1. YAZARLAR

  2. Hakan Paksoy

  3. Hukuk da mı güncellenecek(!)
Hakan Paksoy

Hakan Paksoy

Hukuk da mı güncellenecek(!)

A+A-

Bölgemiz 20'nci yüzyılın başındaki gibi olaylara sahne oluyor. Enerji kaynakları ve kesişen medeniyetlerin karşılaşması, bölgeyi dünyanın merkezi halinde tutuyor. Vekâlet savaşları her an asalet savaşlarına dönüşebilme tehlikesini taşımakta. Çünkü böyle bir durum Üçüncü Dünya Savaşı anlamına gelmekte. Bu durumda ateş büyük bir yangına dönüşecek ve bugünkü hâliyle bile bizi bunaltan sıcaklık, daha da sıkıntıya sokacaktır.

Bu kadar büyük tehlikenin yanı başımızda yaşanıyor olması bizim birtakım tedbirler almamızı zorunlu kılıyor. Bunların en başında geleni Türk Milletini birlik ve beraberlik içinde tutmamız gerekliliğidir.

Birliğin şartlarından en önemlisi hukukun üstünlüğü ve kanun hâkimiyetidir. Fakat yaşananlar her geçen gün hukukun üstünlüğünün üstünlerin hukuku hâline gelmeye başladığını göstermekte, kanunlara ve yargıya güven gitgide kaybolmaktadır.

Bu düşüncemizin ne kadar doğru olduğu, Cumhurbaşkanı'nın 9 Ocak'ta Cumhurbaşkanlığı Sarayında yaptığı konuşmada kendini göstermiştir.

Cumhurbaşkanı konuşmasında bir kadına yapılan asitli saldırı ve davasının sonucu üzerinden verdiği örnek ve vardığı hüküm, Türkiye'nin yaşadığı sorunu ortaya koymaktadır. Konuşmanın bu bölümünde:

"İşte geçenlerde bir olay daha yaşadık bir namussuz, bir alçak meşru olmayan bir yaşamla maalesef bir kıza onunla beraber yaşıyor neyse asit veya kezzap yüzüne atıyor ve tabii bir göz gidiyor. Mahkemenin verdiği ceza ortalama söylüyorum 13 yıl. Şimdi tabii ben soruşturuyorum, bana verilen cevap şu: Kanunun diyorlar en yüksek oranı bu. Şimdi ben de diyorum ki, bunu da bizim getirdiğimizi söylüyorlar. Ben de diyorum ki arkadaşlara, arkadaşlar siz niye kanun diyerek bize böyle bir cevap yolunu buluyorsunuz? Ben kanundan bahsetmiyorum, ben haktan bahsediyorum, hukuktan bahsediyorum, adaletten bahsediyorum. Siz burada hakkı arayacaksınız, hukuku arayacaksınız, adaleti arayacaksınız. Böyle bir olay kendi kızının başına gelmiş olsa orada bu olayı nasıl değerlendirirsin? Kanunlara mı bakacaksın, yoksa böyle bir hak olur mu, böyle bir adalet olur mu buna mı bakacaksın? Onun için buradan ben tüm yargı dünyasına da sesleniyorum, bu kanunların sayfaları arasındaki maddelere değil, vicdanınızın sesine lütfen kulak verin. Adaletin tecellisini hakta, hukukta arayın. Her zaman söylüyorum, benim yolum kanun yolu değil, hukuk yoludur. Hukuk eşittir kanun değildir, bir defa bunu iyi anlamamız lazım." ifadeleri yer alıyor.

Bu sözlerin sahibinin Cumhurbaşkanı olması ve hem de yeni sistemde sadece sözünün bile kanun gücündeki etkisi düşünüldüğünde içinde bulunduğumuz hâl daha iyi anlaşılmaktadır. Hakkında konuşulan dava süreci de hâlen sonuçlanmamıştır. Sadece yerel mahkemenin kararı üzerine konuşulmaktadır.

Kanun ve hukuk, eşittir devlet...

TDK Türkçe Sözlük kanunu "yasa ve geçerli olan kural" olarak tanımlıyor. Hukuk için de beş tanımı var ama konumuz açısından bizi üçü ilgilendiriyor. "(1) Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, (2) Bu yasaları konu alan bilim, (3) Haklar."

Devlet, milletin bir arada yaşamasını yöneten nizam, bu nizamı da oluşturan anayasa, kanunlar ve bu kanunlara dayanarak çıkarılan ikincil mevzuat olarak yönetmelikler, tüzükler, genelgeler... Devlet nizamını ayakta tutan da adalet yani yargı. Yargıyı çalıştıran yasama yani kanun yapıcı. Yasamayı oluşturan da millet. Yani kanun(lar) insan(lar)ın sözleşmesi ve uyacağını zımnen beyan ettiği kurallar.

Millet görevini geçerli kurallar içinde yapıyor ve vekillerini seçiyor. Meclis de Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi değişikliğine kadar Türk Milleti adına yasama görevini tamamını yerine getirdi. Cumhurbaşkanı'nın söylediklerine baktığımızda yapılan yasaların eksikliği veya yanlışlığı söz konusu. O halde son yıllarda yapılan referandumlar ve seçimlerin meşruiyetini kaybettiği düşünülebilir. Yok, sadece ceza hukuku üzerine konuştu ve bugünkü yasayı değil de farklı bir hukuku, mesela kıyası kastettiyse, bu da başlı başına bir tartışma konusu. İlim, fikir ve siyaset insanlarının, Cumhurbaşkanlarının bu sözleri üzerinde değerlendirmeleri gerekmektedir. Ki bu hususta çok değerli hukuk âlimi Prof. Dr. Kemal Gözler önemli makaleler yazmakta.

Mahkeme de görevini yapıyor. Yargıç kararını oluştururken önce kitaba yani kanuna, yazılı olan kurala bakmak durumunda. Kanunda bulamadığı hususlarda daha önce verilmiş kararlara yani içtihada, orada da olmadığı hâllerde gelenek, anane ve vicdanına göre davranmak durumunda. Dolayısıyla hâkim, kanuna ve vicdanına göre karar vermektedir.

Hukuk, haklar anlamındadır ve kanunlar bu hakları düzenlemektedir. Hakların sınırlarını insana bıraktığınızda, herkes kendine göre bir tarif yapacak, yaptıklarını da meşruiyet zeminine oturtacaktır. Böyle olduğunda da ihkak-ı hak denilen herkesin kendi hakkını arama gündeme gelir. Ki bu kaos demektir, toplumun bir arada yaşama kabiliyetini kaybetmesi demektir. Son yıllarda her geçen gün artan kadın cinayetleri, sokak çatışmaları, kavgalar, trafik tartışmaları... hepsi de bu şekildedir.

Hem yasa yanlış ya da yeterli değilse bunu düzeltecek olan hâkim değildir. Bir yanlışlık varsa, düzeltme görevi de, bunun çok ağır olan sorumluluğu da ona ait değildir. Herkes kendi görevini, sınırları içinde yaptığı takdirde devlet millet ailesinin babalığını yapabilir. Aksi takdirde aile dağılır. Bugün ülkemizde yaşanmakta olan da budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.