1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Okullar yerel yönetimlere mi devrediliyor?
Okullar yerel yönetimlere mi devrediliyor?

Okullar yerel yönetimlere mi devrediliyor?

Araştırmacı-yazar Mahiye Morgül, eğitim sistemi ile ilgili eleştirel bir yazı kaleme aldı. Analizinde, B. Dönmez’in yazdığı kitaba dikkat çekerek, "Sırada okulların yerel yönetimlere devredilmesi var" dedi.

A+A-

Araştırmacı-yazar Mahiye Morgül, eğitim sistemi ile ilgili eleştirel bir yazı kaleme aldı. "Camideki hoca da cübbesiyle gelip ilkokul çocuğuna Din Dersi verebilecek, manav da gelip "seçmeli bakkalcılık" dersi verebilecek. dedi.

İşte Mahiye Morgül'ün yazısı..

Kurban töresi,

sünnet töresi ve

Kırk Kızlar Kalesi…

---

Mahiye Morgül yazdı…

--------------------------------

Bayramlık yazımı Anadolu’da kurban kesme geleneği üzerine tasarlamıştım, arife akşamı bunu yazacaktım. Önce biraz mozika çalayım dedim, unutulmuş bir horon havasını çıkartmaya başlamıştım, biraz tekrar yapayım diye bahçedeki çardağa gittim. Saat 20.00 gibi, aydınlanma lambaları da yakılmamış, etraf bir hayli karanlıktı. Çevre evlerde tek tük lambalar yanıyordu, belli ki arifeden bayram tatiline gidenler var.

Çardak’da prova yapıyorum, özellikle bileklerimi çalıştırıyorum. Horon havası öyledir, bir ezginin ritmini vermek için bileklerine alışkanlık kazandırana kadar tekrar ister. Unutulmuş bu Haldoz horon havasını yaşatmak amacıyla horon bilen kadınlarla özel bir güne hazırlanıyorum. Karanlıktan iki taş geldi, ilki çakıl taşı, ikincisi kiloluk taş.

12 katlı 48 daireli bir apartmanın arkasına düşen bu bahçede yirmi yıl öncesine kadar iki katlı şirin bir evimiz vardı. Ailece bu bahçede müzikli neşeli yıllarımızı geçirdik, hiçbir komşumuz da bir kere olsun müzik (ud, keman, cümbüş, mozika) sesi duymaktan rahatsız olmamışlardı. Şimdilerde her yerden çok katlı apartmanlar yükseldi, bir tek bizim bahçede böyle genişçe avlu, ahşap oturma alanları, meyve fidanları ve çiçeklik var.

Ankara’dan geleli bir ay kadar oluyor, zaman zaman bahçede gündüzleri kısa süreli mozika çaldım, komşularımız da memnundu. İlk defa akşam saatinde çalıyordum. İlk defa bu akşam beni susturmak için karanlık bir noktadan bana taş atıldı. Kiloluk taşı benim olduğum çardağa fırlatacak kadar yakınlarda bir bina da yoktu, en yakın binayla aramızda bir halı saha ve sebze bahçesi var. Belli ki eline almış ve bahçemize yaklaşana kadar gölgelerden yürümüş.

Demek, bir kişi de olsa benim müzik sesimden rahatsızlığını taş atarak ifade eden bir komşum var artık. Ben ki bu insanların çocuklarına iyi eğitim verilsin diye kendimi paralıyorum. Ülkem adına üzüldüm. Yarın Kurban Bayramı ve müzik yapan bir insana kendi baba evinin bahçesinde taş atılabiliyor. Taş atılıyor, yani taşlanıyor. Kaç yıl geriye düştüğümüzü gösterir.

Bütün TV kanallarında bangır bangır rahatsız edici müzikler çalınırken, bir emekli müzik öğretmeninin canlı çaldığı geleneksel müziğe bile tahammülü olmayanlar türedi. Birileri bir yerlerden geldiler şehirleri kuşattılar.

İki bin yıl önce ilaç yapmayı bildikleri için büyücü ilan edilip öldürülen 3 bin kadın atamız geliyor aklıma. Antik adıyla Heptakometler’de, Anzer ile Petran yolunun birleştiği Koma’da, işgalci yağmacı 1800 Roma askerini öldüren kadınlarımızdan söz ediyorum. Onlardan intikam almak için yüz sene sonra katil sürüsünü üzerlerine saldılar. Amazon bacıanalar deli bal tuzağı kurmuşlardı düşman askerlerine. Çaykara’nın Kırklar Kalesinden gelen kırk silahlı Amazon anabacılar onlar olmalıydı. Efsaneleştiler ve Dede Korkut Hikâyelerine konu oldular. Bugün de o kaleye hem Bayburt’tan hem Çaykara’dan saatlerce yürüyerek kurban kesmeye gidilir. İşte bu da Kurban töresinin Anadolu’daki köklerini izah etmeye yeter. Eğer bir yerde yüksek kayalıkların tepesinde bir kaleye gidip kurban kesiliyorsa orası Kırk Kızlar Kalesidir ve bu bir Oğuz töresidir. Töremizde beyin eşi Kadın Ana’nın koruması silahlı eğitilmiş kırk kız vardır.

Dede Korkut’un kitaplarında Bayburt Kalesinde esir olan kocasını zindandan çıkartmak için ince belli kırk kızıyla kaleye saldıran eşini zindandan kurtaran bir KIRK KIZLAR KALESİ vardır. Bugün KIRKLAR DAĞI diye geçiyor. Orda namaz kılınır, Kırk Kızlar için dua ettikleri yerdir orası, bugün bilmezler. Çaykara ile Bayburt’un ortak Kadınlar Kalesiydi. Hala aynı şekilde ortak kurban kesmelerini başka neyle izah edebiliriz?

MÖ. 63’de Dorbeyi VI.Mitridate’nin Rize Kalesindeki hazineleriyle beraber Roma’ya ganimet götürülen ilaç reçetelerinde adı geçen köylerin bilge kadınlarını gelip öldürenler Kırk Kızlar’ın intikamını alıyorlardı. Bir de Kralımızın askeri merkezi olan Potomya (Opa- dam –ya) yerleşimini yıktılar, tarihten sildiler. Kaçırdıkları çocukları Atina’da köle sattılar.

Roma elitleri bilginin düşmanıydı, yalancıydı; ilaç yapmayı bildikleri için onları öldürdük diyemedikleri için “büyücüleri yaktık” dediler. Bugün kadın sesine tahammül edemeyenlerin geçmişinde de aynı tarihsel kökleri aramak yanlış olmaz, kadın onlara göre köledir, çalgı çalamaz, horon oynayamaz…

Kurban töresine gelince… Tıpkı Milattan çok önceleri Rize’de sünnet töresi var olduğu gibi kurban töresi de vardı.

Sağlıklı mutlu güzel bir Kurban Bayramı hepinize…

Yeri gelmişken eklemeliyim.

Not: Sabahattin Arıcı’nın bir kitabında Rize’nin MÖ.1.yüzyılda, yani Oğuz Beyi Mitridate dönemindeki adı BEYZERLER diye geçiyor. “Heptakometlerin kuzeyinde Beyzerler yaşardı” diye bir cümleden hareketler, Bey-zer adıyla DOR-BEY sesdeştir. Karaman’ın antik yerleşimi olan DERBE ile de bağını kurarak diyorum ki VI.Mitridate’nin kızı Zeynasi’den torunu KOÇARİ de DERBE kralıydı. Açılımı DORBEY, ZOR BEY; BEYZER ile sesdeş çıkar. Fırtına deresindeki ZİR KALE de onun baş kalesiydi.

TALİM TERBİYEDEKİ DEĞİŞİKLİK

Merak edilen eğitimdeki değiştirmeyi araştırdım.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı görevden alınmadı, görevi sıradakine devretti. Yeni görevlendirilen Burhanettin Dönmez kim diye ufak bir araştırma yetti. Eski İlköğretim Genel Müdürü Servet Özdemir (Ziya Selçuk’un köylüsü) ile birlikte bastıkları kitabın konusu okulların yönetiminin işletme mantığıyla piyasaya verilemsini getirecek olan SPAN Amerikan Danışmanlarının planladığı değişimdir. Sırada ne iş var şimdi diye soran olursa, o işi kime verelim diye işbölümünü Abant gülleri çoktan yapmıştı, Hüseyin Çelik de ekibimiz tamam demişti, sıradaki görev onun demektir. Al gülüm ver gülüm, Alpaslan Durmuş görev devir töreni yaptı, istifa etmedi, ya a görevden alınmadı. Yani mavi balinalar çocuklarınızı yutmaya devam edecek, çocuklar daha saldırganlaşmaya devam edecek, birbirini ve kendini öldürmeler azalmayacak!

Burhanettin Dönmez’in yazarı oldukları kitabın adı ve diğer yazarları:

Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi

Servet Özdemir, Temel Çalık, Ali Çağatay Kılınç,Serkan Koşar, Ferudun Sezgin, Adnan Boyacı,Esmahan Ağaoğlu, Necati Cemaloğlu, Burhanettin Dönmez, Zeki Öğdem, Emel Tüzel, Türker Kurt

Pegem A Yayıncılık - Akademik Kitaplar

https://kidega.com/kitap/turk-egitim-sistemi-ve-okul-yonetimi-065213/detay

Talim Terbiyenin başına getirilen B.Dönmez'in birlikte kitap yazdığı kitaba bakılırsa, anlıyorum ki SIRADA OKULLARIN YEREL YÖNETİMLERE ve HAMİLERE devredilmesi var. Öğretmeni işe alacak olan mütevelli heyetleri sistemi geliyor. Yerel ihtiyaçlara(!) göre program değiştirme ve ara eleman/ öğretici işe alma yetkileri var. Camideki hoca da cübbesiyle gelip ilkokul çocuğuna Din Dersi verebilecek, manav da gelip "seçmeli bakkalcılık" dersi verebilecek.

Bu aşamada görev Dönmez'e verilmiş görünüyor.

Akıl sağlığınıza bundan sonra çok daha fazla dikkat edin; öğrencilerin ağzı yoktu feryat edemiyorlardı, artık öğretmenlerin feryatları yükselecek, veliler de onlara hiç arka çıkmayacak, "zaten ne öğretiyorlardı ki " diyecek veliler.

Bay Dönmez dönülmez akşamın ufkundaki adamdır, artık vakit çok geç!

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.