1. YAZARLAR

  2. Erol Sunat

  3. “Ne sevenim var ne soranım!”
Erol Sunat

Erol Sunat

“Ne sevenim var ne soranım!”

A+A-

2020 ve 2021 yılının ilk ayı açık ve seçik olarak gösterdi ki, durumumuz Orhan Gencebay’ın “Kaderimin oyunu” şarkısının dizeleri gibi…

Ne diyordu Orhan Baba;

“Ne sevenim var, ne soranım var / Öyle yalnızım ki / Çilesiz günüm yok, dert ararsan çok / Öyle dertliyim ki”

Şarkının nakaratı ise daha bir hüzünlüydü, aynı bizim halimiz gibi…

“Bıktım artık yaşamaktan / Çekmekle biter mi bu hayat yolu / Bu yalnızlık bu dertler”

İnsanımız yaşamaktan bıkmak gibi bir karamsarlığın içinde buldu kendini…

Hiç sevinmedi. Hiç sevindirilmedi. Hiç ümit verilmedi. Hüzünlü, buruk, en yakınlarını toprağa veren, Virüs tehdidini en üst seviyede yaşayan bir süreç yaşadı.

Enflasyonun, işsizliğin, işini kaybetme riskinin, fırsatçıların, faturaların ve zamların arasında kimyası bozuldu.

Ve bu insanlara, kimse acımadı!

Kimse teselli etmedi!

Kimse ne derdin var, ne şikâyetin var demedi!

Düşeni kimse kaldırmadı. Kimse kalk diye elini uzatmadı!

Oysa bu insanlar gerçekleri söyledi!

Her şeyi olduğu gibi anlatmaya çalıştılar, eksik söylediler ama asla abartmadılar!

***

Anlaması gerekenler, anlaşılmaya en muhtaç olduğumuz bu dönemde bizleri anlamadılar, anlamak istemediler!

Bizi önce deprem vurdu, sonra Korona, sonra enflasyon, sonra fırsatçılar, sonra zamdan elini çekmeyenler, marketler, çarşı ve pazar fiyatları, ardından faturalar vurdu, yılın sonuna doğru bir deprem daha vurdu.

Kâbus yılı 2020 bitti, 2021’de de derde derman olmayan, piyasanın halini her nedense görmeyen, ücret ve maaşlara yapılan devede kulak kalan maaş ve ücret artışları vurdu. Hüsran üstüne hüsran yaşadık!

***

Siyasetçi, emekli bir tanıdığına sordu, ne kadar maaş alıyorsun?

Üç bin civarı Vekilim!

Haline şükret! Senin yarın kadar emekli maaşı alanlar var!

Sanki o insanın ne kadar maaş aldığını bilmiyordu!

Sustu kaldı emekli, kelimeler boğazına düğümlendi!

Söyleyecek, konuşacak çok şey vardı, var olmasına amma, sustu işte…

Edep dedi sustu, misafir dedi sustu, eski bir dost dedi sustu, belki anlar diye sustu!

O susmadaki inceliği anlamadı, anlayamadı siyasetçi! 

Bunca yıldır, temcit pilavına dönen artışlar konusunda hep ne demişlerdi?

Bizim gönlümüzdeki bu değildi! Gönlümüzden geçeni veremiyoruz!

Bu meselenin edebiyatını yapmak en kolay işti, bedavaydı!

Sonu “-ecek” ve “-acak” diye biten cümlelerle kürsüler inim inim inledi, bütün Türkiye dinledi!

Alkışı onlar aldı, insanların yine iki eli böğründe kaldı!

Ne geçti bu insanların eline? Marketlere yetmeyen, faturaları ödeyemeyen, derinden bir oh… çekmeye imkan tanımayan, bir kucak dolusu laf!

Yine bize acımadılar! Acımadıkları gibi, sizi enflasyona ezdirmedik bile dediler!

***

TÜİK rakamlarıyla belirlenen maaş ve ücret zamları demek ki siyasetçilerimiz tarafından yeterli görüldü!

TÜİK’ de insanımıza acımadı!

Bu zamlar neye yeter diyemeyen, çalışanın, emeklinin cebi dolacak diye müjde manşetleri atan basınımız ve ekranlarımızda acımadı!

Piyasalardan, sokak ekonomisinden, marketten, çarşı-pazardan, alım gücünden haberleri yokmuşçasına açıklamalar sardı her yanı.

Bu insanlar ellerindeki üç kuruş parayı nereye versin, kiraya mı, faturalara mı, markete mi, bu para nereye yetsin diyeni, gören, bilen, duyan var mı?

Marketçiler, 2018 yılı Ağustos ayı ortasından beri fiyatlara dokunmaktan bıkmamış olacaklar ki, Ocak başında ücretlere ve maaşlara gelen zammı, insanların eline geçmeden fiyatlarına yansıttılar!

Onların zaten hiç acımaları yoktu. Kendilerinin ne kadar acımasız olduğunu kendi elleriyle tescil ettiler!

***

Virüs can almaktan bıkmamış olacak ki, üç haneli rakamlarla bizlere acımamaya, insanların hayatlarını söndürmeye devam ediyor.

Tek kurtuluşumuz aşı diyor insanlar. Bari aşıdan yana yüzümüz gülseydi.

Enflasyonun bize acıdığı ne zaman görülmüş ki? Gerçek oranı ne, bizden başka herkes biliyor, o da bu karmaşada kendince keyif çatıyor.

Esnaf batıyor, dükkânlar kapanıyor, işsizlik kendi sınırlarını zorluyor. İş yok, aş yok, eve ekmek götüremediği için psikolojisi bozulmayan insan yok!

Bize henüz acıyan, acımayı düşünen bile yok!

Anladık ki, bu insanlardan ne sevenimiz, ne soranımız, ne yüzümüze bakanımız varmış! Onun içindir ki, dert bizde, keder bizde, karamsarlık bizde, ümitsizlik bizde… Dermanı verecek olana, Rabbimize açtık ellerimizi bekliyoruz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.