1. YAZARLAR

  2. Alanur ÖZALP

  3. İştahsız çocuklar -2-
Alanur ÖZALP

Alanur ÖZALP

PSİKOLOG GÖZÜYLE

İştahsız çocuklar -2-

A+A-

Yemek yerken hafif müzik çalmak keyifli olabilir. Öğün aralarında ufak bisküvi, şeker, çikolata verilebilir. Fakat miktarlarını ayarlamalı, bu gibi yiyecekleri vermek abartılmamalıdır. Pek çok çocuk annesinin yaptığı köfteyi değil hazır hamburgeri tercih edebilir. Bu konuda olumsuz tepki gösterilmemelidir. Çünkü bu tip gıdalar şoklandıkları için gerçekten çok lezzetlidirler. Gereksiz alınganlıklar çocuğunuzu korkutup mutsuz edebilir. Yemek saatlerini mutlu ve keyifli bir hale getirmelisiniz. Çocuğunuzla keyifli saatler geçirdiğiniz, konuştuğunuz günün en mutlu saatleri yemek saatleridir. Bu saatler "yemeği bitir de sofradan kalkalım" işkencesi haline dönüşmemelidir. Yemek konusunda çocuğunuzu hiçbir şeyle korkutmayın ona yapamayacağınız sözler vermeyin. Örneğin "yemeğini yersen hafta sonu seni tiyatroya götürürüm" gibi bir konuşma hiç işe yaramaz. Hatta çocukla sizin aranızı açar. Çocuklar hafta sonunu anlamakta veya beklemekte zorlanırlar. Sizin ona yalan söyleyip kandırdığınızı sanabilirler. Daha sonra ona söylediğiniz hiçbir şeye inanmazlar ve size olan güvenlerini kaybederler.

Çocukların koşup oynamalarını sağlamazsanız, yediklerini sindirmezler. Sağlıklı kasları olan çocuklar daha sağlıklı olurlar. Pek çok aile çocukların koşup oynamasına izin vermez. Düşüp bir yerini yaralayacağından korkar. Bu tür korkular çocuğun ya sinirli, agresif olmasına sebep olur ya da korkan ve bunun sonucunda da sormadan kendi başına hiçbir iş yapamayan çekingen, pasif, girişimci ruhu törpülenmiş bir çocuk olmasına sebep olabilir.

Sofranın değeri

Hareket eden, oynayan bir çocuğun kasları gelişir ve sağlıklı büyür. Arkasında tabakla annesinin kovaladığı veya düşecek diye sürekli otur, kalkma, elleme, tutma denilen çocuklar mutsuz, inatçı, özgürlükleri kısıtlanmış çocuklar olurlar. Onlar ya ailelerini mutlu etmek için koşup oynamazlar fakat bu defa da kendilerini istediklerinin yapamadıklarını için mutsuz olurlar. Bu farklılıktan çocuklar zarar görürler. Kimi memnun edeceklerini şaşırırlar. Onlar için hayat gittikçe zorlaşır. Çocukların rahatlıkla sevip, okşandığı ve özellikle bu işleri yapmamızdan keyif aldıkları yaşları vardır. Bu yaşlar çabukça geçer gider. Bir süre sonra artık aileler ilgi için onların peşlerinden koşmaya başlarlar.

Bebek yürümeye başladığında annesinin elini tutmadan kalmaya çalışır. Yürümeye başladığını gördüğünde hızlı hızlı gider. El tutmadan gitmek ister. Gençlik dönemine geldiğinde kendini sevdirmez, ayrı gezmek ister. Siz onu bir yerlere götürmeye çalıştığınızda gelmek istemez. Bu sevimli ve keyifli yaşların kıymetini bilmemiz gerekir. Çocuğunuzu yemek için masaya oturtup bekleyen, "yemek niye geç geldi" diye bağıran bir çocuk olarak yetiştirmeyin. Yemek konusunda o da size sofrayı kurarken ve kaldırırken yardım etsin. Sorumluluk alsın. Sofrada onun da tuzu olsun. Kendi tuzuyla övünsün. Sofranın değerini bilsin. Örneğin babalar sofrada ve evde özellikle erkek çocuklarına iyi örnek olmalıdırlar. Çocuklar sofranın birlikte bir emekle hazırlandığını bilmelidirler. Sofradaki yiyeceklerin hazırlanışını bilmeli ve görmelidirler. Hatta yağ, peynir, yoğurt gibi besinlerin nereden, nasıl sofraya gelene kadar ne gibi evrelerden geçtiklerini bilmelidirler. Sofrada aile bireyleri sohbetler etmelidirler. Sofrada kimse birbirine "bitir de yıkayacağım" dememelidir. Yemek saatinin ailenin tüm bireylerinin bir arada olduğu zevkli saatlerden oluştuğu çocuğa anlatılmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.