1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. MB rezervleri kırmızı bölgede
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

MB rezervleri kırmızı bölgede

A+A-

Uluslararası Para Fonu (IMF), "Finansal koşullar hafifledi ancak iflas tehdidi büyük" başlığıyla güncellediği Küresel Finansal İstikrar Raporu'nda rezerv yeterlilik sınırının altına düşen ülkeler arasında Türkiye'de Mısır, Şili ve Güney Afrika ile birlikte yer aldı.

Cari denge ve bir yıl içinde vadesi gelecek borçların toplamından oluşan dış finansman gereksinimlerinin GSYH'ya oranında ise Türkiye, Polonya ve Malezya en kırılgan ülkeler arasında gösterildi. 

Uluslararası Para Fonu (IMF), yayınladığı ve Türkiye'nin de kırmızı bölgede yer aldığı bir grafikle ülkelerin döviz yeterliliği ve dış finansman gereksinimine dikkat çekerek, mevcut ortamda daha fazla borcun yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç duyan ülkelerin yüksek maliyetle borçlanabilecekleri için daha büyük bir risk aldıklarına da vurgu yaptı.

Mayıs sonu itibarıyla net uluslararası rezerv 28 milyar dolar olarak ve swap hariç net uluslararası rezerv ise eksi 27.3 milyar dolar olarak hesaplanmıştı.

Malum swap kasadaki emanet para gibidir, kasanızın dolu olması paranın sizin olduğu ve dilediğiniz gibi tasarruf edebileceğiniz anlamına gelmez.

Ayrıca swap konusundaki sorunları göz ardı etsek bile, altın dahil 91.5 milyar dolar döviz rezervinin 195 milyar dolar olan dış finansman gereksinimine oranı yüzde 47 civarındadır ve bu oran tehlike yaratacak kadar düşüktür.

Türkiye'de önümüzdeki dönemde turizm sektörünün döviz kazandırma olasılığı çok düşüktür, küresel piyaslardaki daralma da göz önüne alındığında, bir döviz krizinin kapıda olduğunu söylemek hiçde abartı olmayacaktır.

Böyle bir döviz krizi patlarsa, külliyetli bir miktarda IMF desteği almadan bu kriziden çıkmak mümkün olmaz.

Türkiye'nin Rusya ve Amerika arasındaki dengede içinde bulunduğu çelişkili ve kritik nokta göz önüne alınırsa IMF desteğini alması ise fevkalade şüphelidir. Böyle bir destek alınmadan geçecek sürede krizin etkilerileri daha da derinleşir ve yıkıcı olur. Bu kriz sadece finansal kesimi değil reel sektörü de çok yıpratır. Sonuç zincirleme iflaslar ve astronomik bir işsizlik seviyesi olarak tezahür eder.

Türk ekonomisi için alarm zillerinin çalması aslında yeni değil, epeyce uzun süredir CDS primlerinde görülen yüksek seviye finansal piyasların bir iflas riksi gördüğünü ve bunu fiyatladığının açık ve net bir göstergesidir.

Türkiye CDS primlerinde de Venezuella, Arjantin, Mısır, Pakistan, Ukrayna ve Güney Afrika gibi ülkeler ile aynı klasmanda değerlendirilmektedir. Elbette Venezüella ve Arjantin artık resmen iflas halinde bu ülkeleri dışarıda bıraksak bile geriye kalan birlikte anıldığımız ülkelere bir bakar mısınız?

AKP iktidarının uzun zamandır uyguladığı dış borç ve yabancı sanayiye dayalı tüketim ekonomisi daima döviz krizlerine ve dış bağımlılığa yol açar. Toplumumuz bu yoldan iki defa daha geçti, ilk olarak Abdülhamit devrinde benzer politikalar sonucunda morotoryum ilan edip Düyun-u Umumiye'lik olmuş, tüm ekonomimizi yabancı bir kuruluşa teslim etmiştik. İkinci olarak da 1958 yılında Menderes hükümeti döneminde morotoryum ilan ederek, borçlarımızı ödeyemeyeceğimizi duyurmuştuk ve o zaman da IMF ve ABD devreye girmiş batan ekonomiyi yüzdürmüşlerdi.

Ben çok uzun zamandır ekonomi yönetimini ve iktidarı bu gidişat ile ilgili olarak uyaran yazılar yazıp, paylaşıyorum. Şu ana kadar istikametlerinde herhangi bir değişiklik de gözlemedim, zaman gittikçe daralıyor köprüden önceki son çıkışa ha geldik, ha geleceğiz.

İktidar uyarılarımızı dinlemiyor, lakin hem iş insanları ve hem de hane halkı kendi bireysel menfaatleri için dinleseler ve böyle 'bir döviz krizine karşı kendi tedbirlerini alsalar' iyi olur diye düşünüyorum.

İş insanları yurt dışında döviz kazanacak işler buup o işlere girişmeli, yatırımlarının en azından bir kısmını döviz krizinden etkilenmeyecekleri bir şekilde yeniden reorganize edip, bu krizden etkilenmeyecek bölgelere kaydırmalıdır diye düşünüyorum. Hane halkının yapabileceği fazla bir şey yok sonuçta gelirler azalacak, özellikle de dövize bağlı giderler astronomik ölçüde artacak, herkes ayağını yorganına göre uzatıp bu günkü gelirinin yarın da devam edeceğini düşünerek borca harca girmemeli derim.

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.