Uğur Can Biçer

Uğur Can Biçer

Empati

A+A-

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 14 Kasım 2020 itibariyle Türkiye'de korona virüsten ölenlerin sayısının 92, yeni hasta sayısının ise 3 bin 116 olduğunu açıkladı. 

Bunun üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak Fahrettin Koca'nın yalan söylediğini tüm dünyaya ilan etti.

İmamoğlu, Fahrettin Koca'yı etiketleyerek yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

"Mezarlıklar Daire Başkanlığı'mızın "Bulaşıcı Hastalık Ölüm Sayısı" bugün 164 olmuştur. Bu sayı tüm pandemi döneminde bildirilen en yüksek sayıdır. Bulaşıcı hastalıktan vefat eden 164 vatandaşımıza Allah'tan rahmet dilerim. Sayın Fahrettin Koca tedbir almada gecikiyorsunuz."

Daha sonra bir mesaj daha paylaşan İmamoğlu, Bakan Koca'nın kendisini aradığını ve şunları söylediğini aktardı:

"Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca az evvel beni aradı. Tedbirler konusunda hassasiyetle çalıştıklarını söyledi.

Pandemi sürecinde seferberlik anlayışıyla, şeffaflık ve bilim temelinde tüm adımları hep beraber atmak vazifemizdir.

Daha sağlıklı bir Türkiye umuduyla..."

Yani Bakan Koca'nın tüm Türkiye'de 92 diye duyurduğu ölüm sayısı İmamoğlu'nun ifade ettiğine göre sadece İstanbul'da 164.

11 Mart'ta hayatımıza resmî olarak giren korona virüs illetinde başarılı bir grafik çizerken yine döndük en başa.

Hem de daha da kötü bir şekilde.

Alınan önlemler oldukça zayıf.

İnsanlar toplu taşımalarda tıka basa gidiyor.

İş yerlerinde önlemler sınırlı.

Ülkenin en az 1 ay tam kapanmaya gitmesi gerekiyor.

Avusturya yarından itibaren 6 Aralık'a kadar tam kapanmaya gidecek.

Gerekli görülmeyen dükkanlar kapanacak ve tam sokağa çıkma yasağı uygulanacak.

Mümkün olan tüm iş yerlerinde de evden çalışma yöntemine geçilecek.

Avusturya bu kararı vakaların son 24 saatte 10 bine ulaşmasının ardından alabildi.

İktidar yetkilileri cesaretli olup hızlı bir şekilde aksiyon almalı. 

Ancak ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun bazı tedbirleri alma noktasında cesaret gerektirdiğini de gözler önüne seriyor.

Bu süreçte büyük bir emek ortaya koyan, gecelerini gündüzlerine katan sağlık emekçilerine ne kadar teşekkür etsek az.

Ancak onlar da bu durumun gidişatıyla ilgili olumlu konuşmuyor, konuşamıyor.

Doktorlar kış ayının çok daha zorlu geçeceğini ve hekimlerin hasta seçmek zorunda kalabileceğini belirtiyor.

Diğer yandan yoğun bakım ünitelerindeki sıkışıklık can sıkacağa benziyor. 

Avrupa'da gördüğümüz korkunç görüntüleri yaşamamak için bir an önce hükümet yetkililerinin en katı tedbirleri alması gerekiyor.

Tüm bunların yanında sağlık emekçilerinin yanında durmak başta Sağlık Bakanlığı ve kolluk güçleri olmak üzere hepimizin boynunun borcu.

Onları el üstünde tutmamız, yüceltmemiz gerekirken hemen her gün sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve saldırı haberlerini görüyoruz.  

Yine geçtiğimiz gün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Servisinde sağlık çalışanlarına saldırıldı.

Hastanenin güvenliği o esnada neredeydi bilemiyoruz ama sağlıkçıların kendilerini korumak adına kapılarının önüne barikat kurmalarını görmek insanın içini acıtıyor.

Salgının ilk günlerinde balkonlara çıkarak her akşam saygıyla alkışlayarak destek verdiğimiz sağlık çalışanlarına yapılan bu muameleyi ben bir gazeteci olarak kaldıramıyorum ki siz bir de onların duygularını düşünün.

 Bundan dolayı her şeyden önce sağlık çalışanlarının çalışma şartları düzeltilmeli.

Bu korona virüs illetinden kurtulmamız için gereken formülde zincirin ilk halkasını onlar oluşturuyor.

Önce devlet tüm tedbirleri alacak ve gerekli şartları yerine getirecek.

Ardından bu süreci er ya da geç atlatacağız. 

Ama önce empati.

Her dakikaları ölümle burun buruna geçen bu insanlarla empati.

Başka bir şey değil.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.