1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Erdoğan'ın görüştüğü CHP'li isim için kongre sürecine dikkat edin!
Fatih Ergin

Fatih Ergin

TÜRKÇE BAKIŞ

Erdoğan'ın görüştüğü CHP'li isim için kongre sürecine dikkat edin!

A+A-

Sözcü yazarı Rahmi Turan'ın siyasetin gündemine bomba gibi düşen iddiasını herkes tartışıyor. Herkes, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Saray'da gizlice görüştüğü ve "Türkiye'nin geleceği için senin CHP Genel Başkanı olman lazım" dediği kişinin kim olduğuna dair fikir yürütüyor. Erdoğan'ın "Türkiye'nin geleceğinden" kendi geleceğini kastettiği şüphesiz…

Hiç kimse, 31 Mart yerel seçimlerinden çıkan tablo ve iktidar partisinin içerisinde bulunduğu çöküş sürecini temel alarak bu iddiayı değerlendirmiyor. Değerlendirilse, o ismin kim olabileceği sorusu ya da hangi tarzda bir figür olduğuna dair bir şablon çıkacak ortaya.

Rahmi Turan'ın köşesine taşıdığı CHP'li bir ismin gizli saray ziyaretini gerçekçi kılan iki durum var. En basitinden başlayalım; Rahmi Turan, yılların gazetecisi. Çizgisini, yazılarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama bugün basın camiasında Türk siyasi tarihinin hafızalarından biri olan isimlerden. Dolayısı ile kendisine gelen bilgilerden hangilerinin gerçekçi olup olmadığını tartacak tecrübeye fazlası ile sahip. Adını duyurmaya da bir ihtiyacı yok...

İkincisine gelelim; yerel seçimlerde sandıktan çıkan sonuçlar, AKP için tek başına iktidardan düştüğü 7 Haziran 2015 seçimlerinden bile daha büyük bir yenilgi oldu. Her fırsatta söylüyorum; AKP, iktidara geldiği ilk dönemde sahip olduğu psikolojik üstünlüğün yarısına bile sahip değil bugün. Yerel seçimlerden bu tarafa, oyları erime eğilimini sürdürüyor. Üstelik parti içerisinde de herkesin malumu olan bir kaos var. İstifalar ve içerisinden doğacak yeni partilerle anılıyor artık AKP! Hem de, artık "egemen iktidar" sınıfında olmasına rağmen...

Erdoğan, kendisinin de daha önce açıkça ifade ettiği üzere Millet İttifakı'nın parçalanmasını istiyor. Neden? Çünkü yerel seçimlerde AKP'yi yenilgiye uğratan tek unsur toplumsal muhalefet değildi. Toplumsal muhalefetin yerel seçimlerde kendisine adres olarak seçtiği Millet İttifakı'nın bileşenlerinin farklı eğilimlerine rağmen sergilediği karşılıklı anlayış ve güven ile ittifakı ayakta tutması da etkili oldu. Sağlam bir görüntü verdi Millet İttifakı. Dahası mı? CHP, yerel seçimlerde izlediği ve Millet İttifakı ruhuna uygun stratejiyi halen sürdürüyor.

İktidar, Saadet Partisi'nin ise az görünen oyuna rağmen muhafazakar seçmen üzerindeki psikolojik gücünün farkında. SP'nin bu etkisinin kırılması için Yeniden Refah Partisi kuruldu. YRP, kontrollü şekilde sivriltilmeye çalışılıyor. İYİ Parti de, girdiği ilk genel ve yerel seçimlerde beklentilerin altında kaldı ama özellikle 31 Mart'ta Millet İttifakı'nın kazandıran partisi olarak etkisini kanıtladı. Belli ölçüde ama her an genişleme potansiyeli bulunan AKP karşıtı milliyetçi-Atatürkçü bir seçmen kitlesini konsolide ediyor İYİ Parti. Cumhur İttifakı'na dahil etseniz, o seçmen kitlesi kendine başka adres bulur ve kaldı ki böyle bir durumda MHP'yi kaybedersiniz. Millet İttifakı dışında kalan HDP'yi Cumhur İttifakı'na alsanız, yine MHP faktörü var ve ondan daha önemlisi, HDP'nin güncel görevi AKP karşısındaki toplumsal muhalefetin etki alanını daraltmak.  

Dolayısı ile geriye, varlığını sürdüren bir Millet İttifakı'na ve yeni partilerle kurulabilecek bir üçüncü ittifaka rağmen ilk seçimde AKP'yi iktidarda tutacak tek bir formül kalıyor.

Yani, AKP'yi bugüne kadar ayakta tutan ve 31 Mart'tan beri uykuda olan Türk toplumunun siyasi psikolojisindeki "sol paranoyası" ya da "CHP paranoyası" üzerinden oy devşirmek! O paranoya ki, bozuk ekonomi, adaletsizlikler, israf vs. dinlemez. Hatırlayın 24 Haziran 2018'deki Cumhurbaşkanlığı seçimini. Erdoğan'ın o seçimde olduğu kadar hata üzerine hata yaptığı başka bir seçim dönemi oldu mu? O seçimde ekonomi de, şimdiki kadar hissedilmese de, yine iyi durumda değildi. Ama paranoya galip geldi! Çünkü seçim boyunca uyanık tutuldu seçmenin bilincinde.

İşte bu paranoyayı uyandırarak, AKP'den kaçan ve kaçmaya hazırlanan seçmen kitlelerinin yeniden bloke edilmesini sağlayacak bir siyasetin izlenmesine ihtiyaç var. Bu ihtiyaç, söz konusu siyaseti AKP'nin değil, CHP'nin izlemesini gerektiriyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun etkisizleştirdiği, "sol geliyor"  veya "ya sol gelirse" korkusunu topluma verebilecek bir isimden başkası değil, Erdoğan'ın görüştüğü CHP'li.

Bu korkuyu, 24 Haziran 2018'de Muharrem İnce verdi. Hem de Erdoğan'ın hatalarını unutturan hatalar yaparak verdi. Erdoğan da yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Ancak İnce, kendisi üzerinde yoğunlaşan iddiaları yaptığı açıklamalarla yalanladı. "Rahmi Turan'ı aradım, ulaşamadım" dedi. Turan ise yazısında, Erdoğan'la görüşen CHP'liyi aradığını ama ulaşamadığını belirtiyordu. Edindiğim bir bilgiye göre ise, Muharrem İnce'ye de telefonla ulaşmak oldukça zormuş.

Metin Feyzioğlu da, söz konusu paranoyayı uyandıracak bir isim bence. Ama eğer Erdoğan, son dönemlerde CHP seçmeni başta olmak üzere muhalif seçmenin büyük tepkisini alan Feyzioğlu'nun bu haliyle CHP Genel Başkanı olabileceğini düşünüyorsa, AKP'de kurmay aklı tamamen tükenmiş demektir. Diyeceğim o ki; Erdoğan, İnce ya da Feyzioğlu ile görüşmemiş olsa bile karşısında rakip olmalarını ya da bu iki isim tarzında bir rakip olmasını ister. CHP'de kongre süreci yaklaştıkça, Millet İttifakı'nı tahrip tehlikesi ile karşı karşıya bırakabilecek tonda çıkacak sese, sivrilecek isime dikkat edin. Rahmi Turan açıklamasa da o isim kendini belli edebilir...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.