1. YAZARLAR

  2. Nuri Kayış

  3. Görevi devretmede bir zarafet örneği
Nuri Kayış

Nuri Kayış

Görevi devretmede bir zarafet örneği

A+A-

Başkanlık seçimini kaybeden Trump’ın görevi bırakmamak için yaptıklarını hayret ve dehşet içinde izledi tüm dünya.

Trump, keşke 1950’de seçimi kaybeden İsmet İnönü gibi davranabilseydi.

1945’te tek partili sistemden çok partili sisteme geçilmesini sağlayan Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İnönü, 1946’daki seçimde değil ama 1950’de yapılan seçimde DP karşısında ağır bir yenilgi aldı.

Ülkenin tek hâkimiydi. Ordu ve emniyet teşkilatı emri altındaydı. İstese seçim sonuçlarını kabul etmez, iktidarını sürdürürdü. Bu konuda telkinde bulunanlar da oldu.

Ama o kendisine yakışanı yaptı, sonuçları “En büyük yenilgim aslında en büyük zaferimdir” diyerek büyük bir olgunlukla karşıladı.

Şevket Süreyya Aydemir’in “İkinci Adam” kitabından özetleyerek nakledelim:

Seçim akşamı İnönü, Bakanlar Kurulu üyeleri ile partinin ileri gelenlerine Çankaya Köşkü’nde yemek veriyordu.

Yemek sırasında İçişleri Bakanı Emin Erişirgil zaman zaman salondan dışarı çıkıyor, seçim çevrelerinden aldığı haberlerle geri geliyordu. Son geldiğinde CHP’nin ülkenin büyük bölümünde kaybettiğini söyledi.

İnönü, bu haberi alınca hemen eşi, kızı ve bazı aile yakınlarının bulunduğu salona geçti.

Sakin görünüyordu.

Eşine şöyle seslendi:

-Mevhibe Hanımefendi, yarından sonra Çankaya’dan Ankara’nın merkezine otobüsle inmeye hazır mısınız?

Bu söz salonda bir şaşkınlık yarattı. Özellikle Özden Hanım, bundan bir şey anlamamış gibi babasının yüzüne bakıyordu.

Kendini ilk toplayan Mevhibe Hanım oldu:

“Hazırız Paşam, hazırız…”

Daha sonra Çankaya Köşkü’nden Pembe Köşk’e taşınma hazırlıkları başladı.

Seçimin ertesi günü, yani 15 Mayıs’ta İnönü, iktidarı devretmeye hazır olduğunu DP Genel Başkanlığına bildirdi. Fakat DP devir işini geciktirdi. Çünkü en iyimser isimleri bile seçimi kazanacaklarını tahmin etmiyordu. Hükümeti kurmaya o saat itibariyle hazır değildiler.

İnönü, Pembe Köşk’e taşınmalarından sonra yurt dışındaki oğlu Erdal’a 22 Mayıs 1950’de yazdığı mektupta şöyle dedi:

“ Sevgili Erdal’ım…

Evimize taşındık. İçinden hiç çıkmamış gibi bir rahatlık içindeyim.

Özden, Ömer, büyükannen, herkes vaziyeti iyi ve tabii karşıladılar, benim üzüntüye düşmemem için bütün hünerlerini kullandılar. Hepsinin kıymeti gönlümde bir derece daha artmıştır.

Seçimi fena nispette kaybettik. Bunun bin bir sebebi var.   Fakat en başta geleni değişiklik arzusudur. Bu da milletlerin hem masum, hem tabii arzularıdır.

En sıkıntılı zaman kaybedilmiş bir seçimden sonra geçen bir haftadır. Şimdi bu bitti.

İki gün sonra yeni cumhurbaşkanı ve hükümet seçilecektir. Saat 18.30’da ben yeni cumhurbaşkanını tebrik edeceğim.

Bu seçim, memleket için, hepimiz için şeref olmuştur. Taşıdığımız adla haklı olarak iftihar edeceksiniz.

Sağ ol, var ol, canım Erdal’ım.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.