1. YAZARLAR

  2. Hüseyin ADALAN

  3. Seni Seviyorum Demek
Hüseyin ADALAN

Hüseyin ADALAN

yazar

Seni Seviyorum Demek

A+A-

Anlatmak istediklerini hiç konuşmasa da, herkes kolaylıkla anlayabilirdi, öyle bir yapıya sahipti ki, yüzünün ifadesi, mimikleri hemen içindeki fırtınaları dışa vururdu. Bu halinden çok rahatsız olsa da, bir türlü engelleyemezdi. Sevinince kahkaha atmasa da gözlerinin içi güler, duyduğu en ufak bir acıda ise, yüzünün şekli değişiverirdi.

İhtilal görmüştü adam,  işkenceyi, sevgisizliği iliklerine kadar yaşamıştı, annesi, babası, kardeşleri dahil yaşadıklarını tam manasıyla kimseye anlatmayacak kadar yakınlarını, sevdiklerini üzmemeye çalışan hassas bir yapıya sahipti. Her şeye rağmen bu badireyi akranları kadar kötü atlatmamıştı, yıllar yılı yüreğinden ve beyninden izi silinmese de, bedensel bir rahatsızlığı olmamış, bir iş sahibi hatta ev araba sahibi olmuştu. Evlenmiş aslan gibi de bir oğlu olmuştu.

Yaşadığı ikinci ihtilal ise evliliğinde olmuştu, severek evlenmişti, ya da öyle sanmıştı, ama sevgisine yeteri kadar karşılık görmemişti. İlk yıllar iyi kötü geçmiş, ancak yıllar yılları kovaladıkça sevgisizliği yine iliklerine kadar hissetmeye başlamıştı, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen karıncayı bile incitmekten çekinirdi, evliliğini bitirmeye cesareti yoktu, eşinden ayrılacak olursa bir daha kimseyi sevemeyeceğini düşünür, hayatta yapayalnız kalmaktan korkardı, ama bıçak kemiğe dayanınca, nihayet kararını verdi ve eşinden ayrıldı.

Günün birinde bir kadını sevdi; Alımlı, masmavi gözleri olan, konuşurken insanın içine ferahlık veren, kısacası insanı umuda taşıyan birini sevdi. Kalbi hiç bu kadar hızlı çarpmamıştı, bu defa anlatmak istediklerinin yüzünün ifadesi ile mimikleri ile anlaşılmasına kendisi müsaade etmedi. Karşısındakini şaşırtırcasına haykırıverdi sevdiğini, bununla da yetinmeyerek, bağırmak tüm dünyaya sevgisini duyurmak ihtiyacını hissetti. O güne kadar hiç kimseyi böylesine bir aşkla sevmemişti, o güne kadar hiç kimseye seni seviyorum diye haykırmamıştı, kimseye aşkım bir tanem dememişti. Hiç bu kadar duygularından emin olmamıştı.

Kendisi pek beğenmese de, iyi şiir yazdığını söylerdi herkes ama hep isyan şiirleri yazardı. içindeki acıları dökerdi kaleme, o günden sonra sevda şiirleri yazmaya başladı mavi gözlü sevgilisine, hem öylesine yazıyordu ki, hani mübalağasız neredeyse kalem elinden düşmüyordu, arada bir yazdığı şiirleri sevdiği kadına okuyordu, hiç böylesine yürekten şiir okumamıştı.

Şanslıydı, hem de çok şanslıydı, çünkü sevgisine karşılık da görmüştü, o güne kadar yaşamadığı ilkleri yaşamaya başlamıştı. Sevdiği kadından duyduğu güzel sözler dünyasını değiştirivermişti, öyle bir hale gelmişti ki bir an bile onu düşünmeden yapamıyordu. Tek şanssızlığı farklı şehirlerde yaşamalarıydı, sık sık görüşme imkanları yoktu, ama onun telefonun diğer ucundaki sesini duymak bile o kadar mutluluk veriyordu ki, gelecekle ilgili planlar yapmaya başlamıştı bile, sevdiğine kavuşmak sürekli onun yanında olmak için önünde küçük bir iki engel vardı, ama aşılmayacak engeller değildi.

Şimdi yetmiş yasında, eşi ise altmış altı yaşında, bir sahil şehrine yerleştiler, halen birbirlerinin gözlerinin içine bakarak yaşıyorlar sevdalarını, yine anlatmak istediklerini hiç konuşmadan anlatıyor, çünkü öyle bir bakıyor ki sevdasının gözlerinin içine, halen kokluyor ağaran saçlarını, bazen hiç konuşmadan saatlerce el ele duruyorlar.

Eğer seviyorsanız, sevdiğinize “Seni seviyorum” demekten çekinmeyin, çocuklaşın, doyasıya yaşayın sevdanızı, yaşayın ki, hayatınız daha da güzelleşsin, ama her şeye rağmen çok zor geliyorsa bu tılsımlı iki kelimeyi söylemek, o zaman bırakın gözleriniz söylesin.

Gözlerinizle de mi söyleyemiyorsunuz? Yapmayın Allah aşkına, elbette biliyordur kendisini ne kadar çok sevdiğinizi, ama duymak ister, hissetmek ister, hiç değilse dokunun ona, bazen bir dokunuş bile ömre bedeldir.

Yaşanmış bir hikayemedir, yoksa bir kurgu mudur anlattıklarım, ister kurgu olsun, ister gerçek olsun bir insan en büyük acıyı yaşarken bile içine hapsettiği sevmek duygusunu yaşatmışsa, sevmeyi sevilmeyi özlemişse, ayrı bedendeki bir ruhla, ruh ikizi ile mutlaka bir gün bir yer de karşılaşacaktır.

Bizlere çok uzun gelen hayat aslında o kadar kısa ki, ne yaşarsak yaşayalım. Nasıl kariyer yaparsak yapalım, dünyanın en zengini de olsak, en fakiri de olsak, depremlerde görsek, darbeler, savaşlarda görsek, hatta hatta ölümü en yakınımızda, en yakınlarımızda da hissetsek, sevildiğini bilmek, severek ölmek varsa, ölüm bile o kadar zor gelmeyecektir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.