1. YAZARLAR

  2. Yunus Arıkan

  3. Neva'm, çocuk ve fidan!..
Yunus Arıkan

Yunus Arıkan

Neva'm, çocuk ve fidan!..

A+A-

Sevgili torunum Neva'm yanıma geldi ve bana "Mevsimlerin kendine has bir özelliği vardır büyükbaba. Her mevsim birbirinden güzeldir." deyince, henüz sekiz yaşındaki bir çocuğun mevsimlerin kendine has bir özelliği olduğunu söylemesi, sanırım aynı zamanda mevsimlerin; birbirlerinin de tamamlayıcısı,

Destekleyicisi,

Hatta insanların yaşaması için birbirlerinin varlık nedeni de olduğunu anlatmaya çalışıyordu, gecenin bir yarısında bu köşe yazısını sizinle paylaşmak için yazmaya başladığımda.

*

Belki de torunum "Mevsimlerin kendine has bir özelliği var" derken, "Birbirinden güzeldir, birbirlerini tamamlarlar" derken, belki de çocuk yanı izin vermediği için onların hüzün yanını, mevsimlerin içine katmak istememişti, bunun farkındaydım.

*

Düşünüyorum da ne kadar da haklı çocuk aklı.

Çocuk aklı hep güzelliklerin üretildiği, birer "Güzel bir dünya üretim merkezi" olduğunu da anlatmak istiyordu bana.

Anlatmak istiyordu, çünkü çocuğun dünyasında asla hüzün yok,

Acı yok,

Mutsuzluk yok,

Ağlamak, ağlatmak yoktu elbette büyükler bütün bu olumsuzlukları onlara yaşatmamış olsa. 

Onların hayallerinin içinde;

Kötülüğe,

Düşmanlığa,

Kavgaya yer ayrılmamıştı.

Beyinlerinin her noktasına iyi, güzel ve doğru olan ne varsa serpiştiriliverilmiş;

Kötülüğe,

Kavgaya,

Ağlamaya yer bırakılmamıştı.

İyi ki de bırakılmamıştı.

*

"Keşke büyüklerin de akılları çocuk aklı olsa, çocuk haklı olurken, büyük de haklı olsa!" diyesim geliyor ya, biliyorum ki çok büyük tepki çekeceğim.

Varsın olsun.

Yine de fukaralaşan insan yanımızı gördükçe, çocuk aklını büyük aklından daha çok sevesim geldi.

Çocuk aklının büyük aklının önüne geçiresim geldi ve keşke "Büyümeseydik de kirlenmeseydi dünya" diyesim geldi.

Biliyorum ben ne desem boş.

*

Sahiden de biz büyüdük ve kirlenmeye başladı dünya.

Büyürken o 'Güzel üretim merkezi' olan beyinlerinin içine;

Çirkinliği,

İkiyüzlülüğü,

Yalancılığı,

Belki de en önemlisi, başta kendimize karşı dahi hissedemediğimiz sevgisizliği etrafımıza karşı duymaya ve hissetmeye başladık.

Biz bunları çocukluktan mı getirdik, büyükler mi çocukluğumuza müdahale ettiler, işte orası kopuk bende.

*

Oysa ne de güzel oynardık çocuksuz dünyalarımızın en zengin olduğu dönemlerde çocukça, çocukluk arkadaşlarımızla.

Ne karnımız acıkırdı ne eve gitmek aklımıza gelirdi, annelerimiz bizi çağırmamış olsa.

Ya bir köprü üzerinde,

Ya bir ırmak kıyısında,

Ya bir sahilde,

Olmadı, o ağacın altında ne de güzel oyunlar oynarken, büyüyünce, ne de güzel kandırmaya başladık önce kendimizi,

Sonra yakınlarımızı,

Sonra yakınımız olmayan yakınımızdakileri.

Büyüdük ve kirletmeye başladık dünyayı, olacak şey mi bu?

*

Oldu işte.

Belki olacak şey değildi, ama oldu işte!

Oysa biz bu dünyayı dedelerimizden miras değil, çocuklarımızdan ödünç almıştık.

Böbürlenerek, öyle söylüyorduk biz büyükler olarak.

Yani onlar büyüdüklerinde onlara, onlar gibi olan dünyayı tertemiz bir şekilde teslim edecektik ya, ne oldu da el birliği ile kirlettik dünyamızı ve çocuklarımıza kirli bir dünya bırakmak zorunda kaldık?

Birileri gelsin de bunu o çocuk aklına anlatsın, o çocuk aklına bunu kabul ettirsin.

Kabul ettiremez biliyor musunuz?

Her neyse işte!

*

Ah be güzel torunum, ben farklı bir yazı yazmak isterken, nasıl da birden geldin ve girdin yazımın tam orta yerine.

Üstelik yazımın orta yerine girmekle kalmayıp bir de çomak sokunca beni nerelere götürdün.

Seninle nerelere gidiverdim ben, senin bundan haberin var mı a güzel evladım?  

*

Şu günlerde insanın içini ısıtan, biraz da ıslatan sonbaharın, ilkbahardan kalma günlerine benzer günlerini içinde saklayan ekim ayı, aslında 'Tabiatın ekim ayı" oluğunu ve bu mevsimde mutlaka fidan dikmek gerektiğini çağrıştırmaya çalışyor bize.

Tıpkı torunum Neva'm gibi ekim ayı da istiyor ki "Bir fidan dikilsin güzelleşsin dünya".

Neva'm da ekim ayı da haklı.

Hem de çok haklı.

Sonbaharla kış arasında "Kış hazırlığınızı yapmakta ihmalkâr davranmayın" dercesine iyi bir köprü görevini üstlenmişti ekim ayı.

*

Ve Kasım.

Sonbaharın eylülüyle birlikte kendilerini toprağın koynuna bırakan, tıpkı "Senden geldik, sana dönüyoruz." denildiği gibi kökü toprakta olan,

Daha doğrusu topraktan gelip, toprağa dönen her canlı gibi ağaçların yaprakları da ekimle birlikte toprakla bütünleşmeye başlayıp, kasım ayıyla -inceden inceye özellikle de Orta ve Doğu Anadolu'da- başlayan kâr yağışıyla birlikte, her ne kadar üzerindekileri üşütüyor olsa da içinde barındırdıklarını -toprağın üstüne inat- bütün sıcaklığı ile sarıp sarmalayan toprak ananın derinliklerinden, ilkbaharın ilk ayıyla birlikte toprağın yüzüne çıkmaya çalışırlarken,

Güneşi,

Ayı,

Yıldızları,

Gökyüzünün mavi enerjisinin ve toprağın itici gücüyle birlikte yeniden büyümeğe, yeniden yeni bir ağaç olmaya,

Bulunduğu yeri yeşillendirmeye,

Çocukların güzelleştirdiği gibi dünyayı biraz daha sevimli hale getirmek için büyüme gayreti içindeydi fidan

*

Kendisinden önceki kocaman kocaman ağaçların gölgesinde kalıyormuşçasına, insanların kendisine bir bebek muamele yaptığını fark edince -inanıyorum ki fark ediyordu- nasıl da mutlu oluyor, nasıl da kendisinin önemsendiğini hissediyordur o fidan, öyle değil mi?

*

Tıpkı çocuk gibi.

Onun saflığı,

Temizliği,

Güzelliği gibi o çocuk fidan, kendisinin sahiplenildiğini fark edince, nasıl da kendine geliyor,

Mutlu oluyor,

Ve nasıl da anlayabiliyordu kendisine söylenilen her şeyi.

*

Velhasıl dünyaya gelen her canlı büyüyor.

Dikilen fidan da büyüyecek. 

Benim Neva'm da büyüdü.

Üstelik dört yıl sonra arkasında kardeşi Mira'm da geldi.

O da büyüdü.

Ne yalan söyleyeyim, şimdi her ikisine de bakmaya kıyamıyorum.

Onlara bakarken, benim içimden yüreğimi söküp alıyorlar gibi.

Hele bir onları görmeyeyim.

Hele bir gitmeyeyim yanlarına nasıl da üzülüyorum onları.

Fidanlar da öyle, onlar da büyüdükleri fark edilsin istiyordur biliyorum.

İlgilenilsin istiyordur kendileriyle, çocukların istedikleri gibi.

Keşke çocuk, çocuk olarak kalsa da kirlenmese dünya.

*

Bu pazarınız, çocuk ruhuyla geçireceğiniz bir pazarınız olsun efendim

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.