1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Osman Erk

  3. İçtiğimiz sular ne kadar sağlıklı?
Prof. Dr. Osman Erk

Prof. Dr. Osman Erk

İçtiğimiz sular ne kadar sağlıklı?

A+A-

Su, en çok toksin (zehir) içeren kaynaklardan biridir. Endüstriyel kimyasalların yanı sıra zirai tarım ilaçları, atıklardan kaynaklanan toksinler kanalizasyon sulan ve petrol ürünleri sulan kirletmektedir. Sadece içmek değil sıcak su ile duş almak bile toksik ve uçucu klor gazının ortaya çıkmasına yol açabilir. Şebeke suyu sağlıklı olmak zorundadır, iyi bir çözücü olan suyun renksiz, kokusuz olması; temel mineralleri (kalsiyum, magnezyum, sodyum gibi) ihtiva etmesi; hastalık yapıcı mikroorganizmaları barındırmaması; ağır metal, kimyasal toksik maddeler, nitrat ve nitrit gibi organik maddeler içermemesi gerekir. Su kaynakları çevreden gelen pek çok toksik etkiye açıktır. Su en fazla kirlenmiş ve toksin içeren kaynaklardan biridir. Pek çok çevresel etken sulan kirletmektedir. Endüstriyel kimyasallar, zirai tarım ilaçları ve petrol ürünleri gibi toksik bileşiklerin yanı sıra suları dezenfekte etmek için suya katılan kimyasal maddeler de insan sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Klordaki tehlike

Sudaki zararlı mikroorganizmaları öldürmek için suya katılan klor ve klorun sudaki organik maddelerle birleşmesi sonucu ortaya çıkan "trihalometan" adlı kimyasallar toksik (zehirli) ve kanserojendir. Klor güvenli ve sağlıklı olduğu için değil, ucuz olduğu için tercih edilmekte, bu özelliği nedeniyle yerel yönetimler tarafından bol bol kullanılmaktadır. Ozonlama ve UV yöntemleri çok daha sağlıklı olmasına rağmen pahalı olduğu için tercih edilmemektedir. Klor ve klorun sudaki diğer organik maddelerle birleşmesiyle ortaya çıkan trihalometanın alerjik ve kanserojen olduğu ileri sürülmektedir. Zira yağ dokusunda birikici özelliği vardır ve yavaş yavaş olumsuz etkileri ortaya çıkacaktır. Çalışmalarla klorlu şebeke suyu kullananlarda, kullanmayanlara göre kanser riskinin arttığı istatistiki olarak gösterilmiştir.

Çocuk mamaları florür içermeyen suyla yapılmalı

Florür diş çürüklerini önlemek için suya katılan diğer bir kimyasaldır. Florürün tiroid bezinde hormon yapımını sağlayan enzimleri bloke ederek guatr ve hipotiroidiye yol açtığı, kemiklere yerleşerek osteoporoz ve kemik kanserine neden olduğu ileri sürülmüştür. Milyonda bir parça seviyesindeki florür içeriğinin güvenli olduğu Amerikan Ulusal Araştırma Konseyi tarafından rapor edilmiştir. Florürlü diş macunları; florürlü diş cilalama yöntemleri; yiyecek, içecek ve çay gibi florürden zengin gıdaların diş çürüklerini önlemede yeterli olduğu, florürün artık içme sularına eklenmesine gerek olmadığı düşünülmektedir. Amerikan Diş Sağlığı Birliği çocuk mamalarının florür içermeyen su ile yapılmasını, iki yaşından küçük çocukların florürlü diş macunu kullanmaması gerektiğini önermektedir. Florürlü diş macunları kullanırken dikkatli olunmalı, az miktarda diş macunu kullanmalı, diş macunları asla yutulmamalı ve ağız bol su ile çalkalanmalıdır.

Sadece içmek değil sıcak su ile duş almak bile toksik ve uçucu klor gazının ortaya çıkmasına ve vücuda absorbe edilmesine neden olabilir. Duşlarda kömür filtreleri kullanılması, duş suyu 42 dereceye ulaşınca ortaya çıkan bu toksik gazların oluşumunu engelleyebilir.

Arseniğe de dikkat

İçme sularındaki diğer bir toksik madde arseniktir. Arsenikli endüstriyel atıklar suya, havaya ve toprağa geçtiği için toprak, doğal su kaynakları ve denizler belirli oranlarda arsenik içerebilir. Suya florür katmak için kullanılan kimyasal maddeler de ayrıca arsenik içermektedir. Arsenik halen cam endüstrisinde kullanılabilmektedir. Arsenikli antibiyotikler özellikle kümes hayvanlarına hem de çiftlik hayvanlarına verilebilmektedir. Bu antibiyotikler hayvanların etlerinin daha doygun, pembe ve çekici görünmesini sağlamaktadır. Dünyanın pek çok ülkesinde içme sularında arsenik, toksik düzeydedir. Arjantin, Tayvan, Kore, Çin, Hindistan, gibi ülkelerde ve ülkemizde İzmir, Kapadokya ve Kütahya yörelerinde içme sularında toksik düzeyde arsenik bulunabilmekte ve arıtma işlemleri yapılmaktadır. Arsenik ayrıca tekstil boyalarında, mürekkepte, dudak boyalarında, çocuk oyuncaklarında (Çin menşeili) ve ahşap koruyucuların bileşiminde bulunmaktadır. Doğada var olan ve zararsız olduğu bilinen organik arsenik, tavuk ve morina balığı gibi hayvanların karaciğerlerinde inorganik ve zehirli biçime dönüşebilmektedir. Arsenik kanserojen bir zehirdir ayrıca birçok deri hastalığı, nörolojik hastalığa, kardiyovasküler hastalığa yol açtığı bilinmektedir.

Şebeke Sularını arıtan alüminyum Alzheimer ve Parkinson'u tetikliyor. Şebeke sularının tortulaşmasını ve organik maddelerden arınmasını sağlamak için sulara eklenen alüminyumda toksiktir. Alüminyum özellikle Alzheimer, Parkinson ve ALS gibi hastalıklara yol açtığı düşünülen bir nörotoksindir. Gübre ve gübre şerbeti şeklinde toprağa verilen nitratlı bileşikler, hayvansal atıklar su kaynaklarına karışabilmektedir. Suda bulunan mikroorganizmalar nitratı nitrite dönüştürmektedir. Nitratlardan türeyen nitrosaminler ise güçlü kanserojen etkiye sahiptir. Bu toksik ve kanserojen bileşikler dışında sularda benzen, radon gazı, dioksinler gibi birçok toksik ve kanserojen madde daha bulunabilmektedir.

Diyabete bile neden olabiliyor. Suların dağıtılarak evlere ulaşımını sağlayan su boruları ve su tanklarından dökülmeler sonucu yapılarında var olan kurşun, kadmiyum, bakır, asbest, çinko, demir, nikel gibi ağır metaller de sulara bulaşabilir. Bu ağır metaller insülin direnci ve diyabete neden olabilirler. Meyve suları ve diğer içecekler genellikle musluk suyundan yapıldığı için bu toksik bileşikleri barındırma ihtimalleri mevcuttur.

Önceki ve Sonraki Yazılar