1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. MHP'den gazeteci Mehmet Ocaktan hakkında 'FETÖ'cü suçlaması
MHP'den gazeteci Mehmet Ocaktan hakkında 'FETÖ'cü suçlaması

MHP'den gazeteci Mehmet Ocaktan hakkında 'FETÖ'cü suçlaması

MHP'li Büyükataman, "Ocaktan isimli bu şahsın, Sayın Genel Başkanımıza yönelik saldırılarının gerekçelerini 15 Temmuz’da püskürtülen hain emellerde aramak doğru olacaktır" ifadelerini kullandı.

A+A-

MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocak'tan hakkında FETÖ'cü suçlamasında bulundu.

Büyükataman yaptığı bir dizi paylaşımda gazeteci Mehmet Ocaktan ve Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu'nu hedef aldı.

Büyükataman şunları kaydetti:

Türkiye “mavi vatan”da yok sayılırken bir bildiri kaleme almak aklına gelmeyen emekli amirallerin gece yarısı yayınladıkları hadsiz bildiriyi savunma yarışına giren köşe yazarlarının, millî meselelerde bir kez olsun milletten yana tavır aldıkları görülmemiştir. Bunlardan bir tanesi var ki; ömrünü büyük Türk milletine adayan, millet iradesinin üzerinde bir irade tanımayan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’yi “Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs”le suçlayacak kadar alçalabilmiştir.  Nice ocakları söndüren kıymetli Hocaefendisinin(!) “gönül iklimine” dair övgüleri hafızalardaki yerini koruyan Mehmet Ocaktan isimli bu şahsın, Sayın Genel Başkanımıza yönelik saldırılarının gerekçelerini 15 Temmuz’da püskürtülen hain emellerde aramak doğru olacaktır. Bir de Rıfat Serdaroğlu isminde bir türedi var. Etrafında topladığı üç beş işsiz güçsüzle güya bir parti de kurmuş olan bu türedi, bir beyni olduğunu göstermek istiyorsa kendi varlığının gayesini ve yaşadığı hayatın anlamsızlığını sorgulamakla işe başlayabilir.

Ocaktan ne yazdı?

Karar gazetesi yazarı Mehmet ocaktan bugünkü yazısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır" ifadesini "vesayetin zirve noktası" olarak değerlendirdi. Ocaktan yazısında Bahçeli'nin açıklamaları için "Anayasal düzenin temelini yıkmaya yönelik en tehlikeli girişim" ifadesini kullandı.

MHP'li Büyükataman: Ahlak ilkelerini çiğneyerek iftira atma yarışına girenlere karşı edebimizle davranıyoruz.

Ocaktan'ın yazısının bir kısmı şöyle:

Anayasamızdaki açık hükümlere rağmen AYM ve AİHM’nin kararlarına meydan okuyarak bu kararları tanımadığını ilan etmenin açık anlamı, fiili bir “vesayet” düzeni oluşturmaktır.

MHP lideri Devlet Bahçeli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na talimat gibi çağrıda bulunarak HDP’nin derhal kapatılması için dava açılmasını işitiyor. Ve başsavcı gece-gündüz çalışarak MHP’nin büyük kongresinden bir gün önce iddianameyi Anayasa Mahkemesi’ne teslim ediyor. Eğer bu tavır yargı üzerinden bir “vesayet gölgesi” algısına yol açarsa kimse şaşırmasın…

Ve işte “vesayet”in zirve notası… MHP lideri Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi derhal kapatılsın” talimatı veriyor. Kuşkusuz bu, vesayetten öte Anayasal düzenin temelini yıkmaya yönelik en tehlikeli girişim.

Kuşkusuz Türkiye’nin fiili anlamda ağır bir “vesayet düzeni” içinde yaşıyor olması, emekli amirallerin ömürlerinin son demlerinde herhangi bir darbe tehlikesi oluşturmasa da, vesayet algısı oluşturabilecek bir organizasyon görüntüsü içinde olmaları kabul edilemez. Ama iktidar cenahının, bu olayı köpürterek “acaba buradan bir darbe korkusu üretebilir miyiz” aceleciliğinin de, çaresizlikten öte bir anlam ifade etmediğinin altını özellikle çizmek gerekiyor. İktidar geçmişte de benzer köpürtmeleri denedi, ama ömrü bir hafta bile sürmedi.

Hatırlatalım, bugüne kadar hiçbir iktidar milletin ekmek ve aş derdini bu tür yapay gündemlerle örtmeyi başaramadı, dolayısıyla bu işlerle boşuna uğraşmanın kimseye faydası yok.

Maalesef siyasi tarihimizde yaşadığımız tecrübeler de gösteriyor ki bu ülkenin siyasetçileri de, askerleri de “vesayet” ve “darbe” konularında yeterli hassasiyete sahip değiller. Çünkü her kesim kendi vesayetinin makbul olduğu kanaatine sahip. Mesela AK Parti yıllarca askeri ve yargısal vesayete karşı mücadele etti, ama bugün bizzat kendisi demokrasiye rağmen yeni bir vesayet düzeni oluşturmuş bulunuyor. Yani şimdi “lacivert renkli vesayet” daha makbuldür mü diyeceğiz?

Kimse kusura bakmasın, eğer çok haklı olarak askeri vesayetin ve darbe özlemlerinin kötü olduğunu söyleyip, seçilmişlerin anayasal düzene rağmen oluşturdukları “vesayet düzeni”ni görmezden gelmeye devam edersek, bilelim ki bu tavır merdiven altı vesayet özlemcilerinin heveslerini teşvik etmekten öte bir anlam ifade etmeyecektir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.