1. YAZARLAR

  2. Nuri Kayış

  3. Komşunun yaptığını biz yapsaydık...
Nuri Kayış

Nuri Kayış

Komşunun yaptığını biz yapsaydık...

A+A-

* Ülkemize sığınmak isteyenleri sis ve göz yaşartıcı bombalar atarak, silahlarla tarayarak geri dönmeye zorlasaydık...

* Topraklarımıza girmeyi başaranların elbiselerini soysaydık, dövseydik, cüzdanlarını ve telefonlarını alıp kovsaydık...

* İçinde kundaktaki bebekler ile hamile kadınların da bulunduğu lastik botları batırmaya çalışsaydık...

Bakın, neler olurdu?

* Almanya'dan Fransa'ya, İtalya'dan İspanya'ya Avrupa Birliği ülkelerinin cumhurbaşkanları, başbakanları, dışişleri bakanları ardı ardına açıklamalar yapar, Türkiye'yi insanlık dışı tavırlarından dolayı sert biçimde eleştirir, uluslararası mahkemeleri devreye sokmaya çalışırlardı.

* Olağanüstü toplanan Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye barbarlık ve faşistlikle suçlanır, Nazilerin bile böylesine acımasız olmadığı söylenirdi.

* Birleşmiş Milletler Genel Kurulu acil toplantıya çağrılır, bu toplantı sonunda Türkiye sert ifadelerle kınanır, NATO'nun devreye girmesi istenirdi.

* Avrupa'nın dört bir yanında yüz binlerce kişinin katıldığı yürüyüş ve mitinglerle Türkiye protesto edilirdi.

* Gazete ve televizyonlarda, "Vahşi Türklerden görülmemiş zulüm", "Türkler insanlığı öldürdü" şeklinde haberler yayınlanır, Batı dünyasının askeri müdahalede bulunarak ve ambargo uygulayarak Türklere hak ettiği dersi vermesi istenirdi.

***

Peki, bize bu tepkileri gösterecek olan Avrupa ülkeleri şimdi ne yapıyor?

Kocaman bir hiç!

Sadece seyrediyor.

***

Evet, Yunanistan sınırında yaşananlar çok trajik ama Batı'nın iki yüzlülüğünü bütün çıplaklığıyla göstermesi gibi bir yararı da oldu.  

İhtiyatlı bir iyimserlik

Erdoğan-Putin görüşmesinden çıkan ateşkes kararını, diplomatların çok sevdiği bir ifadeyle, yani "ihtiyatlı bir iyimserlik"le karşılamak yerinde olur sanırım.

Şöyle ki:

1) Rusya, Esad rejiminden vazgeçmeyeceğini net biçimde göstermiştir.

2) Türkiye'nin güvenli bölge oluşturulmasına yönelik istekleri karşılanmamıştır.

3) İdlib'in en az yarısının Rusya-Suriye rejiminin kontrolünde kalacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda İdlib'den kaçıp sınırımıza dayananların geri dönmeleri pek kolay olmayacaktır.

4) Bölgede Türkiye, Rusya ve Suriye'nin düzenli askerî birliklerinin yanı sıra kimi rejim yanlısı kimi rejime muhalif düzensiz çeşitli silahlı güçler de vardır. Bunların ateşkese uymaları konusunda sıkıntı yaşanabilir.

5) Zirvenin ardından yapılan açıklamalar, "Suriye'de kalıcı bir barışın sağlanması için ne yapılacak" sorusuna tatminkâr bir yanıt vermemektedir.

6) Türkiye'deki 3.6 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine geri dönmesinin sağlanması konusunda da zirvede herhangi bir karar alınmadığı gibi ileriye yönelik umut veren bir yaklaşım da sergilenmemiştir.

***

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün:

Erdoğan ile Putin arasındaki zirveden çıkan ateşkes kararı sevindiricidir.

Ne var ki kalıcı barış için daha gidilecek çok yol olduğu anlaşılmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.