1. YAZARLAR

  2. Ömer Erbıyık

  3. Muhalefet iseler yardım kampanyası yapamazlar mı?  -3-
Ömer Erbıyık

Ömer Erbıyık

Muhalefet iseler yardım kampanyası yapamazlar mı?  -3-

A+A-

Muhalefet partisine mensup Eskişehir Belediyesi'nin işlettiği  "Aşevi" 25 yıldır hayırseverlerin destekleriyle gerçek ihtiyaç sahiplerine hizmet veriyordu. İçişleri Bakanlığı'nın genelgesiyle bu Aşevi'nin hesaplarının da bloke edildiği haberi geldi.

"Açları doyur." diye hayırsever Ahmet'in, Mehmet'in verdiği paralardı bunlar.

Eskişehir Belediyesi Twitter üzerinden yaptığı duyuruda; Aşevi hesaplarına iktidar tarafından bloke kararı geldiği, bu sebeple belediyeye ait aşevi hesabına hayırseverlerin para yatırmamaları ricasında bulundu. "İyi de 25 yıldır bu Aşevi ihtiyaç sahiplerinin hizmetinde iken kimsenin sesi çıkmadı da aşevinin hesabını bloke etmek şimdi mi aklınıza geldi." demezler mi?

Bu uygulama belediyeler üzerinden vatandaşın cezalandırılmasıdır.

Bu "hukuken" de "vicdanen" de yanlış bir iştir.

***

Vallahi söyleyecek bir şey bulamıyorum.

Virüs kişilerin siyasi görüşüne, inancına bakmıyor.

Koronavirüsle savaşılacağına muhalefetle savaşılırsa zararı vatandaş görür efendiler.

Bari bu sıkıntılı günlerde siyasi hesaplaşmaları bırakalım.

Birlik olalım.

Beraber olalım.

İş birliği içerisinde olalım.

***

Özellikle "cuma ve bayram namazları" sonrasında on binlerce camide hem de "hiçbir makbuz verilmeden" yardımlar toplanır.(Korona öncesi.)

Bu toplanan yardımların nerelere gideceğinden bir tek endişe dahi duymayan devlet yetkilileri, bütün hesapları "Sayıştay" ve de gönderilen "Müfettişlerce" denetlenen muhalefetin belediyeleri devletin kurumları değil midir de bunlara güvenemiyorlar?

Akıl alacak iş değil.

***

Şu sorum hepinizedir;

"Eğer yardım kampanyası başlatan bu 11 muhalefet büyükşehrin belediyesi iktidar partisinin elinde olsaydı bağış paralarını bloke etmek gibi bir süreç yaşanır mıydı sizce?"

Herkes ama herkes vicdan ve akıllarını ortaya koyarak bu soruma cevap versin.

***

Belediyeler devletin bir kurumudurlar.

Kamu görevi yapıyorlar.

Onların başlarındakiler de bu millet tarafından seçilerek iş başına getirildiler.

Hatta 31 Mart 2019 tarihindeki son yerel seçimlerde Türk halkı "demokrasi isteğini" göstermiştir.

İstanbul'da 23 Haziran 2019 tarihinde tekrarlanan yerel seçimde bu isteğini "hem de ikinci kez" göstermiştir.

Bu husus göz ardı edilmemelidir.

***

Büyükşehir Belediyelerinin gelir kaynaklarından birisi de toplu taşıma araçlarından elde edilen gelirlerdir.

Koronavirüsü sebebiyle özellikle büyük şehirlerde bu gelir tamamen azaldı.

Hatta bu virüsle mücadele edildiğinden beri belediyelerin harcamaları daha çok arttı.

Bazı belediyelere bu dönemde merkezi yönetimce ilave destek verilmediği gibi bir de vatandaşa yardım götürmeleri maksadıyla bu belediyelere yapılan yardımlar bloke edildi.

Bu uygulama vicdanları sızlatmıştır bir kere.

***

Belediyelerin vatandaşına yardım amacıyla bağış toplamasının yasaklanmasında her partiye oy vermiş olan vatandaş cezalandırılmış ve mağdur edilmiş olur. Bu mağduriyet de mağdur edenin partisine zarar verir.

Tabii ki bunun da sonuçları, siyasi bir bedeli sandıkta olur.

***

Bedava ekmek dağıtmanın terörle ilişkilendirilmesini, muhtelif isimler altındaki hem vakıfların, hem de cemaatlerin bağış toplamasına,

kurban bayramlarında deri toplamalarına evet diyen devlet yetkililerinin muhalefet partili belediyelerin bağış toplamasını engellemesini vatandaş mutlaka değerlendirecektir.

***

Gelir Vergisi Kanunu'nun 89. Maddesi 10 Eylül 2014 tarihinde değiştirildi.

Bu kanunun 89/10 bendi şöyle:

"Cumhurbaşkanı tarafından başlatılan yardım kampanyalarına, makbuz karşılığı yapılan aynî ve nakdî bağışların tamamı gelir vergisi matrahından düşülür."

***

Eylül 2014'te çıkarılan bu yasa ile

 "Biz bize yeteriz Türkiyem kampanyasına şu kadar milyon bağış yaptık." diyen şirketlerin yaptıkları bu bağış paralarını vergilerinden düşebilme imkânları bulunuyor.

Şirketlerden yaptıkları bağışları vergilerinden düşürmeyeceklerine dair bir açıklama da duymadık.

Devletin cebine zaten girecek olan bu paralar şimdi bağış adı altında verilmiş olmuyor mu sizce?

Ben ne anladım o zaman bu kampanyaya bağışta bulunan şirketlerin yaptıkları bu bağışlardan!

***

Vatandaşlar önceki aylarda veya yıllarda yapılan bağışlara bakıyorlar.

"Verdiğimiz paralarımız nereye gitti?" diyorlar.

Bir kere güvensizlik oluşturulmuş birçok kişide.

Güvensizlik neticesinde birçok kişide ellerin bağış için yeterince cebe gitmediği görüldü bu süreçte.

***

Son yapılan yerel seçimlerde ülkenin %50'sinden fazlası merkezi yönetime güvenmediğini verdiği oylarla gösterdi. Yapılan bazı yardım ve bağışların da nerelere ya da hangi vakıflara gittiğini de görüyor bu vatandaş.

***

Bu gerçekler ışığında ülkemizin bir kesimi merkezi yönetimin kampanyasına katılmayacağına göre katılmayanlar da belediyelerin düzenlediği yardım kampanyalarına katılsalardı, bu belediyeler de bu yardımı fakir fukara vatandaşlarımıza ulaştırsalardı daha güzel olmaz mıydı?

***

Evet;

"Biz bize yeteriz Türkiyem" sloganı ile bağış toplama doğru bir slogandı. Ancak bağış toplamanın belediye ayağı eksik kalmıştır.

Eksik olmasaydı daha fazla bağış toplanılıp vatandaşa daha da fazla yardım gidecekti kesinlikle. Keşke bırakılsaydı da herkes güvendiği yerlere bağış yapsaydı.

***

Vatandaş yapacağı yardım yerini bırakınız kendisi seçsin.

Ortak payda vatandaşa yardım etmek ise sorun bunun neresindedir efendiler? (BİTTİ.)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum