1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Servetleri vergilendirmek doğru mu?
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

EKONOMİ VE GERÇEKLER

Servetleri vergilendirmek doğru mu?

A+A-

Vergi meselesi yönetenler ile yönetilenler arsındaki en sorunlu ve genellikle maraza çıkmasına en açık konudur. Yönetenler taahhüt ettikleri hizmetleri ve yönetim harcamalarını karşılayabilmek için vergi toplamak zorundadırlar. Yönetilenler ise yöneticilerin ya da toplumun ortak harcamaları için gelirlerinden pay ayırmayı hiç istemezler, kısacası kimse güle oynaya ne hoş hadi gidip vergimi ödeyeyim demez.

Siyasi tarihe baktığımız zaman bir çok toplumsal isyan ya da infial dalgasının yönetenlerin aşırı vergi tahsilatına kalkması yüzünden ortaya çıktığını görürüz.

Yönetilenler hoşlanmasalar dahi tahammül edebilecekleri bir oranda vergi talep edildiğinde kendi içlerinde bir muhasebe yapar vergi ödememenin getireceği mali ve hatta cezai sorunlar ile ödemenin getireceği memnuniyetsizlik arasındaki denge katlanılabilir ölçüde ise vergilerini öderler.

Bu denge katlanılabilir ölçünün ötesine taştığında ise yönetilenler vergi ödemeye direnir, vergi kaçırır ya da isyan ederler.

Tarih boyunca uzlaşılan, özellikle de vergi mükellefleri tarafından adil ve katlanılabilir bulunan bazı vergi ilkeleri vardır bunlardan birincisi gelirlerin oransal olarak vergilendirilmesidir. Bir ücret, rant yahut da kâr kazancı elde eden kişi kazancının bir kısmını makul bir oran belirlenmek koşulu ile vergi olarak ödemeyi kabul eder. Özellikle modern devletlerde vergi satın alınan bir kamusal hizmet bedeli olarak görülür, mükellef doğru hizmeti, doğru fiyata satın aldığı konusunda ikna edilirse vergi toplamada ciddi bir sorun yaşanmaz.

Kişiler vergisini ödedikleri kazançlarının bir kısmını harcar ve bir kısmını ise menkul yahut da gayrimenkul servete dönüştürür. Yönetenler kazancı değil de servetleri vergilendirmeye kalktığında ise daima ciddi bir tepki ile karşılaşırlar, çünkü servetlerin vergilendirilmesi zaten vergisi ödenmiş bir kazancın tekrar vergilendirilmesi anlamına gelmektedir.

Yakın tarihimizde bizim de Varlık Vergisi faciası olarak anılan servetlerin vergilendirilmesine yönelik bir deneyimimiz olmuştu.

Tek parti döneminde kurulan Saraçoğlu hükümeti servetlerin vergilendirilmesine yönelik bir kanun teklifi sundu, 11 Kasım 1942 tarihinde TBMM'de oybirliğiyle kabul edilen kanuna göre bazı varlıklı kesimlerden bir defalık olağanüstü servet vergisi alınacaktı.

Varlık Vergisi kanununa göre; "Mükellefler vergilerini, talik tarihinden itibaren on beş gün içinde mal sandığına yatırmaya mecburdurlar. On beş günlük müddetin geçmesini beklemeden mahallin en büyük mal memuru, lüzum gördüğü mükelleflerin menkul ve gayrimenkul mallarıyla alacak, hak ve menfaatlerinin ihtiyaten haczine karar verebilir."

Aynı kanunun devamında; "Talik tarihinden itibaren bir ay zarfında borçlarını ödemeyen mükellefler borçlarını tamamen ödeyinceye kadar memleketin herhangi bir yerinde bedenî kabiliyetlerine göre askerî mahiyeti haiz olmayan umumî hizmetlerde veya belediye hizmetlerinde çalıştırılırlar." maddesi vardı ve borcunu ödeyemeyen bir çok mükellef bu maddenin hükmü uyarınca Erzurum Aşkale'ye taş kırmaya gönderildi.

Kanun uygulamada oldukça keyfi işletildi ve özellikle de CHP muhalifi olanlar ve bir çok gayrimüslim servet sahibinin serveti ellerinden alındı. Varlık Vergisi kanunu Türk malî tarihine bir zorbalık ve zulüm kanunu olarak kaydedildi.

Sonuç ne mi oldu, bu kanunu yürürlüğe koyan CHP Hükûmeti hem istediği miktarda vergi toplayamadı ve hem de bir daha seçim kazanarak iktidar yüzü göremedi!

Günümüzde de AKP iktidarı CHP'nin tek parti dönemi hükûmetleri ile aynı yolda yürüyor, Değerli Konut Vergisi bir tür varlık yahu da servet vergisidir ve yönetenler ile yönetilenler arasındaki uzlaşıyı sıkıntıya sokacak bir vergidir.

Diğer yandan servet sahipleri servetlerini tehlikede görürler ise servetlerini daha emniyette olacağını düşündükleri ülkelere transfer ederler. Son zamanlarda içinde AKP'ye yakın varsılların da bulunduğu bir grubun yaklaşık 200 milyar dolar civarında bir serveti yurt dışına çıkardığı söylenmiyor mu?

Servetlerinin vergilendirileceğinden korkan servet sahipleri servetlerini gizlemek için altın ya da döviz alır bunu dolaşıma sokmaz "yastık altı" olarak tabir edilen şekilde saklar. Aynı şekilde gayrimenkullerinin değerini düşük göstererek kendilerince tedbir alır.

Sonuç olarak servet sahiplerinin aldığı bu tedbirlerin tamamı ülke ekonomisini küçültür, daraltır.

İşte tam da bu yüzden servetlerin vergilendirilmesi yasaklanmalı ve bu ilke Anayasal bir hüküm haline getirilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.