1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Hangisi 'tarihe ihanet?'
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Hangisi 'tarihe ihanet?'

A+A-

AKP sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 1934'te altında Atatürk'ün imzasının da bulunduğu Ayasofya'yı müzeye çeviren kararı 'tarihe ihanet' olarak nitelemesine yönelik tepkileri değerlendirirken, "Cumhurbaşkanımızın sözlerinin Türkiye'nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e karşı olması düşünülemez" dedi.

Peki neden böyle bir şey düşünülüyor? Muhalefetin ve kamuoyunun tepkisi art niyetli miydi? Elbette değil. Erdoğan'ın ifadesi gayet anlaşılabilir yalınlıkta…

Asıl düşünülemeyecek olan ise, Atatürk'ün tarihe ihanet etmiş olabileceğidir. Atatürk ve o dönemki Bakanlar Kurulu, Ayasofya'yı müzeye çevirirken nasıl tarihe ihanet ettiler? Ayasofya'nın tepesine haç mı diktiler? Ayasofya'yı Türkiye'nin bir mülkü olmaktan mı çıkardılar?

Kaldı ki, Ayasofya'nın ibadete açılmasının "86 yıllık esarete son verildi. Taş adam eriyor, tükeniyor…" çığlıkları atan Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının, güç ve gövde gösterisine dönüştürenlerin nereden cesaret aldığı da ortada…

"Atatürk'ün 'Ayasofya'ya zincir vurulmasın' hamlesi!" başlıklı yazımda, Atatürk'ün haçlı zihniyetinin Ayasofya üzerindeki emellerine set çekmek için bu mabedi müzeye çevirme hamlesinde bulunduğunu ortaya koymuştum. Ayasofya'nın ibadete açılması da bir hamle.

Öyle ki Atatürkçü Düşünce Derneği'nin konu ile ilgili yaptığı açıklamada bu hamlenin niteliğini ortaya konularak şöyle deniliyor; "Bugün, siyasal dinci bir sistem inşa edilmiştir. Milletimizin samimi ve temiz inançları sömürülerek siyaset yapılmaktadır. Kutsallarımız, dini inançlarımız hiçbir siyasi partinin tekelinde değildir.

Din adına siyasetçilerin konuşması kabul edilemez… Ayasofya'nın ibadete açılması, asıl mesele değildir.

Asıl mesele; Atatürk'ün kurduğu ulus devlet modelinin tasfiye edilmesidir… Asıl mesele, hukukun siyasete alet edilmesidir. Asıl mesele, ekonomik krizdir. Asıl mesele, işsizliktir. Asıl mesele, Ayasofya üzerinden, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapılmasıdır. Bu durum; rahatsız edicidir, kaygı vericidir, düşündürücüdür…"

İktidar bu açıklamada belirtildiği gibi, hem kavgalı oldukları Atatürk ve Cumhuriyet'e karşı yeni bir hamlede bulundu hem de yaklaşan ya da olası bir erken seçim arifesinde gündem değiştirdi.

Bir taşla iki kuş! Muhalefet açısından da bu işe karşı çıkmanın, "din düşmanı" edebiyatına uğramak gibi bir bedeli var ne de olsa…

Ayasofya'da ilk Cuma namazının Lozan'ın 97. Yıldönümü'nde gerçekleşecek olması da manidar ayrıca. Eğer, rövanşist duygularla bu tarih seçilmişse hatırlatalım; Lozan'da masada çarpıştığımız emperyal devletler, Tekli Hukuk Sistemi'ne karşı çıkarak, Osmanlı'nın Çoklu Hukuk Sistemi'ni istemişlerdir. Aynı Çoklu Hukuk Sistemi, yani Çoklu Baro, Lozan'da bize biçilen bir kaftandır… Acaba sizce tarihe ihaneti hangi kefeye koymamız gerekir? Ayasofya'ya mı, çoklu baroya mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.