1. YAZARLAR

  2. Nuri Kayış

  3. Ne kadar ihtiyaç, o kadar kontenjan!
Nuri Kayış

Nuri Kayış

Ne kadar ihtiyaç, o kadar kontenjan!

A+A-

Üniversite adayı gençler 6-14 Ağustos tarihleri arasında yapacakları tercihle gidecekleri okulu belirleyecekler.

Tercih yaparken onların önündeki tek rehber seçilecek okulun taban puanı ile kendi sınav puanları olacak.

Bu sağlıklı bir yöntem değil.

Doğru olan şudur:

Devlet kurumları, önümüzdeki yıllarda ülkenin hangi mesleklerde kaç kişiye ihtiyaç duyduğunu net biçimde açıklamalıdır.

Böylece üniversiteler işsiz yetiştiren okullar olma konumundan kurtulurlar, gençler de çok değerli yıllarını işe yaramayacak diplomalar için heba etmemiş olurlar.

Örneğin, ülkenin iletişim fakültesi mezunlarına ihtiyacı yoksa bu okulları binlerce öğrenciyle doldurmak israftan başka bir anlam ifade etmez.

Ya da 10 yıl içinde 10 bin hukukçuya ihtiyaç varsa hukuk fakültelerine her yıl 20 bin öğrenci almak ülke kaynaklarının boşa harcanmasıdır.

Aynı şeyi doktor yetiştiren okullardan mühendis yetiştiren okullara kadar tüm eğitim kurumları için söylemek mümkündür.

Ne kadar ihtiyaç, o kadar kontenjan!

Çeşitli araştırmalar, önümüzdeki yıllarda endüstriyel bilgisayar programcılığı, siber güvenlik uzmanlığı, robot koordinatörlüğü, güneş ve rüzgar enerjisi teknisyenliği, dijital oyun tasarımcılığı, drone pilotluğu, yapay zeka destekli sağlık teknikerliği, dijital rehabilitasyon danışmanlığı, bilgisayar sistemleri analistliği gibi mesleklerin popüler olacağını gösteriyor.

Acaba tercih yapacak adaylar bunu biliyorlar mı?

Gelelim, konunun bir diğer boyutuna:

Üniversiteye alıp mezun ettiğimiz ama sonra onlara istihdam alanları gösteremediğimiz gençlerin bir bölümü hayatlarını yurt dışında kazanmanın yollarını arıyorlar.

Yani Türkiye'de yetişen gençler beyin göçü yoluyla başka ülkelerin hizmetine giriyorlar.

Bu şekilde pek çok ülkeye ekonomik anlamda ciddi destek veriyoruz.

Biz yetiştiriyoruz onlar yararlanıyorlar.

Çok mu zenginiz ki böyle bir bonkörlüğe soyunuyoruz?

Toparlayacak olursak:

Üniversiteler işsizlik diploması veren kurumlar olmaktan kurtarılmalıdır.

Mevcut uygulamayla gençlerimize de, hocalarımıza da, ülkemize de yazık ediyoruz. 

İKİ KARAR, İKİ ELEŞTİRİ

Futbol Federasyonu'nun  liglerden küme düşmeyi bu sezon için kaldırması da, yabancı futbolcu sayısını 8'e indirme kararını ertelemesi de sorunludur.

Lig maçları oynanmış, bazı takımlar başarılı olmuş, bazıları ise yeterli performansı gösteremediği için bir alt lige düşmüştür.

Korona salgınını gerekçe göstererek küme düşmeyi kaldırmak sportmenliğe aykırı bir harekettir, başarılı takımlara haksızlıktır.

Salgın sadece şu ya da bu takımı değil tüm takımları etkilemiştir. Onlardan bir kısmını seçip, "Sizin hakkınız yendi. Gelecek yıl yine aynı ligde yola devam edin" demek doğru bir hareket değildir.

Bundan sonra hiçbir takım küme düşmeyi kolay kolay kabul etmeyecek, "selden etkilendik", "deprem oldu", "ekonomik kriz çıktı" gibi gerekçelerle alt lige gitmeyi reddedecektir.

Yabancı futbolcu sayısını 8'e indiren kararın ertelenmesi de futbolumuzu ilerletmeyecek tam aksine gerilecektir.

Böyle bir anlayışla genç Türk futbolcularının yetişmesi, tecrübe kazanması, dünya spor vitrinine çıkması mümkün olabilir mi?

Sonuç olarak söyleyeceğim şudur:

Futbol Federasyonu aynı gün üst üste sportmenliğe aykırı iki hareket yapmıştır.

VAR'a filan gitmeden tartışmasız gösterilecek kart kırmızıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.