1. YAZARLAR

  2. Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

  3. Doğrudan yabancı yatırımlar
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

EKONOMİ VE GERÇEKLER

Doğrudan yabancı yatırımlar

A+A-

Bir ülke ekonomisi için yatırımlar çok önemlidir. Yatırım olmadan üretim artmaz, üretim artmadan da bir ülkede refahın ve zenginliğin artması ise asla mümkün değildir.

Yatırım dediğimiz zaman bir çok kişi sadece finansal ya da parasal yatırımlardan bahsedildiğini düşünmektedir. Oysa ben yatırım denildiği zaman fiili olarak bir mal ya da hizmet üretimi ortaya çıkartacak, yeni istihdam yaratacak reel tesis yatırımlarından bahsediyorum. Elde kazma kürek yapılan bir fabrika, yol, baraj yatırımıdır önemli olan.

Elbette mevcut tesislerin satın alınması ya da bu tür tesislere ortak olunması yoluyla döviz getirilmesi de doğrudan yabancı yatırımdır lakin bu türdeki yabancı yatırım mevcut ülke servetine, üretim ve istihdam kapasitesine yeni bir ilave yapmaz yeni bir katkıda bulunmaz.

Yapılan doğrudan yabancı yatırım sonucunda eğer yeni bir tesis kurulup, bu tesiste küresel ölçekte bir mal ya da hizmet üretilip piyasaya arz edilebilecek, bu şekilde döviz de kazanılabilecek ise, istihdam, refah artışı ve dahası bir teknoloji transferi yaratılabilecekse bu yatırım ülke menfaatleri açısından mükemmel bir doğrudan yabancı yatırım olarak tarif edilebilir.

Doğrudan yabancı yatırım ise ülkeye hem döviz getirmesi ve hem de teknoloji transferine yönelik katkı sağlayacağı beklentisi ile çok önemsenir. Finansal kaynak ve teknolojik bilgi gereksinimi duyan ekonomiler için doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomik büyümenin artırılması ve sürdürülebilmesine yönelik destek olacağı özellikle küreselleşmeyi ve Neoliberal politikaları savunan çevrelerce dillendirilmektedir.

Türkiye'nin son dönemdeki doğrudan yabancı yatırım trendine bakarsak;

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre Türkiye'deki toplam doğrudan yabancı yatırım girişi 2002 yılına kadar sadece 15 milyar ABD doları seviyesinde yer alırken, bu rakam 2003-2017 döneminde 193 milyar ABD doları seviyelerine kadar yükselmiştir.

Finans %35, imalat %24 ve Enerji %12 oranları ile son 15 yılda Türkiye'de en fazla doğrudan yabancı yatırım çeken sektörler olmuştur.

Son 15 yılda Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırım girişinin büyük bir kısmı Avrupa, Kuzey Amerika ve Körfez ülkelerinden gerçekleşirken, girişinin büyük bir kısmı Avrupa, Kuzey Amerika ve Körfez ülkelerinden gerçekleşirken son zamanlarda Asya ülkelerinin payında da belirgin bir şekilde artış gözlemlenmektedir.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye'deki uluslararası sermayeli şirketlerin sayısı 2002 yılında 5.600 iken, 2017 yılı sonunda 58.954'e ulaşmıştır. Bu şirketlerden 22 bin 559'u Avrupa Birliği ülkeleri sermayeli olurken, AB ülkeleri ortaklı şirketler içinde 7 bin 151 şirketle Almanya ilk sırada yer almıştır. AB dışındaki Avrupa ülkeleri ortaklı uluslararası sermayeli şirket sayısı ise 5 bin 286'ya ulaşmıştır.

AB'nin ardından ise 21 bin 309 şirketle Orta Doğu ve Körfez ülkeleri gelmektedir. Asya ve Afrika ülkeleri sermayeli şirket sayısı da son 5 yılda düzenli artış göstermiştir. Türkiye'de 4 bin 230 Asya sermayeli, 2 bin 530 da Afrika sermayeli şirket bulunmaktadır.

Türkiye'ye giren doğrudan yabancı yatırımında son zamanlarda bir gerileme gözlemlenmektedir, üstelik sadece giriş miktarlarında bir gerileme gözlemlenmekle de kalmıyor bu girişin bileşenlerinde de bir farklılaşma gözlemleniyor. Merkez Bankası verilerine göre Uluslararası Doğrudan Yatırım Girişi Bileşenleri'ne baktığımızda 2017'de 10.105 milyon dolarlık girişin 4.407 milyon dolarlık kısmı ve 2018'de 10.272 milyon dolarlık girişin 4.436 milyon dolarlık kısmı gayrimenkul yatırımlarıdır.

2019 yılının ilk altı aydaki 4.6 milyar dolarlık yatırım girişinin 2.2 milyar doları net gayrimenkul satışından oluşmuş. Yani yabancının doğrudan yatırım adı altında getirdiği her 100 doların yaklaşık yarısı gayrimenkul alımına dönüktür.

Görünen o ki yabancı yatırımcılar bu ülkenin teknoloji, üretim ve ihracat kapasitesini artıracak yatırımlar yerine gayrimenkul yatırımlarına ağırlık vermektedirler.

Bunun birkaç sebebi olabilir. Kur hareketleri sonucunda döviz bazında gayrimenkul fiyatlarının oldukça düşük kalması ilk akla gelen sebeplerden. Türkiye'nin sadece 250.000 dolarlık bir yatırım karşılığında vatandaşlık vereceğini açıklaması da özellikle Suriye, Irak, Mısır, Libya gibi siyasi krizlerin yaşandığı ülke vatandaşları için bir tercih sebebi olabilir.

Sebebi her ne olursa olsun bu gayrimenkul yatırımları ayrı bir çerçevede değerlendirilmeli, ülke üretim ve ihracatını artıracak yatırımlar ile karıştırılmamalıdır düşüncesindeyim.

Önceki ve Sonraki Yazılar