1. YAZARLAR

  2. Oğuz Ekici

  3. Kadının adı var
Oğuz Ekici

Oğuz Ekici

Kadının adı var

A+A-

Türkiye bugünlerde kadına şiddeti, kadına şiddetin nasıl engellenebileceğini konuşuyor. Aslında daha evvelden konuşmamız, çok daha evvelden çözmemiz gereken sorunları, kadınlarımız öldürüldüğü zaman gündeme getiriyor, üzerinden biraz geçtikten sonra da unutuyoruz.

Böylesi mi doğru?

Yoksa kadına şiddetin köküne kadar gidip, toplumsal bozukluğu bulup, tedavi etmek mi daha doğru?

Çözüm için tek başlı bir çalışma yetmiyor. Bunu, en az işin içinde olanlar kadar, az buçuk konu üzerinden kafa yoran herkes biliyor. Kadına şiddetin çözümü, toplumun en ufak yapısı olan aileden başlayıp, devletin koyduğu kurallar ve yasalara kadar gidiyor.

Yani, tek başına İstanbul Sözleşmesi ya da tek başına herhangi bir ceza da(idam vs.) sorununun üstesinden gelmemize yetmiyor.

*

Peki, ‘kadına şiddete karşı senin çözümün nedir?’ diye soracak olursanız, anlatayım…

Benim, kadına şiddete karşı çözümüm, kadının toplumsal hayatta güçlendirilmesine dayanıyor.

Çünkü kadına şiddetin altında, kadının güçsüzleştirilmesinin yattığına inanıyorum. Kadın güçsüzleştirildikçe erkeğin eline mahkûm bırakılıyor, erkeğin eline mahkûm bırakıldıkça da erkek, kadın üzerinde istediği egemenliği kurabileceğini düşünüyor.

Ancak beklediği sevgiye karşılık bulamayınca, yine kendi malı gibi gördüğü kadının, yaşam hakkını elinden almayı meşru bir yol olarak görüyor.

*

Eğer Türkiye’de kadına şiddet sorunu çözülecekse bu sorun, Cumhuriyet değerlerini işin içine katmadan olmaz.

Her fırsatta Cumhuriyet değerleri ile hesaplaşmayı kendilerine hak görenler, kadını toplumsal hayatın her yerinde var kılmayı ilke edinmiş Cumhuriyet zihniyetini anlayamadığı için, kadın cinayetlerine karşı basit mesajlar yazmaktan öteye geçemez. Daha derine inemezler.

*

Kadına şiddeti önlemek için;

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadın hakları alanında önemli atılımlar yapılmasını sağlayan Latife Hanım’ın da hikâyesini bilmek gerekir.

Her ne kadar daha sonradan tutumu değişse de bir kadın olarak, ünlü Sultanahmet Mitingi’nin ateşli hatibi Halide Edip’i bilmeden, Türkiye’de kadına şiddet sorunsalının önüne geçemezsiniz.

*

Daha sonra, genç Cumhuriyet’in genç öğretmeni Refet Angın’ı bileceksiniz, idealine ulaşmak uğrunda verdiği açlık savaşını, Atatürk ile diyaloğundaki kararlılığı bileceksiniz.

Türk Tarih Kurumu’nun efsane ismi, Piri Reis’in dünyaya tanıtılması önemli rol oynayan Afet İnan’ı tanıyacaksınız.

Sev, sevme ama saygı duymak zorunda olduğun, Türk tarihinin ilk kadın pilotu, tam 8 saat uçarak rekorlar üzerine rekorlar kıran Sabiha Gökçen’in kararlılığı ve dik duruşunu öğreneceksiniz.

Ben korku nedir bilmem’ diyerek Kore’de çetin cephelerde savaş muhabirliği yapan Semiha Es’i bilmeden, Türkiye’de kadına şiddetin köküne de inemezsiniz.

Mualla Eyüpoğlu’nu bilmezseniz, kadınların içerisinde oturduğu ne kadar güzel bina yaparsanız yapın, dolduramazsınız. Kültürü olmayan milletlerin, tarihte sürekli yıkıntılara uğradığı gibi her 100 yılda bir, egemenlik sorunu yaşarsanız.

*

Daha sonra Yıldız Moran’ı, Müzeyyen Senar’ı, Safiye Ayla’yı, Leyla Gencer’i, Semiha Berksoy’u, Nesrin Olgun’u, İdil Biret’i, Suna Kan’ı, Muazzez İlmiye Çığ’ı, Türkan Saylan’ı, Keriman Halis’i, Afife Jale’yi, Bahriye Üçok’u, Kerime Nadir’i, Tomris Uyar’ı ve daha ismini sayamadığımız yüzlerce kahraman Türk kadınını bilmeden,

Ne kadına şiddeti çözerseniz,

Ne kadın ölümlerinin önüne geçersiniz,

Ne eğitimde, ne ekonomide, ne de kültürde kendi markanızı yaratabilirsiniz.

Toplumun beyin gücünün önemli bir kısmını üstlenen kadınları toplumsal hayattan dışladığınız her gün, ülkenin geleceğine atacağınız dinamitin tohumlarının güçlendirilmesine sağladığınız katkıdan başka bir şey değildir.

Şimdi herkes tartışıyor ‘kadına şiddet nasıl çözülür’ diye… Kadına şiddet, Türk toplumunu Cumhuriyet değerlerine döndürmek ile çözülür.

Ümmetçi yapmaya çalışmak ile değil…

Önceki ve Sonraki Yazılar