkisi altına alarak, insanoğlunu cezalandırmak istedi?

Ve en sonunda da bir türlü uslanmak, akıllanmak bilmeyen,

Çıkarcı,

İki yüzlü,

Kendisine yapılan iyiliğin farkında olmayan,

Belki de nankör olan bizlere, bir de deniz salyası gönderiverdin.

Belki akılları başına gelir de beni yıllar öncesinde olduğu gibi severler,

'Beni korurlar,

Bana sahip çıkarlar' diye, sahiden akılları başına gelip gelmediğini mi görmek istiyorsun sevgili?

*

Görmek istiyorsun da görebildin mi bari?

İnsanlar senden aldıklarının yüzde minnacığını bile geri vermediklerini,

Her şeyi senden almak istediklerini,

Her şeyden çok, kendilerinin ihtiyacı olduklarının farkındaydılar da bir türlü onların sana karşı sorumlu olduklarını bildikleri halde sana olan sorumluluklarını unuttular.

Ve hep kendilerini büyütürlerken, seni küçülttüler öyle değil mi?

Yeşiline dokundular,

Mavini kirlettiler,

Ağaçlarını kuruttular,

Toprağını çatlattılar,

Sonra da 'Nefes alamıyoruz' diye bas bas bağırıyorlar öyle mi sevgili?

*

Bilmem farkında mısın, açlık korkusu çekmeye başladı seni korumayı bilemeyenler.

Kurunun yanında yaş da yanıyor ya, söyleyecek bir şey yok yine de.

Susuzluk korkusu, korku olmaktan öte çok daha büyük felaketler açacak yakında başımıza…

Senin toprağını kuruturken,

Senin toprağının üzerine, senin gücünü denercesine gökdelenleri dikerlerken, senin ne kadar da canının acıdığının -sen acılar içinde kıvransan da- onlar farkında değillerdi, öyle değil mi?

Çünkü acıyan senin canın, nefessiz bırakılan sendin bir anlamda.

*

İşte o yüzden ya sevgili, biz sana son zamanlarda "Nasılsın?" bile diyemiyoruz.

Diyemiyoruz, çünkü gözümüzün önünde nasıl da acılar çektiğini göremiyor muyuz sanki?

Biz iyi değiliz, bundan sonra da insanoğlu sana acımasızca davranmayı sürdürdüğü sürece senin de iyi olabileceğini hiç düşünemiyoruz.

Biliyorum ki bizim iyiliğimiz sana bağlı, seninki bize.

Ne var ki sen bize her şeyi istemeden verdin de biz sana ne istediğini bildiğimiz halde, 'Daha çok bana, daha çok bize' dediğimiz için her şeyi sana çok gördük.

Ve senin sonunu hazırlarken, aslında kendi sonumuzu hazırladığımızın bile farkında olamayacak kadar aptalmışız be sevgili!..

*

Ve bugün, bu aptallığımızın çok büyük cezasını çekiyoruz biliyor musun?

Hele de seni çaresiz bıraktık bırakalı perişanız be sevgili,

Perişanız!..

*

Bu nedenle de en büyük sevgili olan toprağa,

Suya,

Havaya,

Kısacası, sevgili Dünya'ya sahip çıkılsın istiyorum.

*

İyi pazarlarınız olsun istiyorum…

 

            

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum