1. YAZARLAR

  2. Levent Bulut

  3. Kargalar güler...
Levent Bulut

Levent Bulut

Kargalar güler...

A+A-

Gülen'i eleştiren CHP'li vekillere, 'Gülen bu memleketin değerli bir kıymetidir' dediler.

***

"Bu çilekeş ama kutlu yolculukta o gün hocaefendiye sahip çıkmasaydınız evlerinizi gönüllerini açmasaydınız bu güzellikler yaşanmayacaktı. Cenab-ı hakkımıza binlerce şükürler olsun" söylemleriyle şükrettiler.

***

 Düzenledikleri Türkçe olimpiyatlarında "Buradan on binler muhterem hocaefendiye selamlarını saygılarını gönderiyor, baş koyduğu hizmet yolunda, hak yolunda başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz, yüce Allah'tan sağlık diliyoruz" diyerek uzun ömür dilediler.

***

Kısa keseyim.

Hatırlarsınız o dönemleri.

Hepimiz yaşadık o günleri...

***

Biliyorsunuz, "ne istediler de vermedik" denilen o yıllarda, FETÖ'cülük her kapıyı açıyordu.

Sorgulayan ve eleştiren ise yanıyordu.

Bu duruma itiraz eden, dile getiren gazetecilere, yazarlara ve milletvekillerine, "Ergenekoncu", "darbeci", "postal yalayıcı" diyorlardı.

Herkes başını kuma gömerken "aman, bana ne canım" demek yerine, "Cemaat devlete sızmış. Güç çatışması yaşanıyor. Devlet içinde devlet olmaz" diyenlerle ise alay ediyorlardı.

***

Örneğin, cemaatle hükümet arasında çatışma olduğu iddialarını yorumlayan dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı eleştirilere "Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış, bunlar kargaları güldürür" sözleriyle cevap veriyordu.

Sonrasını biliyorsunuz.

Darbe girişimi ile şehit olan 251 vatandaşımız ve gazilerimiz.

***

Bunları neden yazdım.

"Kandırıldık", "aldatıldık" söylemleri ile özetlenen sürecin ardından görülüyor ki değişen hiçbir şey olmamış da ondan.

Darbe girişiminin ardından muhalefet partileri; özellikle Sağlık Bakanlığı'nda kritik kadro ve görevlere tarikatçılar atanıyor iddiasını sık sık gündeme getirdi. Hatta CHP, 2018'de Meclis'te "Menzil için komisyon kurulsun" dedi ancak kabul edilmedi.

Ancak GATA'da yaşanan skandal ile "tarikatçılar devlete atanıyor" tartışmaları yeniden alevlendi.

 ***

 Muhalefet partilerinin bu söylemlerine ek olarak kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü de Türkiye'de iki bin Selefi dernek bulunduğunu, bu grupların silahlandığını ve ayaklanma çıkarma planı yaptıklarını savunarak "Bir iç savaş hazırlanıyor" diyerek vahim bir iddia ortaya attı.

İşte tüm bunlar ortada kamuoyunun gözünün önünde iken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu çıkıp "Herhangi bir inanç grubunun, devletin birtakım noktalarını yönettiği ve sızdığı değerlendirmeleri, başlı başına yeni bir istismar alanıdır ve doğru değildir. Yalandır. Provokasyondur" ifadelerini kullandı.

***

Ne kadar da tanıdık bir açıklama değil mi?

Yalnız tek eksiği "Bu iddialara kargalar da güler" dememesi olmuş.

***

Ne yazık ki tarih tekerrürden ibaret.

Tarikat üyesi olduklarını sosyal medyada açıklayan onlarca kişi varken, GATA skandalı gibi kendiliğinden açığa çıkan ve tarikat üyesi olduğunu saklamayan örnekler göz önünde dururken bu durumu araştırmak yerine "yalandır", "provokasyondur" deyip kestirip atmak ne kadar doğrudur?

Ortada bir sorun varsa, oy kaygısı ile halı altına süpürmek yerine, sorunu çözmeye çalışmak, devlette devamlılık ilkesinin esası değil midir?

Bugün "A" partisi yarın "B" partisi ne fark eder?

Bir tek devletimiz var.

Bugün devleti yönetenler, yarınların ve geleceğin mesulüdür.

Bu yüzden devlet adamlığı ciddiyeti ile yeni bir FETÖ faciası yaşanmaması için, sorumluluğu olanlar bu durumu yalanlamadan önce enine boyuna araştırmalıdır.

Garip bir açıklama

+++

Türkiye ilginç bir ülke. Öyle şeyler oluyor, öyle sözler söyleniyor ki şaşırıp kalıyorsun. Örneğin; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un emeklilere son 2 yılda 674,5 milyar lira aylık ödemesi yaptıklarını söylemesi gibi.

***

Emekli maaşlarını ödeyebilmekle övünmesi mi dersiniz...

Bu maaşları devletin bir jesti gibi sunmasını mı dersiniz...

Neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

***

Ülkede kadın cinayetleri ve kadına şiddet sürerken, kredi ve kart borcu batağına saplanmış aileler parçalanırken, yaptığı bu açıklama abesle iştigal değil de nedir?

Emeklilerin, çalıştığı yıllarda maaşlarından yapılan kesinti ile ödenen bu para emeklinin en doğal hakkıdır.

Aldıkları 3 kuruşu ise lütuf gibi göstermek tek kelime ile ayıptır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum