1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Gıda enflasyonu artıyor
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Gıda enflasyonu artıyor

A+A-

Türkiye'de hayat pahalılığının büyük bir hızla arttığı, enflasyon oranındaki artışın açıklanandan çok daha fazla olduğu ve Türk Lirasının satın alma gücünün güneş görmüş kar gibi eridiği artık herkesin malumudur.

Doğru fiyatlar artıyor, hem de büyük bir hızla artıyor, lakin en fazla fiyat artışı da gıda kaleminde. Gıda kalemi çok önemlidir, olmasa da olur diyemeyeceğiniz, yaşamsal tüketim mallarını içerir. Bu ürünleri tüketememek yahut da daha az tüketmek zorunda kalmak sadece konfor ya da refahınızı azaltmaz, sağlık ve hatta yaşamınızı dahi tehlikeye sokar. Bu yüzden gıda enflasyonuna özellikle dikkat etmek gerekir. Eğer insanların geliri gıda fiyatlarındaki artış kadar artmazsa o ülkede yoksulluk değil, açlık ortaya çıkar.

Enflasyonun sebepleri malum, bunun bir ayağı paranın satın alma gücündeki düşüşken diğeri maliyetlerdeki artış veyahut arzdaki sıkıntılar olabilir. Gıdaya olan talep çok radikal bir şekilde dalgalanmaz, tam tersine öngörülebilir bir şekilde, nüfus artışı ile paralel olarak sakince artar. Gıda ürünlerindeki talep o ya da bu etki ile zaman içinde ürün bazında değişse bile toplam talep çok fazla değişmez. İnsanların tüketebileceği temel gıda miktarı bellidir, örnek olarak karbonhidrat tüketimini ele alalım bir insanın tüketebileceği karbonhidrat miktarı çok hızla değişmez, sadece karbonhidrat kaynakları arasındaki tercih değişir buğdaydan pirince ya da başka bir tahıl kaynağına yönelebilir. Bu yüzden temel talebi öngörmek nispeten kolaydır.

Fakat gıda ürünlerinde arz yönlü sıkıntıların ortaya çıkması ve gıda arzında beklenmedik dalgalanmalar her daim çok daha sık rastlanılan bir olaydır. Sonuçta hemen her türlü gıda ürünü bitki ya da hayvan  kaynaklı olmak üzere canlılardan elde edilir. Bu gıdaya konu canlıların, kuraklık, hastalık, insani kusurlar ve yahut da başka canlıların saldırısı gibi doğal fenomenlerden etkilenerek üretim miktarlarının değişmesi son derecede büyük bir olasılıktır. Üstelik dünya genelinde gıda üretiminin büyük bir kısmı doğa koşullarından fevkalade büyük ölçüde etkilenebilecek yol ve yöntemler ile yapılmaktadır. Beklenmedik koşul değişiklikleri gıda arzında sık sık önemli krizlere yol açabilmektedir.

Geçtiğimiz yılın başlarından beri dünyamızı kasıp kavuran pandemi yüzünden ortaya çıkan üretim ve lojistik aksaklıklar, birde iklim değişikliğinin getirdiği doğal koşulların değişmesi ile birleşince gıda ürünlerinde arz yönlü bir kriz ortaya çıktı. Bu gıda fiyatları tüm yerkürede yukarıya çeken önemli bir gelişme olarak karşımızda duruyor.

Diğer yandan bir çok devlet ne olur ne olmaz tedbirli olmak, önlem almak gerek düşüncesi ile gıda ürünlerinin ihracatına kotalar koymaya başladı. Bu alınan önlemler de bölgesel arz talep dengesizliklerini gidermenin önüne geçiyor ve arzın talebi karşılamakta yetersiz kaldığı bölgelerde gıda fiyatları daha da radikal bir şekilde artıyor.

Ayrıca pandeminin getirdiği ekonomik ve sosyal zorluklar ile baş edebilmek amacı ile  piyasaya sürülen muazzam miktardaki banknotun paranın satın alma gücünü düşürerek, enflasyonist bir etki yaratması da kaçınılmaz. Gıda fiyatları bu yüzden de artıyor. Eğer ücretlerdeki artış bu enflasyonist etkiyi ortadan kaldıracak miktarda olmazsa bu gelirinin daha büyük bir kısmını gıdaya harcamak zorunda olan düşük gelirli kitleleri çok ciddi bir yoksulluğa ve hatta yer yer de olsa açlığa sürükleyecektir.

Bu küresel gelişmelerden Türkiye'nin de etkilenmesi kaçınılmazdır. Özellikle de tohum, ilaç, mazot, gübre ve tarım araç gereçleri gibi tarımsal üretimin ana girdilerinde büyük ölçüde dışarıya bağımlı olan Türkiye'de tamamen finansal sebepler ile kurların artması yüzünden de maliyet ve sonuçta fiyat artışları kaçınılmazdır.

Türkiye'de ayrıca gıda üretimi ile uğraşan çiftçi ve besici aşırı borçludur, yüksek faiz ve aşırı borçluluk çiftçinin para kazanabilmesini engellemektedir. Eğer çiftçi zarar ettiği, para kazanamadığı için çiftini çubuğunu terk eder, bağını bostanını bozar, besicilikten vaz geçerse bu seferde çok büyük bir arz sıkıntısı ortaya çıkar!

Bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Biliyoruz ki iktidarın üretmezlerse nasılsa ithal ederiz gibi bir düşüncesi var. İthalat yapacak dövizin kasada olmadığını bir kenara koysak, borç harç da olsa ithal ederiz desek bile ülkelerin getirdiği yasaklar ve aldıkları önlemler kapsamında, ithalat yaparak arz eksikliğini gidermek gıda talebini karşılamak mümkün olmayabilir.

İktidarın hâlâ vakit varken böyle bir gıda krizine karşı önlem alması gerekmektedir, demedi demeyin sonra çok geç olur, iş işten geçer vatandaş aç kalır...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.