1. YAZARLAR

  2. Alanur ÖZALP

  3. İştahsızlığa davetiye çıkartmak
Alanur ÖZALP

Alanur ÖZALP

İştahsızlığa davetiye çıkartmak

A+A-

Her anne kendi çocuğunun iştahlı olmasını ister. Bu durumla övünür. İştahlı bebeklerin annelerini kıskanır. Annelerin bebekleri iştahlı değilse anneler bu durumdan kendilerini suçlarlar ve sorumlu tutarlar. Hatta bazen çocuğun iştahsızlığının nedenini kendi beceriksizlikleri olarak görebilirler. Bu görüşleri bazen eşleri ya da kayınvalideleri tarafından da desteklenebilir. Anne de bu eleştiriler karşısında çocuklarına daha fazla yemesi konusunda baskı yapmaya başlar. Çocuk bu baskı sonucu yememek konusunda daha güçlü bir direnişe geçer. Bu anne-çocuk gerginliği, bir süre sonra düzenli bir davranışa dönüşür. Artık çocuk annesini veya yemek tabağını gördüğünde ters tarafa doğru kaçmaya başlar. Hatta karnı açken bile bu kaçma davranışını sergiler.

Anneler iştahlı çocuk gördüklerinde ise bu duruma inanamazlar. Çocuğunun iştahının diğer annenin verdiği yemeklerden kaynaklandığını düşünürler. Verdikleri yemekleri değiştirirler. Bu değiştirme çocuğun iştahını etkilemez. Anne çocuğun iştahsızlığına hep bir bahane bulmaya çalışır. İştahsızlığın nedeninin kendi tutumu olduğunu göremez ya da kabul etmek istemez.

KIYASLAMA YAPMAYIN

Özellikle iştah konusunda çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamamaya çalışın. Birisi size de yemeniz konusunda ısrar ederse siz de buna karşı çıkabilirsiniz. Öncelikle ısrarlı olmamak gerekiyor. Pek çok anne bebeklerin fazla yemek yemelerinin, çabuk büyümeleri için gerekli olduğunu düşünür. Anneler tombik çocukların daha sevimli olduğunu düşünür. Pek çok çocuk doktoru tombul bebeklerin sağlıklı olmadığını anlatmasına rağmen, anneler yerinden kalkmakta zorlanan aşırı tombul bir bebeği olsun ve bu bebek onun her verdiğini sonuna kadar bitirsin ister.

Anneler yemek konusunda çocuklarıyla çatışmaya girmemeye çalışmalıdırlar. Anneler çocuğu zorlayarak iştahını açamayacağını bilmelidirler.

Öncelikle çocuğun iştah sorunu olmaması için uygun bir uyku düzeni olması gerekmektedir. Dinlenmiş ve uykusunu almış çocuklar iştah konusunda zorlanmazlar. Çocuğun yemek saatleri düzenli olmalıdır. Yemek onun yiyebileceğinden fazla olmamalıdır. Çocuk doymazsa bir miktar daha verilebilir. Fazla doldurulmuş bir tabak çocukları bitiremeyecekleri konusunda korkutur. Çocuklar yemeklerini bitirmediklerinde ailelerinin onları sevmeyeceklerini düşünürler. Bu şekilde onların tabağına az konursa çocuk bunu rahatlıkla bitirecek ve ailesinin gözüne girecektir. Aile onun yemeğini bitirmiş olmasına sevindiğini açıkça bildirirse çocuk bir tabak daha bile isteyebilir. Yemeğin bittiğini alkışlayarak belli etmek ufak bir bebek için ondan ne istediğinin anlamasını sağlayabilir.

SOFRADA SOHBET EDİN

Çocuk kaşığı tutabildiği andan itibaren ona yemek yedirilmemelidir. Onun yemesi için teşvik edilmelidir. Sabırlı olunmalıdır. Üzerine ve yere dökmesine aşırı tepki gösterilmemelidir. İşin başında döker ama kısa bir sürede kendi kendine yemek konusunda usta olur. Yemek tabaklarını hemen kaldırıp sofrayı toplamak isteyen annelere bebekleri sanki "hadi gel oynayalım" demektedir. Sofrada onunla sohbet edebilirsiniz. Örneğin yiyeceklerin ona neler kazandırdığını anlatabilirsiniz. Yiyeceklerin nasıl yetiştiğini veya içlerinde bulunan besin değerlerini ve insanı nasıl büyüttüklerini anlatabilirsiniz. Çocuğunuzun kendi tabağı, bardağı olması ve bunların üzerinde onun isminin yazılı olması ona yemek yemeği keyifli hale getirebilir. Onun nasıl güzel yemek yediği konusundan bahsedilebilir. Bu onu gururlandırıp kendine güvenmesini sağlarken daha iştahlı olmasını sağlayabilir. Sizin hangi yemekleri sevdiğinizi ona anlatmanız onu etkileyecektir.

Yemek yerken hafif müzik çalmak keyifli olabilir. Öğün aralarında ufak bisküvi, şeker, çikolata verilebilir. Fakat miktarlarını ayarlamalı, bu gibi yiyecekleri vermek abartılmamalıdır. Pek çok çocuk annesinin yaptığı köfteyi değil hazır hamburgeri tercih edebilir. Bu konuda olumsuz tepki gösterilmemelidir. Çünkü bu tip gıdalar şoklandıkları için gerçekten çok lezzetlidirler. Gereksiz alınganlıklar çocuğunuzu korkutup mutsuz edebilir. Yemek saatlerini mutlu ve keyifli bir hale getirmelisiniz. Çocuğunuzla keyifli saatler geçirdiğiniz, konuştuğunuz günün en mutlu saatleri yemek saatleridir. Bu saatler "yemeği bitir de sofradan kalkalım" işkencesi haline dönüşmemelidir. Yemek konusunda çocuğunuzu hiçbir şeyle korkutmayın ona yapamayacağınız sözler vermeyin. Örneğin "yemeğini yersen hafta sonu seni tiyatroya götürürüm" gibi bir konuşma hiç işe yaramaz. Hatta çocukla sizin aranızı açar. Çocuklar hafta sonunu anlamakta veya beklemekte zorlanırlar. Sizin ona yalan söyleyip kandırdığınızı sanabilirler. Daha sonra ona söylediğiniz hiçbir şeye inanmazlar ve size olan güvenlerini kaybederler.

Çocukların koşup oynamalarını sağlamazsanız, yediklerini sindirmezler. Sağlıklı kasları olan çocuklar daha sağlıklı olurlar. Pek çok aile çocukların koşup oynamasına izin vermez. Düşüp bir yerini yaralayacağından korkar. Bu tür korkular çocuğun ya sinirli, agresif olmasına sebep olur ya da korkan ve bunun sonucunda da sormadan kendi başına hiçbir iş yapamayan çekingen, pasif, girişimci ruhu törpülenmiş bir çocuk olmasına sebep olabilir.

SORUMLULUK ALSIN

Hareket eden, oynayan bir çocuğun kasları gelişir ve sağlıklı büyür. Arkasında tabakla annesinin kovaladığı veya düşecek diye sürekli otur, kalkma, elleme, tutma denilen çocuklar mutsuz, inatçı, özgürlükleri kısıtlanmış çocuklar olurlar. Onlar ya ailelerini mutlu etmek için koşup oynamazlar fakat bu defa da kendilerini istediklerinin yapamadıklarını için mutsuz olurlar. Bu farklılıktan çocuklar zarar görürler. Kimi memnun edeceklerini şaşırırlar. Onlar için hayat gittikçe zorlaşır. Çocukların rahatlıkla sevip, okşandığı ve özellikle bu işleri yapmamızdan keyif aldıkları yaşları vardır. Bu yaşlar çabukça geçer gider. Bir süre sonra artık aileler ilgi için onların peşlerinden koşmaya başlarlar.

Bebek yürümeye başladığında annesinin elini tutmadan kalmaya çalışır. Yürümeye başladığını gördüğünde hızlı hızlı gider. El tutmadan gitmek ister. Gençlik dönemine geldiğinde kendini sevdirmez, ayrı gezmek ister. Siz onu bir yerlere götürmeye çalıştığınızda gelmek istemez. Bu sevimli ve keyifli yaşların kıymetini bilmemiz gerekir. Çocuğunuzu yemek için masaya oturtup bekleyen, "yemek niye geç geldi" diye bağıran bir çocuk olarak yetiştirmeyin. Yemek konusunda o da size sofrayı kurarken ve kaldırırken yardım etsin. Sorumluluk alsın. Sofrada onun da tuzu olsun. Kendi tuzuyla övünsün. Sofranın değerini bilsin. Örneğin babalar sofrada ve evde özellikle erkek çocuklarına iyi örnek olmalıdırlar. Çocuklar sofranın birlikte bir emekle hazırlandığını bilmelidirler. Sofradaki yiyeceklerin hazırlanışını bilmeli ve görmelidirler. Hatta yağ, peynir, yoğurt gibi besinlerin nereden, nasıl sofraya gelene kadar ne gibi evrelerden geçtiklerini bilmelidirler. Sofrada aile bireyleri sohbetler etmelidirler. Sofrada kimse birbirine "bitir de yıkayacağım" dememelidir. Yemek saatinin ailenin tüm bireylerinin bir arada olduğu zevkli saatlerden oluştuğu çocuğa anlatılmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.