1. YAZARLAR

  2. Nuri Kayış

  3. Her dört saatte bir cinayet
Nuri Kayış

Nuri Kayış

Her dört saatte bir cinayet

A+A-

Bizim medya kadına yönelik şiddet konusunda haklı olarak çok duyarlı.

Öldürülen ve darp edilen kadınlarla ilgili haberler televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında ayrıntılı biçimde yansıtılıyor, sorunun çözümü için yapılması gerekenler sık sık masaya yatırılıyor.

Ama medyamız bu konuda gösterdiği duyarlılığı iş kazası sonucu ölümlerle ilgili göstermiyor ne yazık ki.

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi'nin (İSİG Meclisi) belirlemelerine göre, ülkemizde geçen yıl 2427, bu yılın ilk 6 ayında ise 1155 işçi çalışma sırasında uğradıkları kazalar sonucu hayata veda etti.

Yani, her 4 saatte 1 işçi geçirdiği kazada ölüyor.

Üzerinde ciddi ciddi durulması gereken vahim bir tablo bu.

Soruna çözüm için İSİG Meclisi'nin şu tespitlerini göz önüne alarak yola çıkmak gerekiyor:

"Bütün iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Bu nedenle yaşanan ölümler iş kazası olarak değil iş cinayeti olarak tanımlanmalıdır.

Çalışma ortamında işçilerin ölümünün, sakat kalmasının, psikolojik ve fizyolojik sağlıklarını kaybetmelerinin gerçek nedeni, emeği sadece artı değer elde etme aracı olarak gören, emekçiyi bütünsel bir insan olarak kabul etmeyen Kapitalist sistemdir."

 

HER ŞEY CENTİLMENCE OLMALI

Prof. Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne atanması yoğun protestolara ve tartışmalara neden olmuştu.

Bu nedenle görevden alınması, üniversitenin rahatlaması, eğitim-öğretim ve bilim faaliyetlerine yeniden dönmesi açısından doğru kabul edilebilir.

Ama burada da bir yanlışlık yapıldı.

Bulu, görevden alınacağını bilmiyordu.

İnternet sitelerinde yer alan "Görevden alındı" haberlerini sosyal medyada yazdığı mesajlarla yalanladı.

Neden sonra hakkındaki kararnamenin Resmi Gazete'de yayınlandığını öğrendi.

Devlet hizmetinde her şey centilmence olmalı.

Bulu'ya, o kararnamenin yayınlanacağını bir telefonla bildirmek, bundan sonraki çalışmalarında başarılar dilemek çok mu zordu? 

 

AYDEMİR'İN DARBELERİ

15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin önlenmesi sırasında kahramanlık gösterenleri, hayatlarını kaybedenleri bir kez daha saygıyla andık geçenlerde.

Keşke yakın tarihimizde önlenen iki ayrı darbenin kahramanlarına da aynı özeni göstersek, onları da anabilsek.

Hatırlatayım:

22 Şubat 1962...

Harp Okulu Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir, 27 Mayıs darbesinin amacına ulaşmadığını, demokrasiye erken dönüldüğünü belirterek okuldaki öğrencilerle birlikte darbe yapmaya kalktı.

Başbakan İsmet İnönü'nün kararlı tutumu ve ordunun kilit görevlerindeki komutanların karşı çıkmasıyla bu girişim önlendi.

Aydemir'e ceza verilmedi, sadece emekliye sevk edildi.

20-21 Mayıs 1963 tarihlerinde Talat Aydemir, harp okulu öğrencileri ve ordu içinde kendisini destekleyenlerle birlikte yine darbe yapmak istedi.

Bu ikinci darbe girişiminin bastırılması sırasında hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu.

Aydemir ile Süvari Binbaşı Fethi Gürcan yargılandı ve ikisi de idam cezasına çarptırıldı.

Cezalar 1964 yılında infaz edildi.

 

HAYAL KIRIKLIĞININ RESMİ

Nazım Hikmet, Küba'da Komünizmin egemen oluşunu coşkuyla karşılamış, o ünlü "Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" dizesinin yer aldığı şiiri bu nedenle yazmıştı.

Büyük şair, Komünist rejime karşı Küba'da binlerce kişinin ardı ardına protesto yürüyüşleri yapıp işsizlikten ve pahalılıktan yakındığı bugünleri görseydi, ressam arkadaşına şöyle mi seslenirdi acaba:

"Sen hayal kırıklığının resmini yapabilir misin Abidin?"

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.