1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Milli Mücadele'nin simgesi: "GAZİKASTAMONU"
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar

Milli Mücadele'nin simgesi: "GAZİKASTAMONU"

A+A-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kastamonu'nun İstiklal Harbi'ndeki önemine dikkat çekerek, "Kastamonu'ya gazilik unvanı verilmesi için kanun teklifini verdik. Bütün partilerden beklentimiz Kastamonu'ya gazilik unvanı verilmesi yönünde oy kullanmalarıdır." dedi. Öncelikle, bir Kastamonulu olarak, Sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkürü bir borç bilirim. Bu teklif, TBMM'den geçer mi geçmez mi orasını bilemem. Ancak şurası var ki, geçmemesi hiçbir gerekçe ile izah edilemez. Niye mi? Gelin biraz Millî Mücadele yıllarına yolculuk yapalım...

İstiklal Harbimiz, fakirliğin zenginlikten çok daha heybetli durduğu bir savaştır aynı zamanda. Zenginlik karşısında fakirliğin heybeti, sadece Ankara'da, İnönü, Sakarya önlerinde ve Dumlupınar'da ortaya çıkmamıştır. Cephe gerisinde de, söz konusu heybetin kendini gösterdiği yerler olmuştur ki, onlardan en önemlisi de Kastamonu'dur. Kastamonu, Millî Mücadele yıllarında Ankara'nın dünyaya açılan tek kapısıydı. Türk toprağı olduktan sonra, bir daha başka hiçbir askerin ayak basamadığı Kastamonu, Anadolu'nun işgal edilmeyen yerlerinden biri olmasına rağmen, Millî Mücadeleyi cephe gerisinden destekleyen, malzeme ve moral bakımından takviye eden en önemli yerlerden biri olmuştur. Yirminci yüzyılın mucize olaylarından biri olan İstiklal Harbi'nin kazanılmasında Kastamonu'nun cephe gerisinden verdiği destek, millî davanın zor şartlara rağmen zafere götürülmesinde özel bir yere sahiptir.

Millî Mücadele'nin mühimmat sevk ve idaresini Kastamonu vilayeti yürütmüş, Kırım, Doğu Cephesi ve bunun yanında İstanbul'daki işgal kuvvetlerinin kontrolünde bulunan silah depolarından kaçırılarak getirilen malzemelerin cephelere taşınmasında ana güzergâh olmuştur. Kastamonu insanı, bu millî görevini yerine getirirken, bütün bir vatanseverlik örneği sergilemiştir. İnebolu iskelesinde başlayan bu mücadele, kağnı kollarının Kastamonu üzerinden Sakarya'ya kadar uzanan çok zor ve çetin şartlar altında zafere olan inanç ve fedakârlıklarına sahne olmuştur.   

İnebolu'nun büyük gemileri barındıracak bir limanı yoktu. Bu sebeple İnebolu açıklarına gemilerle gelen silah ve cephane, açıktan ve her türlü hava şartlarında kahraman demirciler tarafından kayıklarla İnebolu kıyılarına çıkarılıyordu. Bu malzemeler, Kastamonu'nun her yöresinden gelen kahraman kadınları, yaşlıları ve çocukları tarafından çok zor şartlarda Ankara'ya taşınıyordu. O dönemde Anadolu'nun eli silah tutan erkekleri cephelerde düşmana karşı çarpışıyorlardı. Bu güzergâhta yol alan nakliye kollarının ortak nitelikleri cephe gerisinde kalan çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşması idi. İşte bu, yağışlı havalarda çamurla kaplanan İnebolu-Ankara arasındaki yolun adı, "İstiklal Yolu" idi.

İstiklal Yolu, Millî Mücadele boyunca at, eşek veya katır ile çekilen kağnı arabalarıyla cepheye silah ve erzak gibi malzemenin taşınmasının yanında; Batı cephesine Osmanlı Ordusu'ndan terhis edilen gönüllü askerlerin götürüldüğü; yine TBMM hükümetiyle görüşmek isteyen sivil halkın, yabancı diplomatların ve basın mensuplarının da kullandığı yoldu. Büyük Önder Atatürk'ün, "Gözüm Sakarya'da Dumlupınar'da, kulağım İnebolu'da" sözü, bu yolun Millî Mücadele'de oynadığı rolü ve ne anlama geldiğini anlatan bir sözdür.

O İstiklal Yolu ki;  nice isimsiz kahramanları bulunmaktadır. Bu kahramanlar olağanüstü çaba ve gayretlerle Millî Mücadele'nin başarıya ulaşmasına katkı sağlamışlar ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının alt yapısını oluşturmuşlardır. Şerife Bacılar ve Halime Çavuşlar geride isimlerini sonsuza kadar yaşatacak destanlar bırakmışlardır.

Şehadetiyle Kastamonu'nun istiklale giden yoldaki mücadelesinin simgesi haline gelen ve bugün Kastamonu Cumhuriyet Meydanı'nda anıtı bulunan Şehit Şerife Bacı'nın hikayesi, tek başına Kastamonu'nun gazilik unvanı almasına bir sebeptir aslında. Şerife Bacı, 1921'de, İnebolu'dan aldığı cephanelerle Kastamonu'ya doğru yola çıkmış, çetin kış şartları ve aniden bastıran tipi sırasında bağlı bulunduğu kağnı kolundan ayrı düşmüştür. Şerife Bacı, o zor şartlarda Kastamonu Kışlası yakınlarına kadar gelmişse de, donmaktan kurtulamamıştır. Fırtına ve tipinin sabahında bir bebeğin ağlama sesini takip eden devriye ekibi, sahibi donmuş bir kağnı arabası ile karşılaşmıştır. Devriye ekibi kağnıda üzerleri kardan etkilenmemesi için battaniye ile örtülmüş cephane ve cephanenin arasında kuru otlara yatırılmış bir bebek bulmuştur. Kastamonu Kışlası Kumandanı Miralay Osman Bey, Şerife Bacı'yı o halde görünce saygı duruşunda bulunmuş ve gözyaşlarına hâkim olamamıştır. Dudaklarından ise şu sözler dökülmüştür; "Türk kadını, dünyada emsali bulunmayan kahraman bir anadır. Arkadaşlarım, bu millî mücadeleyi kazanacağımızın en büyük işaretidir. Bakar mısınız, biri şehit ana, diğeri de bebekken gazi olan yavrusu..."

Şerife Bacı, Türk kadınının kahramanlık timsali, Kastamonu ise Türk milletinin Atatürk önderliğindeki Millî Mücadele'ye verdiği desteğin en büyük timsalidir. Onun için, Türk milleti ve vatanı için kurulan Gazi Meclis'in, Kastamonu'ya gazilik unvanını vermesi, kendi varlık sebebine sahip çıkması olacaktır...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.