1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Sayın Erdoğan! Gazi ülkeyi böyle idare etmişti!
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar

Sayın Erdoğan! Gazi ülkeyi böyle idare etmişti!

A+A-

İktidar, adı "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" olan ama seçimli monarşi sınıfına giren mevcut sistemin geniş toplum kesimlerince kabul edilmediğinin farkında ve bundan ciddi bir rahatsızlık duyuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partisinin son grup toplantısında, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden rahatsız olanlar var, bunu biliyorum. Diyorlar ki 'Bu geleneğimize ters bir yapı', yeri geliyor, diyorlar ki 'Biz Atatürk'ün partisiyiz.' Acaba Gazi, parlamenter demokrasiyle mi idare etmişti ülkeyi?" çıkışını yapması bunu gösteriyor. Cumhuriyeti "reklam arası" olarak gören bir iktidar, kendi getirdiği sistemi cumhuriyetin kurucusu Atatürk üzerinden kabul ettirmeye çalışıyor. Erdoğan, Atatürk'ün ülkeyi idare etme yaklaşımına atıfta bulununca, benim de aklıma "Gazi ülkeyi AKP gibi mi idare etmişti" sorusu geldi. Sahi, nasıl idare etmişti Gazi ülkeyi, gelin bir bakalım.

Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olduğu 1923-1938 dönemi, parlamenter sistemin olmadığı bir dönemse, o zaman ülkede hangi sistem vardı? Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde, hükümetin başında başbakan yok muydu? Bakanlar, milletvekilleri arasından seçilmiyor muydu? Cumhurbaşkanı'nı TBMM seçmiyor muydu? O dönemin bugünkü mevcut sisteme benzeyen tek tarafı, cumhurbaşkanının partili olmasıydı. Ancak, zaten tek parti vardı ve cumhuriyet Türkiye'si emekleme ve yürüme dönemindeydi. Bu da gayet normaldi. Çünkü ülke, içerisinde Cihan Harbi ve İstiklal Harbi'nin de olduğu on yıllık savaş döneminin ardından yeni baştan var ediliyordu. Çökmüş bir imparatorluğun küllerinden yeni ve modern Türk Devleti'ni çıkaran Atatürk, yoksul ve harap bir ülkeyi kalkındırmaya çalışmasının yanında, cumhuriyeti ve parlamenter sistemi şekillendirmenin ve oturtmanın mücadelesini veriyordu. Bu anlamda Atatürk'ün en büyük arzularından biri, çok partili siyasal yaşama geçmekti. Onun için de, "Mecliste muhalefet yok. Ülkenin durumunu nasıl anlayacağız" diyerek, Fethi Okyar'a Serbest Cumhuriyet Fırka'sını kurdurmuştu. Evet, Atatürk kendi kurduğu CHP'nin iktidarına karşı muhalefet partisi kurdurmuştu. Ancak ne yazık ki, Serbest Fırka, tıpkı Terakkiperver Fırka gibi, gerici zihniyetin istismarına uğradı ve kapandı. Atatürk, Serbest Fırka deneyiminin ardından, ülkenin henüz hazır olmadığını düşünerek çok partili siyasal yaşama geçişi ertelemek zorunda kaldı. O göremedi ama onun kurduğu cumhuriyet, 1946'da ülkeyi tek partili siyaset döneminden çıkardı. Kaldı ki, 1946'da DP'yi kuranlar, CHP'den içerisinden çıkan bir kadroydu. Bugün ise, kendi içerisinden kopanların yeni partiler kuracak olmasına, "ümmeti bölmeyin" şeklinde yaklaşan bir iktidar var...

Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülke yönetmede Atatürk'ü örnek alacaksa, ki bundan bu satırların sahibi mutlu olur, o zaman kendisine bazı hatırlatmalarda bulunayım. Geri kalmış toplumlar fermanlarla, modern toplumlar kanunlarla yönetilir. Atatürk, Türk milletine olan sevgi ve saygısından dolayı, inkılapları bile TBMM'den kanun çıkartarak gerçekleştirmiştir. Bugün ise, büyük oranda Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yönetildiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Atatürk, millî iktisadi bir düzenden yanaydı. Üretim ekonomisine inanıyordu. Bir taraftan Osmanlı'dan kalan borçları öderken, diğer taraftan onlarca fabrika ve işletmeler kurdu. Ülkeyi yabancı askerlerin işgalinden kurtardığı gibi, ekonomimizi de yabancı sermayenin işgalinden kurtarmanın mücadelesini verdi. Yabancıların elindeki birçok işletmeyi de millîleştirdi. Köylü ve çiftçi, Atatürk'ün gözbebeğiydi. İktisadi kalkınmanın temelinde tarımın olmazsa olmaz olduğunu biliyordu.

Peki AKP ne yaptı? Ülkeyi felaketin içerisinden çıkaran Atatürk'ün, cumhuriyetle birlikte Türk milletine armağan ettiği kazanımları har vurup harman savurdu. Cumhuriyetin iktisadi kazanımlarını satarak, Türkiye'yi küresel sermayeye teslim etti. Atatürk'ün milletin efendisi ilan ettiği köylü ve Türk tarımı çöktü. Etten samana, fasulyeden nohuda her ürün ithal oldu. Bugün Trump her twit attığında dolar ne oldu diye bakıyorsak, üretim ekonomisini terk etmenin, ülkenin millî servetlerinin elden çıkarılmasının bunda payı çok büyük.

Devam edelim, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin kısaltması olan ibare tabelalardan çıkarıldı. Andımız yasaklandı, Atatürk'ün kurduğu Diyanet, kurucusunu anmaz oldu. Büyük zorluklarla başlattığı sanayileşme hamlesi, AKP döneminde tamamen devre dışı bırakıldı. Kurduğu çağdaş millî eğitim sistemi mahvedildi. İçerisinden yetişmekle her zaman gurur duyduğu, üzerine titrediği TSK kumpaslara uğratıldı, o kumpasların savcılığına soyunanların kim olduğu da malum. Atatürk'ün, "Türk istikbalinin evladı" diyerek seslendiği gençler, işsizlik ve geçim derdi nedeniyle intihar eder hale geldi, ülkeyi terk eder oldu. Atatürk ülkeyi, BOP gibi emperyalist projelerin eş başkanı olarak kurmadı, yönetmedi. O İslam coğrafyalarına emperyalist müdahaleleri değil, İslam ülkelerinin emperyalizme karşı bağımsızlıklarını destekliyordu. Cumhuriyeti ulus devlet olarak şekillendirdi, laiklik ilkesini getirdi. Bugün ise ulus devlet, çok uluslu bir yapıya sokulmak isteniyor. Ulus devletin dayanağı olan Türklük, alt kimlik yapılmaya çalışılıyor. Atı alanın Üsküdar'ı geçtiği bir referandumla, anayasaya federasyonun önünü açan maddeler sokuldu. Devlet kadrolarında, 15 Temmuz'a rağmen halen tarikat/cemaat gibi yapıların etkinliğine imkan tanınıyor...

İşte Atatürk Türkiye'si ile Erdoğan'ın 17 yıldır yönettiği Türkiye'den bazı kesitler. Ülkeyi Gazi gibi yönetecekseniz, bugüne kadar olan yaklaşımlarınızı, siyasetinizi ve uygulamalarınızı terk etmeniz gerek miyor mu? O yüzden, mühürsüz evet oylarının geçerli sayılması ile getirdiğiniz bir rejimi meşrulaştırmak için Atatürk'ün ülkeyi nasıl yönettiğinden örnek vermeyin, zira asla işinize yaramaz!  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.