1. YAZARLAR

  2. Erol Sunat

  3. Hal hatır ekibi!
Erol Sunat

Erol Sunat

Hal hatır ekibi!

A+A-

Sancaktepe Prof. Dr. Feriha Öz Hastanesinin koronalı hastaların yalnızlığına bulduğu hoş bir çare var. "Hal hatır ekibi." Hastaların yalnızlığına çare olan, yalnız değilsiniz, kimsesiz değilsiniz, yanınızdayız dedirten, sıcacık, sevgi dolu bir dokunuş.

O dokunuşlar, hayata dönmek kadar, hayata tutunmak kadar, morallerin yerine gelmesi kadar kıymetli ve değerli. Hal hatır ekibine ve ekiplerine sadece koronalı hastaların değil toplumumuzun her kesiminin ihtiyacı var. Toplum olarak bizlerden esirgenen, halimizi hatırımızı sormanın bu güzel örneği dileriz, başta siyasetimiz olmak üzere hepimizin gözünü açar! Bugüne kadar gözünü açması gerekenlerin gözünü açmadı, bundan sonra hiç ümidim yok diyenlerin karamsarlığına ise hemen her yerde şahit olabilirsiniz!

Acı ve yalnızlığın gölgesi üzerimize çöktü çökeli, yalnız kaldık, yalnız bırakıldık, bile bile umursanmadık, bir başımıza yalnızlığa terk edildiğimiz günleri yaşıyoruz.

Bunları anlayanlarımız var, anlamamakta ısrar edenlerimiz var, suçu taksiri kadere yükleyip boş verenlerimiz var! Virüsün gölgesi üzerimizde, derman yok, merhem yok, aşı yok, hepsinden vazgeçtik, nasılsınız, iyi misiniz diye hal hatır soranımız yok! Üstelik Ramazan ayında ve bayrama sayılı günler kala…

Hal hatır ekibi, iyiden iyiye çirkinleşen, bencilleşen, kendinden başkasını düşünmeyenlerin öne çıktığı ülkemizde olması gerekeni, yapılması gerekeni gösteren örnek bir davranış.

Bir hastane bunu başarabiliyorsa, siyasetimiz ve siyasilerimiz hayda hayda bunun üstesinden gelebilmeliydiler!

 

*****

Yunus Emre, yüzlerce yıl ötesinden sanki böyle günleri görüp de söylemiş. 

Diyor ki, "Ecel büke belimizi / Söyletmeye dilimizi / Hasta iken halimizi / Soranlara selam olsun."

Ecel belimizi büktü, ölümle yüz yüze geçirilen günlerin, ayların ve mevsimlerin tam ortasındayız.

Hasta iken halimizi soran var mı?

Tam kapandık, aç mısın, tok musun, bir şeye ihtiyacın var mı diye arayan var mı?

Hayatı, Ramazanı, bayramı, derdi, elemi, kederi hülasa ne varsa her şeyi sığdırdık eve, ev lebalep doldu, o evlerde bize dahi yer kalmadı, bilen var mı?

 

*****

Hz. Mevlânâ, "Hadi yaramı sarmaya merhemin yok. Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?" diyor.

Sözüm ona güya gönül alacaklar ya, devrilen çamların, yıkılan köprülerin haddi hesabı yok! Gaflar, rakamlarla ve yalanlarla karışık!

Eskiler felek vurdu taş ile derdi…Ah felek zalim felek diye başlayan şarkılarla feleğe atıfta bulunurlardı.

Şimdi vuran vurana…Enflasyonla vuranı mı istersiniz, virüs ve salgınla vuranı mı?

Üstelik bu vuranlar başımızı, kolumuzu-kanadımızı dağlara taşlara vura vura paramparça etti, attı meydana.

Bize en çok koyan, kalbimizden yani can evimizden vurulmak. Vuran, sevgiyle vurdu, güvenle vurdu, itimatla vurdu. Üstelik, yalandan da olsa gönlümüzü almaya tenezzül etmiyor!

 

*****

Hal hatır ekibini ve ekiplerini öncelikli olarak kim kurmalıydı bilir misiniz?

Siyaset! Seçimden seçime halimizi hatırımızı soran siyaset!

Açım, işsizim, emekliyim, faturalarımı ödeyemiyorum, dükkanım aylardır kapalı, ne algısına, ne vergisine yetişemiyorum diyenlerin yanında olması gereken siyaset! Çok mu zordu böyle bir ekip kurmak, çok mu zordu hal hatır sormak? Dert kaynayan tencerelerin yanında neden yoktu siyaset?

Fırsatçıların her felaketten para kazandığı, kazanmaya doymadığı bu günlerde yanmış, yıkılmış, virane olmuş gönüllerin yanında, neden değildi siyaset?

Hal hatır ekipleri kurdunda biz mi görmedik, biz mi duymadık siyaset?

Hava, "geçti Bor'un pazarı" havası. Zaman, belki bayramdan sonrası…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.