1. YAZARLAR

  2. Alanur ÖZALP

  3. Dul kalma korkusu her iki cinste de mevcut -2-
Alanur ÖZALP

Alanur ÖZALP

Yazar

Dul kalma korkusu her iki cinste de mevcut -2-

A+A-

Konuya kaldığımız yerden devam ediyorum.

Pek çok hanım boşanmış olmalarına rağmen bu durumu ailelerinden, iş arkadaşlarından saklarlar. Hatta nikâh yüzüklerini boşanmadan sonra bir, iki yıl daha takarlar. Yüzüklerini taşımalarının nedenini kendilerini korumak olarak açıklarlar. Böylece kendi yaşamlarından bir, iki bazen de daha fazla yılı çalarlar. Bu hem onlara hem de yaşayacakları güzelliklere engel oluşturur. Özellikle de dul olan kişi bu kelimeyi aşağılanma, hakaret, suç, yapılan bir yanlışlık veya hata olarak kabul eder. Hatta bu duruma kendisini inandırır. Artık kadınların dulluk korkularından kurtulmaları lazım. Biz psikologlar nasıl panik ataklarda olduğu gibi hastalık haline gelmiş yoğun korkulardan insanları kurtarıyorsak, dulluk korkusundan da kadınları kurtarmamız gerekir. Bu alanda çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız doğru ve gecikmiş bir adım olacaktır. Uçak korkusu gibi bu korku da hayatımızı engelleyen ve bizi mutsuz eden bir korkudur. Bu korkuya dur demek bizim sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk önce kadınlara sonra toplumumuza borcumuzdur. Toplumumuza ve tüm kadınlarımıza gururla duyururuz ki dulluk utanılacak, saklanılacak bir yanlış, bir suç değildir. En doğrusu eşinizden boşandığınızı derhal çevrenize duyurarak kendi özgürlüğünüzü ilan edin. Yaşamınızı çalmayın. Lütfen boşandığınız gün nikâh yüzüğünüzü de parmağınızdan çıkartın. Siz bir suç işlemediniz. Toplumun eşinizi değil bir kadın olarak sizi suçlamasına, köşeye sıkıştırmasına izin vermeyin. Yüzüğü çıkardığınızda üzerinizden bir yük, bir ağırlık kalkacak ve hafifleyeceksiniz. Bu sizin kurtuluşunuz olacaktır. Artık özgürsünüz. Bir kelebek gibi hür ve özgür uçun. Hiç kimse sizi suçlamayacak, kınamayacak, eleştirmeyecektir. Eğer siz hayata karşı güçlü ve dimdik durursanız özellikle sizin korktuğunuz gibi kimse size saldırmayı, sizi rahatsız etmeyi kendinde hak göremeyecektir. Eğer görürse de o kişi kendi gelişmemiş ve suçlu olur. Toplum da onu bu konuda suçlu bulur. Toplumsal değerler daha geç kaybolur. Bu konuda biz bireyler toplumu eğitebiliriz. Eğer biz kendimize güveniyor, inanıyorsak bu bizi mutluluğa götürecektir. Kendi hayatımızdan yıllarımızı çalmadan güçlü, saygın ve güvenli olabiliriz. Özellikle insanlar hayatlarını saygın geçirmek isterler. Bu insanlık hakkıdır. Boşanmış kadında artık toplumun gözünde saygın olmalıdır. Bu saygınlığı önce o kendisine göstererek kendisinin saygın olduğuna inanmalıdır. Erkekler boşanma düşüncesini akıllarından geçirdiklerinde hemen nikâh yüzükleri kaybolur ya da artık parmaklarını sıkmaya başlar. Kadınlar da boşanma davası sonuçlandığında yüzleri kızarmadan, huzurla nikâh yüzükleri olmadan da kendilerini emniyette hissedebileceklerdir. Günümüzde psikologlar bu alanda kişilere doğru adımları atarlarken yardımcı olurlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.