1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Gazeteciler dövülünce
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Gazeteciler dövülünce

A+A-

Geçtiğimiz hafta aynı gün:

Gazeteci Orhan Uğuroğlu 4 kişinin saldırısına uğradı, yetmedi araçla çarpıp kaçtılar...
KRT TV’de program yapımcısı ve gazeteci Av. Avşar Hatipoğlu 3 kişinin saldırısına uğradı...

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ 7 kişinin silahlı saldırısına uğrayarak yaralandı...

İktidara muhalefet eden, özellikle de Bahçeli ve MHP’nin politikalarını eleştiren bu üç kişinin eşgüdümlü olduğunu düşünmemizi gerektirecek bir şekilde saldırıya uğramış olması son derecede vahim bir olaydır.

Üç beş silahlı, sopalı adamın eşgüdümlü bir şekilde bir kişiye saldırıp dövmesi onlara itibar kazandırmaz, lakin demedi demeyin Türkiye’ye çok ciddi bir şekilde itibar ve güven kaybettirir!

Muhalif gazetecilerin ve siyasilerin organize grupların silahlı, sopalı saldırısına uğrayıp dövüldüğü bir ülkede, hiç kimse kendini emniyette hissetmez, böyle ülkelerde hiç kimse iş ve yatırım yapmayı düşünmez.

Üstelik bu bir istisna da değil çok yakın bir zaman önce gazeteci Yavuz Selim Demirağ da benzer bir şekilde saldırıya uğramış, arkadan sinsice yaklaşan 5-6 kişilik bir grup, sopalarla saldırmış ve yaralamıştı.

Sadece bunlar mı, ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu da saldırıya uğramış, sonrasında iktidar partisine mensup bazıları faille fotoğraf çektirerek, iltifat bile etmişlerdi.

Özellikle muhalif gazetecilerin ıvır zıvır suçlamalarla gözaltına alındığı, tutuklandığı yıllarca mapuslarda çürütüldüğü olayları zaten saymaya bile gerek yok, herkes biliyor. Türkiye bugün en çok gazetecinin tutuklu bulunduğu ülkelerden biridir.

Unutmayınız çok daha vahim olan ise bu ülkede, haince saldırılarda katledilen gazeteci ve aydınların listesinin uzunluğudur; bir ocak ayında sinsi bir saldırı ile kaybettiğimiz Uğur Mumcu başta olmak üzere Çetin Emeç, Abdi İpekçi, Hrant Dink, İlhan Darendelioğlu, İzzet Kezer, Namık Tarancı, Ümit Kaftancıoğlu, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu, Turan Dursun, Muammer Aksoy, Cavit Orhan Tütengil, Metin Göktepe ve Ahmet Taner Kışlalı bu isimler arasında ilk aklımıza gelenlerdir. 

Bütün bu aydınların ortak özelliği muhalif olmaları ve devletin içinde çöreklenmiş olduğu iddia ya da tahmin edilen birtakım organize suç yahut da terör örgütlerinin hedefinde olmalarıdır.

Bu yazıyı yazmak için uzunca bir süre, AKP Genel Başkanı Erdoğan ve bu saldırılardan dolayı kamuoyunda suçlanan, yahut da en azından zan altında kalan MHP Genel Başkanı Bahçeli ne tepki verecek diye bekledim.

Umudum; her ikisinin de büyük bir hiddetle bu saldırıları yapanları kınaması, bu saldırıları yapanları terörist ilan ederek, yasaların elverdiği en sert şekilde cezalandırılmaları gerektiğini, bunun için ne gerekiyorsa yapacaklarını taahhüt etmeleriydi...

İşin açığı çok ciddi bir hayal kırıklığına uğradım, maalesef iktidarın en üst makamlarında oturan her iki kişiden de bu vahim olaylar hakkında umut ettiğim ölçüde bir kınama veyahut da tepki gelmedi.

Ben bir ekonomistim, ekonomi hakkında araştırmalar yapıyor, makaleler yazıyor ve yorumlar yapıyorum, bu yazıda aslında bir siyaset yazısı değil, bir ekonomi yorumudur.

Birçok defa söyledim, ekonomi tamamen güven ve güvenlik üzerine bina edilir. Bir ülkede güven ve güvenlik yoksa faiz ne olmuş, kur neredeymiş, teşvik var mıymış yok muymuş vesair konular tamamı ile önemini kaybeder. Yatırımcı için birinci öncelik daima güvenlik ve güvendir; mevzubahis güvenlikse, geri kalan her şey teferruattır...

Elbette adli olaylar her ülkede olur, bunlar münferit kalır ve en şiddetli şekilde cezalandırılırsa güven ve güvenlik sorunu yaratmazlar. Fakat özellikle de iktidar güçleri tarafından desteklenen, korunan, kollanan şiddet eğilimli organize yapılar bir güvenlik sorunu yaratıyorsa bu artık münferit ve adi bir vaka olarak değerlendirilemez.

Eğer bugün iktidarda olan AKP ve destekçisi MHP, ekonomik bir başarı sağlamak ve yaşanmakta olan krizi sona erdirebilmek istiyorlarsa önce güven ve güvenliği sağlamak zorundadırlar.

Gazetecilerin organize bir şekilde dövüldüğü, suçluların şikâyetçi olan mağdurdan bile daha hızlı bir şekilde karakoldan çıktığı bir ülkede kimse kendini güvende hissetmez, kimse o ülkeye ve o ülkenin yönetimine güvenmez!

Bir tweet atan günlerce gözaltında tutulurken, en ufak bir muhalif eylem yapan, terörist olarak yaftalanıp tutuklu yargılama yapılıyorken, böyle bir organize saldırıyı basit yaralama olarak niteleyip karakoldan salmak son derecede endişe vericidir.

Oysa bu yapılan; anayasal düzene ve demokrasiye saldırı mahiyetinde, organize bir terör eylemi olarak değerlendirilip üzerine çok daha ciddi gidilmesi gereken bir suçtur...

Bu yetmezmiş gibi bazı MHP yetkililerinin “bizim mahallenin delisi çoktur” kabilinden adeta tehdit kokan açıklamaları durumu daha da vahim bir noktaya taşımış bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanının hızla inisiyatif alması, duruma el koyması, tavrını belli etmesi ve güven sağlayacak bir şekilde hukukun işlemesini sağlaması gerekmektedir.

Güvenlik ve güven sorunu çözülmeden ekonomi ile ilgili sair konuları konuşmak havanda su dövmekten öteye gitmez, bir anlam taşımaz...
 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.