1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Esad ile iş birliğini engelleyen güç!
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar

Esad ile iş birliğini engelleyen güç!

A+A-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin terör tehdidinden kurtulabilmesi için Şam yönetimi ile iş birliği yapılması gerektiğini belirterek, "Ancak bir ülke, egemen güç bunu engelliyor" dedi. Kılıçdaroğlu'nun bu açıklaması, AKP Türkiye'sinin Suriye politikasındaki dikkat çeken ve izaha muhtaç bir çelişkisi üzerinden okunmalıdır...

Suriye'de iç savaşın başladığı ilk andan çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığı döneme kadar, AKP iktidarının Suriye'nin politikası açık bir şekilde ABD'ye endeksliydi. Esad rejimine bu sebeple cephe alındı. PYD, bir ABD projesi olan eğit-donat kapsamında Suriyeli diğer muhalif gruplarla birlikte Türkiye tarafından eğitildi! Ancak, çözüm sürecinin sonlanmasının ardından AKP iktidarı, meşru gördüğü ve elebaşı Salih Müslim'i Ankara'da kırmızı halı ile karşıladığı PYD'yi terör örgütü olarak tanımlamaya başladı. Ardından, uçak krizi bir süre rötar yaptırsa da, Türkiye'nin Suriye'de Rusya ve İran eksenine yakınlaşma süreci ortaya çıktı.

Peki AKP Türkiye'si, Rusya ve İran ile yakınlaşırken, ABD'nin politikalarından uzaklaştı mı? PYD'nin iktidar nezdinde meşru görülmekten terör örgütü olarak tanımlanan bir noktaya gelmesine bakarsak, öyle görünüyor ama işin aslı öyle değil. Çünkü AKP iktidarının Suriye iç savaşında istikrarlı hareket ettiği tek bir konu var, o da Esad karşıtlığı! Oysa Rusya ve İran, Esad rejiminin ayakta kalması için Suriye'de.

AKP Türkiye'si ise, hem her fırsatta Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu söylüyor, hem de ABD ile birlikte Esad karşıtlığını sürdürüyor. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde ABD destekli PYD'ye karşı sürdürdüğü düşman unsur politikasını, Suriye coğrafyasının diğer bölgelerinde Esad'ı düşman unsur görerek adeta baltalıyor. Üstelik, Suriye iç savaşının bugün geldiği noktanın ülkenin bütünlüğünü Esad'dan başka sağlayabilecek bir ismin olmadığını göstermesine rağmen...

İşin bir diğer yanı ise; Türkiye'nin ABD ile birlikte karşıtlık sergilediği Esad rejiminin, tıpkı Türkiye gibi Fırat'ın doğusunda terör örgütünün varlığına karşı olmasıdır. Garip ki, Fırat'ın doğusundaki durum, hem Suriye hem Türkiye'nin toprak bütünlüğüne birinci dereceden tehdit oluştururken, iki ülke bir araya gelip görüşemiyor. Türkiye'nin başlattığı Barış Pınarı Harekâtı'nın kapsamını, sınırlarını ise bilmiyoruz. Ancak harekât en fazla, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 30 km. derinlikte Güvenli Bölge oluşturma düşüncesine göre şekillenir ve sonlanırsa, Barış Pınarı boşa kılıç sallamak olur. Çünkü 30 km. altında PKK/PYD varlığı yine ayakta kalır ki, TSK'nın harekâtı da bu terör varlığını meşrulaştırmaktan başka bir şeye yaramamış olur. Türkiye'nin ABD ile vardığı güvenli bölge mutabakatı gibi, Erdoğan'ın kafasındaki güvenli bölge fikri de, PKK/PYD'yi sınırımızdan belli ölçüde sürmekten başka sonuç vermez.

Öyleyse Türkiye için mesele, dönüp dolaşıp aynı yere çıkıyor; Esad rejimi ile iş birliği! Hem 30 km. derinliğin ardında PYD'nin ayakta kalmaması hem de TSK'nın bölgeden ayrılmasının ardından güvenli bölgenin akıbetinin belirsizlikler içerisine hapsedilmemesi için Esad ile işbirliği stratejinin oluşturulması kaçınılmaz şekilde karşımızda duruyor. Ancak buna rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi, "bir egemen güç" bu iş birliğini engelliyor. O güç, ABD'nin Orta Doğu'daki politikalarını şekillendiren, Trump'ın daha önce de niyetlenmesine rağmen ABD'nin Suriye'den çekilmesini engelleyen devletin egemen aklıdır. Peki, Türkiye'nin devlet aklı nerede? Türkiye'yi yönetenler o aklın yörüngesinden çıkmadığı sürece, Suriye ve sınırlarımızın güvenliği sorunu hiçbir şartta ortadan kalkmayacak...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.