1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Ermenilere tazminat ödenir mi?
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Ermenilere tazminat ödenir mi?

A+A-

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Joe Biden'in yapmış olduğu konuşmada 1915 yılında Ermeniler'in başlarına gelen olaylar ile ilgili olarak "soykırım" sözcüğünü kullanmış olması konuyu tekrar gündeme getirdi ve tartışmaları yeniden alevlendirdi, haklı olarak Türkiye'den itiraz sesleri son derecede güçlü bir şekilde yükseldi.

Bakınız soykırım son derecede ciddi bir suçtur ve böyle bir karar vermek sadece ve sadece hukukun hakkıdır parlamentoların, politikacıların ve yahut da tarihçilerin değil!

Ben bu yüzden politikacıların yaptığı böyle açıklamaları tamamı ile boş beleş laflar olarak kabul ediyorum.

Hukuken bir fiilin soykırım suçunu oluşturabilmesi için ya iddia olunan eylemlerin gerçekleştiği ülke yargısının ya da yargılama yetkisine sahip bulunan Uluslararası Ceza Mahkemeleri ya da Uluslararası Adalet Divanı gibi uluslararası bir yargısal mekanizmanın bu konuda karar vermesi gerekmektedir.

Ayrıca suçlanan kişilerin hayatta olması da kovuşturma şartlarından biridir. Çünkü soykırım suçu kişilere karşı bir ceza davası açılmasını gerektirir, bu suçtan dolayı bu suça iştirak ettiği iddia edilen kişiler yargılanır. Malum ceza davalarında da suçun kişiselliği ilkesi geçerlidir ve ancak suça fiilen iştirak eden gerçek kişiler yargılanarak suçlu bulunurlarsa cezalandırılabilirler.

1915 olayları ile ilgili bu yönde herhangi bir yargı kararı bulunmamaktadır.

I. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı devleti yıkılınca  Malta Mahkemeleri kurulmuştu. Bu mahkeme  işgal devletleri tarafından kurulan bir savaş mahkemesidir. Günümüzdeki Savaş Suçları Mahkemesi'ne benzemektedir.

18 Ocak 1919 tarihinde Ermeni tezi çerçevesinde savaş suçu işlemek ve Ermeni Soykırımı yapmakla suçlanan 120 kişi Malta Adası'na götürülmüştür.

Malta'da tutuklu bulunan kişiler hakkında suç kanıtlarının bulunabilmesi için İngilizler tarafından Osmanlı arşivlerinde geniş çaplı araştırmalar yapılmıştır. Bununla birlikte, ne zamanın İstanbul Hükûmeti, ne de Malta'daki tutuklular hakkındaki suçlamaları ispat edebilecek nitelikte hiçbir delil mahkemeye sunulamamıştır.

Bunun üzerine bölgede gözlemcileri bulunan ABD'den suçlamalara dair ellerindeki bilgilerin mahkemeye gönderilmesi istenmiştir. ABD tarafından ise ellerinde bu konunun soykırım olduğunu gösterir hiçbir belge olmadığı bildirilmiştir.

Malta'daki tutuklular, kendilerine herhangi bir suçlama dahi yöneltilemeden soruşturmaya tabi tutulmuş, 29 Temmuz 1921 tarihinde ise, İngiliz Kraliyet Başsavcısı tarafından "delil yetersizliği" sebebiyle haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

İşin soykırım iddialarına dair ana görünümü budur, bir soykırım davası açmak ve hukuki olarak böyle bir karar vermek mümkün değildir.

Fakat vatandaşlarımızın önemli bir kısmının da bildiği gibi Ermenilerin asli derdi bir soykırım davası açmak değil, bu söylemi dayanak göstererek tazminat ve toprak elde etmektir. Peki böyle bir şey mümkün müdür?

İşin açığı bu talepler Ermeniler tarafından Lozan görüşmeleri sırasında da gündeme getirilmiş, lakin herhangi bir şekilde kabul görmemiştir. Her fırsatta sorumsuzca Lozan'ı tartışmaya açmaya kalkan zevat bunu da bilmelidir.

Bakınız Türkiye açısından Ermeni dosyası önce Gümrü sonra da Lozan anlaşmaları ile tamamen kapanmıştır. Bugün itibari ile Ermeni ithamları Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından hukuki yada mali bir sorun değil, tamamı ile bir prestij, imaj ve itibar sorunudur.

Osmanlı Devleti tarafından çıkarılan sevk ve iskan kanunu savaş bölgelerinde ve cephe gerisi lojistik hatlar etrafında yaşayan ve düşman ile işbirliği yapan Ermenilerin Osmanlı ülkesinde başka bir bölgeye göç ettirilerek orada iskan ettirilmesini emreder.

Ermenilerin iskân işlerinin adil bir şekilde yapılabilmesi için Dâhiliye Nazırı Talât Paşa, adı geçen müdürlüğün alması gereken tedbirleri şöyle sıralamıştı: Nakli gerekenler, iskân edilecekleri yerlere refah içinde can ve mal güvenlikleri sağlanarak sevk edileceklerdir. Gittikleri yerlerde kesin yerleştirilmelerine kadar, geçimlerini sağlayabilmeleri için kendilerine göçmen ödeneğinden yardım yapılacaktır. Eski mali durumlarına uygun olarak kendilerine arazi ve mal verilecektir. Hükûmet tarafından göçmenler için ev yaptırılacaktır. Çiftçilere tohumluk, zanaat erbabına alet-edevat verilecektir. Terk ettikleri taşınabilir mal ve kıymetler kendilerine ulaştırılacak, bu mümkün olmadığı takdirde bunların karşılığı para olarak ödenecektir. İşin açığı bu göç ve iskan operasyonu savaş şartlarında olabilecek en adil şekilde gerçekleştirilmiştir.

Daha sonra çıkarılan Emval-i Metruke Kanunu uyarınca da, Ermenilerin sahip oldukları mal, mülk, alacak ve borçlar mahkemelerce tasfiye edilmiş bakiyesi kişilerin hesabına emanette tutulmuş ve talep halinde ödenmiştir.

Bu yüzden herhangi bir tazminat talebi de hiçbir şekilde mümkün değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.