1. YAZARLAR

  2. Halim Bahadır

  3. Hayatı nasıl yaşadıysa sözü de öyle yazdı…
Halim Bahadır

Halim Bahadır

Hayatı nasıl yaşadıysa sözü de öyle yazdı…

A+A-

Dostlara selam… 24 yıl kadar önce köşe yazmaya başlamamdan birkaç ay sonra, bir okurum bir fotoğraf gönderdi. Fotoğrafta, kendisine dert yanan bir köylüyü can kulağıyla dinlerken görülüyordu Atatürk

Ve okurum fotoğrafın altına şimdi anımsayabildiğim kadarıyla mealen şöyle bir not iliştirmişti:

"Hocam Mustafa Kemal Atatürk'ü her alanda örnek almalıyız bu hayatta. Lütfen siz de insanları onun gibi böyle can kulağıyla dinleyiniz."

Atatürk'ün o halini ne zaman gözümün önüne getirsem göz pınarlarım ıslanmıştır. Onun, halkına o eşine az rastlanır saygısı ve dikkati her zaman kulağıma küpe olmuştur. Ve tabii ki, okurumun uyarısını da asla kulak ardı etmedim, bunca yıllık yazı serüvenimde…

Bir şeyi daha dikkate aldım bu süreçte… Yine o zamanlara denk geliyordu sanırım. Ünlü ABD'li aykırı yazar Charles Bukowski, bir başka önemli meslektaşının yazı hayatını değerlendirdiği bir yazısında şöyle demişti:

"John Fante, hayatı nasıl yaşadıysa sözü de öyle yazdı: Yalın, cesur ve yürekten…"

Atatürk gibi dinlemeye ve Fante gibi yazmaya çalıştım uzun yıllar. Ve sağ olsunlar okurlarım anladı beni. Desteklediler. Yazılarıma ve kitaplarıma sahip çıktılar. Kendilerinden gördüler. Birlikte dertlendik, birlikte keyiflendik. Birlikte hüzünlendik. Doğrudan şaşmamaya çalıştık. Önce gerçeğin namusu dedik, yorum ise ondan sonra gelecekti. Olayı ortaya koy ve sonra yorumla. İlkem her zaman için bu oldu. Ve bu ilkeye becerebildiğimiz kadar sadık olmaya çalıştık.

Bazen kendimi anlatırken okurlarımı anlatmış oldum. Bazen onları anlatırken içimin derinliklerinde o ana kadar farkında dahi olmadığım bir şeyler keşfettim. Ünlü bir komedyen, başarısının sırrını açıklarken, "Biz izleyicimizle birlikte yapıyoruz işimizi, onları işin içine katıyoruz" diyordu. Ki, adam sonuna kadar haklıydı. Ben de yazıyı öyle düşündüm. Okurlarla birlikte inşa edilmeliydi yazı. Okur kendini yazının içinde, oralarda bir yerlerde ya da yazının tamamında bulmalıydı. Bulursa seninle kalır, bulamazsa giderdi…

Bu ufak girizgahtan sonra, demem o ki, artık buradayım…

Haftada en az bir yazı olmak üzere, olaylar ve içimizde yaşananlar ne kadarını emrediyorsa konu etmeye çalışacağım. Bazen haftada bir, bazen iki, üç, beş, artık ne kadar gerekiyorsa birlikte olacağız. Bazen uzun bir yazı, bazen kısa bir anlatım olacak. Arada bir ilginç bulduğum bir resmin altına birkaç satır yazarak çıkacağım karşınıza. Her zaman olduğu gibi hayatın ta kendisini paylaşacağız. Yalanı, dolanı, hilesi hurdası olmayan, eğip bükülmeyen, çıkar amacı gütmeyen, yüreğin ortaya konduğu bir mecra olacak burası…

Günlük politik çekişmelerin uzağında kalacağız olabildiği kadarıyla. İnsanı kaale alacağız her şeyden önce. Sıradan insanın hayat karşısındaki hallerini anlatacağız, olabildiğince saygılı bir dille.

Evet, sevgili dostlar… İlk günümüz böyle yeniden tanışma faslı gibi olsun istedim.

Ve bundan böyle, yine hayatı nasıl yaşıyorsam, sözü de öyle yazmak üzere…

Yalın, cesur ve yürekten…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum