1. YAZARLAR

  2. Erdinç Yapan

  3. Ölçülebilir mutluluklar
Erdinç Yapan

Erdinç Yapan

Ölçülebilir mutluluklar

A+A-

Çocukken o çok sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişiye olan sevgimizi göstermek için kollarımızı iki yana kocaman açar ve 'işte seni bu kadar çok seviyorum' derdik.

Masumiyetin kaybolmaya başladığı çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemimizde ise bu tarz hareketlerin bizlere çocuksu gelmesiyle birlikte sevgimizi göstermek adına çok daha farklı enstrümanlara ihtiyaç duymaya başladık. Pahalı hediyelerin mutlu edemediği insan yoktur hiç şüphesiz…

Dijital çağın insanları olarak bizler 'ölçülebilir mutluluklar' dönemine denk geldik. Bunun ne kadar yıpratıcı bir şey olduğu kısmına gelmeden önce sağladığı avantajlardan bahsedelim… 'Bir video kanalına yüklediğiniz görüntüler ne kadar çok izlenirse size o kadar çok para kazandıracak' deselerdi  bundan sadece birkaç yıl öncesine kadar ona deli gözüyle bakabilirdik ancak günümüzün ölçülebilir mutluluklarından olan izlenme oranlarının fazlalığı artık televizyon kanallarının bile yakından takip ettiği bir süreç…

Benzer sosyal medya platformlarında da ne kadar çok izlendiğiniz, takipçilerin size ne kadar beğeni attığı gibi ölçülebilir değerler  mutlu olmanıza fazlasıyla fayda sağlıyor olabilir. Yazının başında dedik ya dijital çağın insanı olmak her anımızda her adımımızda ölçülebilir bir insan olmak demek… Her ne kadar henüz birer robot olmadıysak da 1 ve 0 temelli bilgisayarların bizleri içine soktuğu yaşam şekli farkında olmadan belirli bir düzene uymamızı zorunlu kılıyor.

Mutluluğun ölçülebilir olması hoşumuza gidiyor! Başkalarına hava atabilmek adına rakamlarla konuşma keyfi paha biçilmez. Asıl sorun ölçülebilir alanın dışına çıktığımızda başlıyor ya da bu alanın konforları uğruna yalnızlaşmaya başladığımızda…

 Telefonun şarjının bitmesiyle birlikte düşülen ve sonsuz boşluk anlarında olduğu gibi… Ya da hayatını sosyal medya platformlarından kazanan birinin 'içerik' üretebilmek adına hayatının her anını cep telefonuyla kayıt altına alırken bir anda aşırı bir yalnızlık çukuruna düşmesi gibi…

Ölçülebilir mutluluklar dünyasının bireyleri olmayı biz istemesek de bunun sağladığı lüksleri de elimizin tersiyle itmedik. Aksine bu yeni dünyayı çok sevdik…

Duygularımızın ölçülmesine izin verdik, hayatımızın belirli kategorilere sokulmasına sinirlenmedik, telefonumuzun bizlere çeşitli alışveriş önerileri sunmasına mutlu olduk. Gitgide duygusuz bireyler olmaya başladığımızı fark edemedik.

Bu yazıda teknolojiyi reddedip cilalı taş devrine dönmeliyiz mesajı verilmiyor yanlış anlaşılmasın sadece ve sadece insan olduğumuzu unutmamamız gerekliliğinin altı çiziliyor.

Mutluluk giderek dijitalleşip kolayca ölçülebilir hale gelirken gerçek mutluluğun giderek kaybolması, üzerine çok tartışılması gereken bir şey…

'Videom kaç kez izlenmiş?' 'Yazım kaç kez okunmuş?'  'Fotoğraf paylaştığım platformda kaç beğeni almışım?' diye mutluluğumuzu ölçmeye devam ederken tüm bu tatmin duygularının bir 'delete' tuşuyla yok olup gideceği gerçeğini de her zaman aklımızın bir köşesinde tutup ölçülebilir mutluluklar yerine sahici mutlulukların peşinden koşmaya gayret edelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar