1. YAZARLAR

  2. Erdinç Yapan

  3. 'PANDEMİ'M sanatı
Erdinç Yapan

Erdinç Yapan

'PANDEMİ'M sanatı

A+A-

Dünyayı kısa sürede etkisi altına alan koronavirüs salgınının yeni mutasyonlarıyla birlikte uzunca bir süre daha bizimle olacağı gerçeğini zihnimize yerleştirirken, modern tıbbın virüsler konusunda henüz o kadar da mucizevi etkileri olmadığını görmek bizi ziyadesiyle üzdü.

Aşılarımızı olup kurallara uymaya gayret gösterirken, günden güne artan vaka sayılarıyla birlikte akıl sağlığımızı korumak giderek zorlaşıyor. Normal tanımlarına ait çerçeveler silikleşmeye başlarken herkes yaşadığı ortamın nereye evrileceği konusunda fikirler ortaya atıyor.

Benim uzmanlık alanımda yazmak üzerine olduğundan bizi bir süre daha rahatsız edeceği kesinleşen 'Pandemi'ye dair bir şeyler karalamak istedim. Dilerim kısa bir girizgah yapacağım bu öyküdekiler gerçek olmaz!

***

Dünya 2030'un ortalarına kadar koronavirüsü salgını ile uğraşmış ve bu süre zarfında geri dönüşü mümkün olmayan değişimler yaşanmıştı. Geçirdiği mutasyonlarla birlikte dünya nüfusunun üçte birini öldüren virüsle birlikte bazı ülkeler dünya üzerinden silinmiş ve birçok şirket iflasını açıklamak zorunda kalmıştı.

2025 yılındaki korkunç yağma ve yıkım döneminde devletler düzeni korumak adına müdahalelerde bulunmuş ancak günün sonunda açlık ve ihtiyaçlar galip gelmişti. İnsanlar günü kurtarmak adına kurtuluşu olmayan bu virüsün psikolojik yıkımından kaçabilmek için çevresine zarar vermeye başlamış ve acısını daha büyük acılar doğurarak dindirmeye çalışmıştı.

Dünyanın tek bir elden yönetileceği ütopyaları 2027 yılında yapılan bir antlaşma ile hayata geçmiş ve virüsün yok edilebilmesi adına dünyanın bilimsel bir kurum tarafından tek bir çatı altında yönetilmesine karar verilmişti.

Dünya yönetiminin merkezi de Antarktika'ya kurulmuştu.

Virüsle tek bir elden yönetilen savaş 2030 yılının ortalarında sonuç vermiş ve salgının resmen bittiği ilan edilmişti.

İnsanoğlu, aldığı dönüşü olmayan kararların meyvesini yemeye hazırlanıyordu ki değişen iklim yapıları ve tektipleşmenin getirdiği bazı hastalıklar bu defa dünyayı kasıp kavurmaya başladı.

Salgınlar Döneminde servetlerini katlayanlar yeni dünya düzenine ayak uydurmak adına ada ülkeler kurmuş ve yönetimde söz sahibi olma vasıflarını sürdürmüştü. Yüksek bütçeler gerektiren tıp araştırmaları için bağışlar yapıyor ve laboratuvardan çıkan ilk ürünleri deneyimleme şansı buluyorlardı. Dünyayı kirletmeye devam ettikçe virüs ve salgınların bitmeyeceği gerçeği Antarktika bilim kurulu tarafından 2095 yılında açıklandı.

Zaten özgürlüklerinden vazgeçerek sağlıklarına kavuşmak adına bilindik yaşamından uzaklaşan insanlık yapılan bu açıklamadan sonra dünya üzerinde sadece bir asalak olarak yaşamaya devam edeceği gerçeğiyle yüzleşti. Tabi ki bu 'asalaklık' hali dünyanın çok büyük bir kısmı için geçerliydi. Mutlu azınlık istediği zaman özel şirketlerin roketleri yardımıyla yörüngeye yerleştirilmiş olan dünya manzaralı otele çıkarak keyfine bakabiliyordu.

Dünya her zamankinden daha farklı değildi aslında, tek fark mutlu azınlığın karşısında aç insanlar değil enfekte olmuş, ölümü bekleyen ya da evinden işine giderken virüsü kaparak evinde ölümünü bekleyecek bir kalabalık oluşmuştu.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar