1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. FETÖ silahı 17-25'ten önce kimin elindeydi?
Fatih Ergin

Fatih Ergin

FETÖ silahı 17-25'ten önce kimin elindeydi?

A+A-

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin 4. Yılında TBMM'de yaptığı konuşmada, "Örgütün kendini pervasızca ilk belli ettiği yer 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimidir. Bu tarihten itibaren FETÖ'nün saldırıları ve ihanetleri artmıştır." dedi.

FETÖ, 17-25 Aralık sürecinde gökten zembille mi indi? Ya da o tarihe kadar kendisini tamamen saklamayı başarmış bir örgüttü de, bir anda yeraltından mı çıktı? Oysa FETÖ, 17-25 Aralık'tan çok daha önce, başta Balyoz, Ergenekon ve Amirallere Suikast gibi kumpaslarla kendisini pervasızca belli etti.

FETÖ'nün ihanetlerini 17-25 Aralık ile başlatmak, bu çeteyi kısmen de olsa aklamaktır. Böyle bir durumda Türkiye'nin 15 Temmuz'a nasıl geldiği doğru değerlendirilemez, 15 Temmuz'dan ders çıkarılamaz. Ancak iktidar 17-25'i milat kabul ediyor çünkü, elinde tuttuğu bir silahın namlusu söz konusu süreçte kendisine döndü!

Darbe girişiminin üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen siyasi ayağın ortaya çıkarılmamasının sebebi de, bu durumla doğrudan orantılı!

FETÖ'nün kumpas davalarının mağduru emekli Kurmay Albay, CHP eski milletvekili Dursun Çiçek de Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada konu ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Çiçek, 15 Temmuz'a giden süreçte verdikleri mücadeleye iktidarın katılmadığını belirterek, katılmış olsaydı 15 Temmuz darbe girişiminin kesinlikle yaşanmayacağına dikkat çekti. 15 Temmuz öncesi siyasi iktidar ve FETÖ'nün ortaklığının çok açık olduğunu anlatan Çiçek, "Neye karşı bu ortaklık?.. Milli olan orduya karşı, devletin kurumlarına, milli çıkarlarımıza karşı. Çözüm sürecinden tutun da Kıbrıs referandumu da dahil şer odakları birlikte hareket ettiler. Sonraki süreçte de AKP'liler FETÖ'yü küçümsediklerini, darbe girişimi beklemediklerini ve alnını secdeye koyan insanların devlete silah çekeceğini beklemediklerini defalarca itiraf ettiler…" dedi.

Şurası bir gerçek ki, Türkiye'de iktidar değişmeden, siyasi ayağın ortaya çıkarılması ve yargı önüne çıkarılması mümkün değil. İktidar bunun için, FETÖ'nün siyasi ayağına ortak arıyor. Bu arayışı en son, İlker Başbuğ'un gündeme getirdiği, 25 Haziran 2009'da kabul edilen ve askerlerin özel yetkili mahkemelerde yargılanmasını sağlayan düzenlemenin o dönem Meclis'te bulunan 4 partinin de onay vermesiyle geçtiğinin Erdoğan tarafından belirtilmesi ile görmüştük…

Öyleyse biz de 15 Temmuz'un üzerine çekilmek istenen perdeye karşı tarihe not düşelim…

15 Temmuz; Yıllarca Türk milletine 'hoca efendi' olarak yutturulan bir haçlı artığının maskesinin düştüğü ve bu maskenin altındaki ihanetin herkes tarafından görüldüğü gündür.

Kandırılma konusunda dünya rekorunu elinde bulunduran yöneticilerimizin Türkiye'yi getirdiği noktadır.

Devlet kademelerinde görev almanın liyakate göre değil de Pensilvanya referansına bağlanmasının neticesidir.

Sırf elinde güç var diye bu ihanet şebekesinin arkasından gidenlerin, himmet toplantılarında onlara para yağdıranların, gazetelerine abone olanların, sözde Türkçe olimpiyatlarında statları dolduranların ayıbıdır.

Sözde din adamlarıyla içimize fitne sokma, başımıza çorap örme oyununun halen güncel olduğunun kanıtlandığı gündür.

Elini eteğini öptükleri Papa'yı yıllarca Türk milletine gizli Müslüman diye yutturmaya çalışanların aslında gizli Hıristiyan olduklarının ortaya çıktığı gündür.

Yıllarca "Atatürk hocaları astı" diyenlerin kısmen de olsa "acaba Atatürk böyle hoca kılıklı hainleri mi astı" diye soru sormaya başladığı gündür.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.