1. YAZARLAR

  2. Erol Sunat

  3. "Kılıçla alınan vatan, para ile satılmaz!"
Erol Sunat

Erol Sunat

"Kılıçla alınan vatan, para ile satılmaz!"

A+A-

Türk Milleti bin yıldır, yurt tuttu, yurt yaptı, vatan toprağı yaptı Anadolu'yu. 1040'daki Dandanakan Meydan Savaşından sonra, Türk atlıları Anadolu'ya girmişlerdi.

Sultan Alparslan'ın babası Çağrı Bey, Doğu ve Kuzey Anadolu'da görünürken, Anadolu'yu ilk kez baştan başa geçen Sultan Alparslan'ın komutanlarından Afşin Bey olmuştu.

Rahmetli tarih hocam Kahramanmaraşlı Lütfü Ernur, "Afşin Bey, Anadolu'yu bir uçtan bir uca geçti. İzmir'de kılıcını denize vurdu. Ve o kılıcı, Sultan Alparslan'ın huzuruna gelinceye kadar kınından hiç çıkarmadı" diye anlatırdı.

Bu olay Türk Milletinin Anadolu'yu yurt olarak benimsemesinin, kabul etmesinin ve dalgalar halinde, Malazgirt sonrası Anadolu'ya gelip yerleşmesinin, fetihlere başlamasının ilk işaretlerinden biriydi.

Hoca Ahmet Yesevi'nin gönül erleri, mana erleri Malazgirt'in çok öncesinde Anadolu'nun manevi fethine başlamışlardı. Ernur Hocam, onlara "Beli kılıçlı derviş gaziler, alperenler" derdi. Bize öyle anlattı, not aldığımız defterlerimize öyle kaydettirdi. Bizlerde dilimiz döndüğünce öğrencilerimize Alperenleri anlattık Türkiye'nin her köşesinde!

 

*****

Şair Mithat Cemal Kuntay ne diyordu, "Bayrakları bayrak yapan, üstündeki kandır / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!"

Türk Milleti Anadolu'yu işgal etmeye gelmedi, sömürgeleştirmeye gelmedi. Niyeti halisti. Vatan toprağı arıyordu. Öylesine bir vatan yaptı ki, her yere kendinden isimler, nişaneler koydu.

Kızılırmak dedi, Yeşilırmak dedi, Aksu dedi, Göksu dedi, Aladağlar, Bozdağlar dedi, Uzunyayla dedi, Sangaryos'a Sakarya, İkonyum'a Konya, Amisos'a Samsun, Trapezus'a Trabzon, Magnesia'ya Manisa dedi.

Türklük mührünü vurdu dağlara, taşlara, ovalara, nehirlere ve şehirlere. Vatanım dedi, toprağım dedi, al kanlara boyandı yine de kimselere vermedi, teslim etmedi. Sonuna kadar direndi, o direnişlere destan dedi tarihler, o destanları yazanlardı o isimsiz kahramanlar, o şehitler!

 

*****

 İstiklal Marşının üçüncü kıtasında rahmetli Mehmet Akif, Türk Milletinin özelliğini bakın nasıl anlatıyor; "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! / Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. / Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."

Dünyanın en çılgın kabul edilen kavimleri ve milletleri, Türk Milletinin kendi vatanı için yaptığı çılgınlığı yapma cesaretini gösterememiştir. Anadolu'da en yakın bildiklerinin sırtından hançerlemesi dahil, başına gelmedik oyun, entrika, hile, darbe kalmamış bir millettir Türk Milleti.

Mustafa Kemal Atatürk, Gençliğe Hitabesinde, muhteşem tespitler yaparken hitabeyi şu cümleyle bitirmişti, "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

 

*****

Vatan toprağı, Türk Milleti için kutsaldır, canından bir parçadır. Türk Milletinin kendine aittir. Ne arsadır, ne de parsel! "Kılıçla alınan vatan, para ile satılmaz" diyor Sultan II. Abdülhamit.

Bin yıldır, bu coğrafya üzerinde, kan dökerek, can vererek alınan bu vatan topraklarını, değişik dönemlerde; Satan sattığını, veren verdiğini, bölüşen bölüştüğünü sandı. Hatta öyle ki, bu yaptığına sonuna kadar inandı! Zafer rüyaları görmeye başladı.

Bütün istilacıların, işgalcilerin, hıyanet edenlerin, hainlerin ve işbirlikçilerin, gördükleri o rüya, son rüyaları oldu!

İşte onun içindir ki, Anadolu, yaklaşık bin yıldır, Türk Milletine ait.

Daha Selçuklular döneminde Doğu Roma tarihçileri Türkeli demişlerdi bu coğrafyaya. Bizde bin yıldır, Türk Milletinin yurdu, vatanı, canı, cananı olan bu coğrafyaya Türkiye diyoruz!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.